"akıllı olmak" etiketli yazılar:

05 August 2018 Sunday

Elektrik Dağıtımda Dijital Dönüşüm – 1

Geçen Bayram’ı İstanbul’a 200 km mesafede bir köy evinde geçirmeye karar verip, 2 gün önceden gitmiştik.

Arife günü, öğleden sonra elektrikler kesildi. Sonra bir gelip bir kesilmeye başladı. (Elektrikli aletler için en kötüsü.) Biz “Galiba tamir etmeye çalışıyorlar” diye umutlandık. Sonra tümden kesildi.

Az sonra motorlu testere sesi duydum. O yöne yürüdüm. İlerideki kalabalığın yanına gittim.

Bir araba yoldan çıkmış, yoldan bir metre uzaktaki elektrik direğine çarpmış. Sonra tekrar savrulmuş ve yoğun ağaçlığa girmiş. Elektrik direğine çarpınca arabanın önü tümden gitmiş. Neyse ki arabadaki baba-oğul ufak sıyrıklarla atlatmışlar.

Elektriklerin kesilme nedenini öğrendim. Resimde sağda, elektrik direğinin boynu bükük halini siz de görebilirsiniz. “Geçmiş olsun” dedikten sonra 186’yı aramadan önce “Elektrik idaresine haber veren oldu mu?” diye sordum.

Bizzat kazanın içinde bulunan baba “Ben 186’yı aradım. Benden sabit adres istediler. Burayı tarif ettim ama “abone misiniz?” , “sabit bir adres yok mu?” gibi sorular sordular. Bunun üzerine kapadım” dedi. Adamcağız, kazadan kurtulunca ilk iş olarak 186’yı aramış.

  • Tüm elektrik arızaları tek noktadan yönetilsin diye, tüm aramalar Konya’da bulunan bir çağrı merkezine yönlendiriliyormuş. Konya’daki kişi, doğal olarak “ABC kasabasından XYZ köyüne giderken, TEM’in altından geçmeden önceki MNP köyü yol ayrımında” tarifini anlamıyor.  Oysa köyün bağlı olduğu kasabanın elektrik dağıtım görevlilerinin hepsi bu tarifi anlar.

186’ya telefon ettim. Telefonu açan kişiye aynı tarifi yaptım. Onun bu tarifi, yakınımızdaki kasabada çalışan birine aktaracağını düşünerek köyün en bilinen ailelerini söyleyip “Şunun evini geçtikten sonra, bunun arazisine gelmeden önce” diye adresi biraz daha detaylandırdım.

  • Arayanın lokasyonunu anlayan ve kaydeden bir uygulama olsa, çağrı merkezindeki görevlinin sadece “Şu anda direğin yıkıldığı yerde misiniz?” diye sorması yeterli olurdu. Böylece yöreyi bilmeyenlere anlamsız gelen tarifler yapılmazdı.
  • Yakındaki kasabadan gelecek olan ekibe “şu sapak, bu dönemeç, şunun evi, bunun arazisi” diye uzun uzadıya anlatılmaz, sadece lokasyon bilgisi gönderilirdi.

Arabayı kurtardılar, alıp gittiler. Elektrik direğinin hâli ve arabayı kurtarmak için kesilen ağaç yığınının bir kısmı aşağıdaki resimde görülüyor.

Onlar gittikten 5 – 6 dakika sonra elektrik kurumundan geldiler. Arife günü özveriyle çalıştılar. Yıkılan direği bırakıp, iki tarafındaki direkler arasına hat gerdiler. Üç hattın hiç değilse birini bağlayıp, düşük voltajla da olsa elektrik verdiler. lk fırsatta yıkılan direğin yerine direk dikilip yine 3 hat üzerinden çalışılacağını da bildirdiler.

  • Kazayı yapan aracın resimlerini iyi ki çekmişim. Bu sayede masrafın kimden alınacağı konusunda ellerinde delil oldu.
  • Diğer yandan, ilk arayan ve “lokasyonu sorulmalı” dediğim telefon numarası da kaydedilseydi, zaten elde izlenecek bir ipucu da olurdu.

Yörenin elektrik idaresinden gelenler çalışırken, elektriği kesilen 3 köyden birçok kişi uğradı. Hatta kasabadan gelip soranlar da oldu.

