"anlamlandırma" etiketli yazılar:

09 July 2016 Saturday

Anlamlandırma Sepeti

10 gün önce, Çiçek Sepeti’nin veri anlamlandırma konusunda bir hatasınıÇok Veri, Az Anlamlandırma adıyla yayınlamıştım.

Derslerimde örnek gösterdiğim güzel bir özür mesajını gönderen firmanın, bu hatasını kısa zamanda düzelteceğine dair inancımı da vurgulamıştım.

😉

Serap, birkaç gün önce, Çiçek Sepeti’nden bir mesaj daha almış.

 

cicek-sepeti-2

Geçen seferki yazının devamı gibi olunca, beni haberdar etti.

cicek-sepeti-3

🙁

Aslında e-ticaret sektörü, veri anlamlandırma için en uygun sektörlerden birisidir.

“Neden?” derseniz, dükkanda satın alan, cüzdanının büyüklüğü kadar işlem yapabilir. Özlemlerini, beklentilerini, heveslerini takip edemezsiniz. Oysa e-ticaret’te satın alma öncesi karşılaştırmalardan, satış sonrası paketlemeye kadar her konuda bir iz bırakır. (Daha ayrıntılı bilgiler için [1] ve [2] )

Verilerinizi anlamlandırmaya başlamazsanız, benzer işi yapan her hangi bir şirketten farkınız kalmıyor. Yeriniz hızla dolduruluyor.

😉

Girişimcilere başarı örneği olan şirketlerden, en azından çağdaş (yani, çok ileri olmasa da olur) kampanya yönetimi uygulamalarını bekliyorum.

Çok şey mi istiyorum?

🙁

 

 

04 April 2016 Monday

Veri Anlamlandırma

Birkaç ay önce, bir okulun MIS Bölüm başkanı, akademik veri görselleştirme uzmanları ile toplantıdaydık. Veri depolama işi yapan bir yabancı şirketin Türkiye’deki akademik iş ortağı olabilir miyiz diye konuşuyorduk.

Değerli Bölüm Başkanı “veri madenciliğini öylesine yaparız ki, şirketlerin bilmediği ilişkileri bile buluruz” gibi bir cümle söyledi. Yabancı şirketin genel müdürü “Artık veri madenciliğini veri biliminden (data science) saymıyoruz” dedi.

Artık veriyi ete kemiğe büründürmek, verinin arkasındaki hikayeyi bulmak… kısaca veriyi anlamlandırmak, veri bilimi sayılıyor.

😉

Veriyi anlamlandırmanın bir ustalık işi olduğunu belirtmiştim.

Sizin tecrübeniz arttıkça, veriyi daha iyi anlamlandırmaya başlarsınız. Şöyle ki…

1988’de Bireysel Bankacılık’a ilk girdiğimde kayıtlarında “protestolu senet” olan kişilere sonradan ödemeyi yapmış olsalar bile kredi kartı verilmezdi. Krediler Departmanı, “Borcuna sadık değil” anlamını çıkartırdı.

1993’de bankadan ayrıldım. 1994 krizi sırasında leasing sektöründeydim.

1997 senesinde Bireysel Bankacılık’a, kredi kartlarına geri döndüm. O da ne? Protestolu seneti olan müşterilere – eğer sonradan borçlarını ödemişse – rahatça kredi kartı veriliyor. Ama şirketin kuruluş yılı 1994’den önce ise ve hiç protesto kaydı yoksa, daha fazla araştırma yapılıyor.

Anlam değişmişti. Protestolu senedini sonradan ödeyen kişi, “bir krizi atlatabileceğini ispatlamış” sayılıyordu. Hiç olumsuz kaydı bulunmayanlar ise, “acaba şirket vardı ama iş mi yapmadı“, “göstermelik tabela şirketi mi” diye daha kuşkuyla karşılanıyordu.

hava-durumu-3

Her vesileyle anlatırım. Anlamlandırma, yukarıdaki resimdeki gibi “Taş ıslaksa yağmur yağıyor, taş beyazsa kar yağıyor” değildir.

Verinin arkasındaki hikaye, çoğunlukla sokaktaki adamın zaten bildiğinden düşündüğünden farklıdır. Bu nedenle tecrübe ve ustalık gerektirir.

.

Not: Bu yazı, diğer veri anlamlandırma yazılarının ve videolarının olduğu Uzaktan CRM Eğitimi sitesine taşınacak

🙂

 

16 January 2016 Saturday

Anlamak ve Hatırlamak

11 Ocak günü Facebook’da Prof. Ali Nesin’in “Müstakbel Matematikçiye Öğütler” yazısını “Tamamını okuyun. Bazı bölümleri (özellikle YAZMAK ve ANLAMAK bölümleri) her meslek erbabı için geçerli” diye vurgulayarak paylaştım. Ekran Resmi 2016-01-06 07.28.43

Ustalık konusu ne olursa olsun, “Bu benim işim” diyebilen her meslek erbabı için geçerli olan bir bölümünü buraya alıntılıyorum.

Bir kavramı ya da kanıtı anlamak demek, onu bulan kişi kadar iyi anlamak demektir. Gerçekten anlaşılan şey kişinin bir parçası olur. Anlaşılan şey “tabii ki öyledir”, başka türlü olamadığından öyledir. Bir şey anlaşıldığında aslında anlaşılacak pek bir şeyin olmadığı anlaşılır, anlaşılan şey eşyanın tabiatından dolayı öyledir.

Birçok öğrenci daha önce gördüğü teoremleri hatırlamaya çalışır. “Neydi, neydi, mutlak yakınsaklık neydi yahu, mutlak yakınsaklık olunca bir şey oluyordu, ama ne oluyordu?…” Hatırlamaya çalışan kişi konuyu anlamamış demektir. Sadece öğrenmiştir. Bir zamanlar öğrenmiştir ama şimdi unutmuştur. Yani konu onun malı olmamıştır, konu ona yabancıdır. Konu, unutulacak bir şey olarak beyne girmiş, ama içine işlememiştir. Aslında konu anlaşılmamıştır. Konu anlaşılsa hatırlanacak bir şey olmaz, o şey bilinir zaten.

Yakın dostlarımla hemen paylaştım. Özellikle şu “Anlaşılan şey “tabii ki öyledir”, başka türlü olamadığından öyledir.“cümlesi…

Diğer bölümlerinden de alacak çok ders var. Bence satır satır okuyun. Okurken de düşünün.

.