"akıl" etiketli yazılar:

26 March 2014 Wednesday

Toplumun aynası

Az önce Fatoş Karahasan’ın Facebook’a yazdığı şu satırlarla karşılaştım.

FatosKarahasan-1

Her kelimesine katılıyorum.

🙁

Ağustos 2012’de, Fatmanur Erdoğan “Sizce Türk insani dürüst insan mıdır?” diye sormuştu.

Ben “kendisine yapılmasını istemediğini başkasına yapan kişi dürüst değildir“ diye tanımladığımdan “Hayır!” yanıtını rahatça verebildim  Kendinden kaçmayı becerenler bu tanıma “dürüstlükle ilgisi yok, empati veya bencillik tanımıdır” dediler. Nasıl bencil ama dürüst olunuyorsa?.

(İsterseniz bu konuda [1] ve [2] yazılarımı okuabilirsiniz.)

🙁

Kendisini sorgulamaktan bu kadar uzak, bahane bulmaya bu kadar yatkın bir toplum sürekli kriz yaşamak zorunda kaılr. Bu gider, başkası gelir.

🙁

 

10 January 2013 Thursday

Kendini Doğrulayan Kehanet

Patron her işte bir yanlış bulur. Yanlış bulunca öfkelenir. Kimseyi dinlemez ve “şöyle yapın” diye emir verir. Astları artık her şeyi ona sormak zorunda kalırlar. “Her kararı ben veriyorum, bir işe yaramıyorsunuz” der. Patron haklı çıkar.

Öğretmen, herkesin matematik öğrenemeyeceğine inandığı için temel konulara inerek anlatmaz. Bu anlatış tarzı nedeniyle sadece birkaç kişi öğrenebilir. Öğretmen haklı çıkar.

Şirkete danışman çağırılır. Gelen organizasyon danışmanıdır. Organizasyon sorunlarını bulur. Şirketi düzeltmeye kalkar. Eğer finans üstadı olsaydı, finans sorunları; pazarlama uzmanı olsaydı, pazarlama sorunları bulacaktı. Meslek erbabı mutlaka bir sorun bulur. Hep haklı çıkar.

Çocuğu döverler. Arsızlaşır. Arsızlaşınca döverler. Ebeveyn haklı çıkar.

Girişimci bir rüzgara kapılır. Herkes benzer işler yaparken o bir “niş pazar” bulur. Herkesin yaptığını tekrarlar. Niş pazarın farklı gereksinmelerini yerine getirmez. Benzer işler yapan siteler kapanır. Girişimci suçu kendinde değil de piyasada bulur. Haklı çıkar.

😉

Bu olguya “kendini doğrulayan kehanet” denir.

😉

 

.

04 December 2011 Sunday

Bağış’lamak

Bugün bir sohbette konusu geçti. Oturdukları koltuk nedeniyle çeşitli güçleri edinenler, yetenek ile güç arasındaki farkı gözden kaçırırlar. Kendilerinde mizah yeteneği olduğunu sanabilirler.

Bir devirlerin başbakanı Süleyman Demirel, birilerine “kendine güç vehmedenler” demişti.

Fransızlar – aynı kelime hem mizah, hem de zeka anlamına geldiği için – espri (mizah) yapmak için esprili (zeki) olmak gerekir” derler [pour faire de l’esprit, il faut en avoir].

Tanrı vermeyince ne yapsın. Elimizden sadece bağışlamak gelir.

😀