  • O direk yıkılınca, civar köylerden arayanlara “neden elektriklerin kesik oldu” sesli yanıt sistemi ile “Bir araba köye elektrik taşıyan direğe çarptığı için elektrikleriniz kesik. Şu anda tamir edilmeye çalışılıyor. 2 – 3 saat sonra sorun giderilecek” diye bildirebilir. Böylece onlarca kişinin aramasına bizzat insanla yanıt vermek zorunda kalınmaz, ciddi bir tasarruf saplanır.
  • Bu bilgi, lokasyon açısından şu anda orada olduğu bilinen telefon numarası kayıtlı abonelere sormadan da bildirilebilir (tıpkı geciken uçak bildirmek gibi)

😉

Ertesi gün, Bayram’ın ilk günüydü. Yine motorlu testere sesi duydum. Aynı yöne yürüdüm. Yıkılan direğin yerine tahta direk dikmek için başka bir ekip gelmişti. Telleri germeyi zorlaştıran epey bir ağacı kökünden kestiler.

Bir işçi elinde kazma ve kürekle direğin dik durabileceği kadar temel kazdı. Yarım saatten fazla sürdü bu uğraş. Oysa köyde onlarca traktör var. Birine burgu takıp oraya bir çukur açmak 10 dakika almaz. Benim misafir olduğum evin traktörü yoktu. Olsaydı, yardıma koşardı.

  • Elektrik direği dikileceği zaman muhtara “Bir traktöre burgu takıp oraya gel” diye mesaj gitse,3 köyün tamamı daha hızlı kavuşur elektriğe. Traktörü olanların çoğunluğu da durumu bilse yardıma koşardı. En azından bayram günü elektriksiz kalmamak için yardıma gelirdi.

😉

Bu kaza sayesinde, elektrik dağıtımında kriz anında birçok “hızlı çözülebilecek aksaklık” olduğunu öğrendim. Önümüzdeki dönemde dijital dönüşüm dersinde, bir grubun sektörü elektrik dağıtım olacak.

.

Elektrik dağıtım kurumu dijitalleşmesi konusu devam edecek [1] , [2] . Maalesef.

21 August 2015 Friday

İşe Akıl Katmak

Geçenlerde Facebook’da gördüm.

Tabelacıya “4 tane bayan WC ve 3 tane erkek WC tabelası hazırla” demişler. O da harfiyen yerine getirmiş

Dogru-TANIMLA

İşini iyi yapmak” deyimini farklı anladığım çok sayıda meslek erbabı var. Marangozundan IT’cisine kadar giden yelpazede işinin gerçekten ustası olmayanlarla sorun yaşarım.

Fayans yapan borulara hasar verir, tesisatçı fayansları kırar, boyacı ortalığı batırır, sinek teli yapan pencerenin menteşesini bozar, dış cephe alarm cihazı su alır…

🙁

Unutamadığım örneklerden biri şudur:

Bir mimar zengin müşterisi için 3 katlı villa çizmiş. Villanın bahçesinde geniş bir havuz varmış. Sıkça davetler veren müşterisini rahat ettirmek için her ayrıntıyı düşünmüş. Zemin katta kadınlar ve erkekler için 2 ayrı tuvalet tasarlamış.

Titiz bir mimar olduğu için erkek tuvaletindeki her pisuarın alt kısmının yerden yüksekliğini de 60 cm, 60 cm , 60 cm diye yazmış. Önden kesit, yandan kesit, perspektif, vb… hepsini hazırlayıp ustaya vermiş.

Kontrol için gittiğinde gördüklerine inanamamış. Erkek tuvaletindeki pisuarlar yerden 120 cm yukarıya monte edilmiş. Bırakın işemeyi, el yıkamak için bile yüksek… Sadece yüz yıkamaya yarar.

😉

Ustaya söylenmeye başlamış:

– Ben sana bunların ölçüsünü vermedim mi? Her birinin altına 60 cm diye yazmadım mı? Yahu, sen bir hata yapma diye 3 pisuarın her birinin altına ayrı ayrı 60 cm diye yazdım…

Usta biraz mahcup şekilde yanıtlamış:

– Mimar bey, pisuarları takarken plan ve çizimler yanımda yoktu. Aklımda yanlış kalmış.

Mimar iyice sinirlenerek bağırmış.

– Ulan planlar yanında yoktu. Onu anladık. S.kin de yanında değil miydi? İşer gibi yapıp ölçemez miydin?

🙂

İnsanın aklı yanında olmayınca… Gerekli her malzeme olsa da faydası yok.

.

14 September 2014 Sunday

Akıl Fıtığı

Aşağıda, 2002 yılından sonra, Türkiye’de rastlanan, özelleştirmeler ve /veya şirket birleşmeleri sırasında genellikle uluslararası kurumların satın aldığı yerli şirketlerde başlamış bir hastalık hakkında bilgiler verilmiştir.

AKIL FITIĞI

Okumadan önce önemli bir bilgi: Araştırmayı yürütenlerin ve bu satırları yazanların da “akıl fıtığı” olduğundan hareketle, neyin doğru neyin yanlış olduğu bilinmemektedir.

Akıl Fıtığı nedir?

Düşünce yeteneğimizin normal olması gereken seviyeden uzaklaşması ve beynin içinde; çeşitli duyguların, duyumların ve fiziksel davranışların serbestçe dolaşmaya başlamasıdır.

Ne gibi zorlamalar veya etkiler böyle bir sonuca yol açabilir?

  • Patronun kendi üst yönetiminden gelen emirlerin ve işlerin önünde durmaması, aniden kıvraklık gösterip bükülmesi veya kenara çekilmesi sonucunda, doğrudan astlara yağan zorlamalar;
  • Patronun kendi taşıması gereken sorumlulukları astlarına yüklemesi, zor kararların astları tarafından alınmasını sağlarken tüm yetkileri elinde tutmakta ısrarlı olması, sonra da “öyle değil böyle olmalı” diyerek astların beynini müsvedde kağıdına benzetmesi;
  • Ortamda olup biteni anlayamadığı için her sorumluluk konusunu astlarına devreden, ancak kararları kendisi vermekte ısrarlı olan, süreci ve ortamı anlamadığı için çıkan olumsuz sonuçlardan yine astlarını sorumlu tutan yöneticilerin tepkileri;
  • Bir gün önce büyük bir hevesle savunulan fikirlerin ertesi gün tu-kaka edilip değiştirilmesi ve oluşan değişikliğin hangi “çok haklı” gerekçelere dayandığının diğerlerine anlatılması için astların görevlendirilmesi

gibi zorlamalar, Akıl Fıtığı’nın en belirgin nedenleridir.

Akıl Fıtığı Ne Kadar Yaygındır?

Akıl fıtığı, hemen her tür şirkette görülebilir. Ancak, yabancılar tarafından satın alınan şirketlerin ve aile şirketi olmasına rağmen çok büyümüş (ama Yönetim Kurulu üyelerinin aile bireyleri olduğu) firmaların orta-üst kademelerinde oldukça yaygındır.

Özellikle kendi bildiği babadan veya yerli patrondan kalma alışkanlıklarını sürdürürken, yeni gelen “uluslararası patron”un talimatlarına açıkca tavır alamayan, diğer yandan kendi astlarına başka doğrultuda talimatlar vererek, gizli bir engelleme yapan üst yöneticilerin yanında çalışanlarda sıkca rastlanır.

Bu hastalık, üst yönetimde görülmeyip, onların yakın çevresinde yaygın ve salgındır.

Akıl Fıtığının Belirtileri nelerdir?

Akıl fıtığı, “patronum kendisini anlayan tek kişi olduğumu düşünüyor” veya “yaşasın biz de uluslararası bir şirketin çalışanı oluyoruz” diye sevinildiği zamanı fırsat bilip bünyeye yerleşir. “Haydi şunlara kendimizi gösterelim” diye dolduruş atan üst yönetimin “biiizzzzzz, Viyana kapılarında…”, “… neslin çocuklarıyız” gazıyla davranan kişilere daha çabuk sirayet eder.

Hastalığın etkisinde kalanlar, genelde daha karamsar bir havaya bürünürler. İlerlemiş vak’alarda, zaten her gün yaşadığı olgularla, doğal olaylarla, hatta televizyonda duyduğu haberlerle kavga edenlere rastlanmıştır.

“Aciz” evresinden “aziz” evresine geçmiş, oldukça ilerlemiş ve giderek kalıcı hasarlar bırakmaya başlamış vak’alarda olur olmaz gülme krizi görülmeye başlar. Bu safhada olanlar olup bitenin anlamsızlığına kızmayı bırakmış, saçmalıklara önce içlerinden, sonra da dışlarından gülmeye başlamışlardır.

Çok ileri vak’alarda “bilgelik” hakim olur. İşyerinde başınızdan geçen en saçma olayı anlattığınızda, yüzünde “olur böyle vak’alar, aldırma geçer” ifadesiyle hoşgörülü bir biçimde ve gülümseyerek bakan kişiler daha önce bu hastalığı yaratan etmenlere uzun süreli ve doğrudan maruz kalmışlardır.

Yan Etkileri:

Yolda giderken aklından geçirdiği “günün olayları”; “amirin tutarsız davranışları”; “sürekli değişen ana stratejiler” ile yüksek sesli kavga eden, bu sayede dıştan “osuruğuna tekme atıyor” görünümünde olan kişiler genelde toplum tarafından “olağan” karşılanır. Hatta benimsenir. Gençlere örnek teşkil ettirilir.

Ancak, gün içinde oluşan saçmalıkları düşünerek gülümseyen kişiler, özellikle cins-i latif grubundaysalar, anında sözlü tacize uğrarlar. Bu ülkede, yolda gülümsemek gibi bir yanlış yapan hanımın başına gelenler, onların da başına gelir. Taciz, “madem ki gülümsüyor, öyleyse…” diye düşünen densizlerin uygulamalarına göre, hangi yandan yapılmışsa, o yan etki ile (örn: sağ kalçadan girişimde bulunulmuşsa, “sağ yan etki” diye) adlandırılır.

Akıl Fıtığının Temel Özellikleri:

Akıl fıtığı, kısmi bulaşıcılığa sahiptir. Genel olarak üst yönetime bulaşmaz, hatta görmezden gelerek yanlarından geçer. Ayrıca, boşveren, aldırmayan, “gelen ağam, giden paşam” diyen, her mevsimin ve her iktidarın yakın adamı olmayı becerenlere de bulaşmaz.

Ek olarak, iyi niyeti saflık derecesine ulaşmış olan, yaşamı zaten bir havucun peşinden koşmaktan ibaret zanneden, “varsam işim ve patronum olduğu için varım. Tanrı patronuma zeval vermesin” diye düşünen kişiler de karantina, aşı veya benzeri bir korunma kullanmalarına gerek kalmaksızın doğal olarak hastalıktan muaf tutulmuşlardır.

Sürekli olarak minderden kaçan kişilerin, kendilerini kovalayan kişilere hangi bölgelerini yakın bıraktığını bilen, işini yapmak isteyen, çalışkan kişileri hızla etkisi altına alabilir.

Akıl Fıtığından Nasıl Korunuruz?

Genel olarak, esnek ve kıvrak üst yönetime bağlı, çalışkan, sonuç odaklı ve işini layığı ile yapmayı amaçlayan kişilerin korunması pek mümkün değildir. Bu durumda tek korunma yolu, malum beyaz kağıdın altını imzaladıktan sonra, arkadaşlara “hotmail” veya “gmail” uzantılı bir adres vermek ve ardında “acısıyla tatlısıyla anılar bırakarak” sahayı terketmektir.

Üst yönetimini “acele etmeyelim, ne istenildiğini iyice anlayalım”; “beğenilmek için ağzımızla kuş tutarız demeyelim, tutamadığımız anlaşıldığında ağzımıza başka bir şey verirler” diyerek ikna edebilen kişilerin de hastalığı rahat atlatma ihtimali vardır.

Ayrıca, hastalığa doğrudan maruz kalan bazı kişilerin “Yaşasın ben de yönetimin bir parçası olduğumu hissediyorum.”, “Artık bazı konular bana da soruluyor” şeklinde düşünmeye başlamaları hastalığın önemli bir etki bırakmadan geçmesini sağlar. Ne de olsa hastalık, üst yönetime bulaşmamaktadır.

2006 sonu

Önemli Not: Akıl Fıtığı, sadece bana ait bir buluş değildir. Benimle aynı kaderi paylaşan ancak isimlerinden bahsetmek için izin alamadığım birçok iş arkadaşım ile birlikte keşfettiğimiz ve adı Çiğdem Çetin kardeşimiz tarafından koyulan bir hastalıktır.

😉

Sitedeki pdf dosya yazıları kaldıracağım. Buraya ekliyorum.

.