"banka" etiketli yazılar:

17 May 2011 Tuesday

Değişime direniş

Bu sabah yayınladığım Komuta tekliği yazısına 2 değerli yorum geldi.

  1. Sevgili arkadaşım Canan Onat, elemanların birden çok kişiye bağlı olmaya karşı koyuşunu yazdı.
  2. Friendfeed’e yorum yapan Berk Ülsoy ise (blogdaki yorumlara aynen aktardığım) satırlarında amirlerin davranışlarını sorguladı.

Her iki taraf (üstler ve astlar) da bu zorunlu değişime uyum sağlayamıyor.

Berk Ülsoy durum tespiti ile yetinmeyip “bu yönetim şeklinin kırılganlığı” konusunda düşüncelerimi ve “sağduyulu ve işbirlikci olmayan insanlar söz konusu ise, böyle bir yapıyı ayakta tutmanın zorluğunu; bunları ortadan kaldırmak için neler yapılabileceğini” diye soruyor.

:-o

Güzel ve zor bir soru. İnsan komplekslerini yenebilecek bir sihirli değnek bilmiyorum. Hele ki eski öğretilerin rahatlığına sığınmışlarsa, yeni uygulamayı anlamak istemeyeceklerdir.

Teknolojik gelişime karşı koymak isteyenler de var. Kısa süre, kendi çevrelerinde bazılarının hayatını zehir ederek – kendilerince -  başarılı da olduklarını sanabilirler. Sonuçta, gelişme galip gelir.

Aynı şekilde, bu organizasyonel oluşuma da karşı koymak imkansız. İstemesek de hemen her şirkete giriyor. Biraz büyüyen her şirket zorunlu olarak bu yönteme geçiyor. Teknoloji de, piyasa da yeni yapıyı zorunlu kılıyor.

;-)

Size iki örnek kişi anlatayım.

İkisi de bankada Genel Müdür Yardımcısı idi.

Biri yukarıda anlatılan amirin tipik örneği. Ona bağlı bir direktör’e “Yanlış yapıyorsun, üstelik doğrusunu da biliyorsun” dediğimde, “Şirketin çıkarları değil, benim maaşıma karar veren adamın söyledikleri önemli” demişti.

Diğeri, şirket için iyi olanı yapmaya çalıştı.

;-)

İlki, astlarının tüm iyi fikirlerine “Ben söyledim, ben yaptım” diye sahip çıktı. Astlarına hiç pay vermedi, öne çıkarmadı. Hatta ezmeye çalıştı. Durum kötüye dönünce “Ben yapmadım. Onun suçu” deyiverdi. İyileri yanından kaçırdı. Kendisi ile aynı kalitede kişilerle çalıştı.

Diğeri doğru bulduğu fikirleri destekledi. Fikir sahiplerini yüreklendirdi.

;-)

İlki şimdi de Genel Müdür Yardımcısı. Bir devirler onun yanında çalışanların bir kısmı aynı unvanda, bazıları daha yukarıda.

Diğeri ise büyük bankalardan birinde Genel Müdür.

;-)

İlki sürekli olarak diğeri aleyhine konuşuyor. Oysa diğerinin konuşma konusu bile değil artık. Hiç bahsi geçmiyor.

Sonuçta, daha yukarıdaki karar vericiler bu ayrıntıları kaçırmıyor. Şirket yönetimi söz konusu olunca, süreklilik ve tutarlılık unsurları daha öne çıkıyor. Değerli elemanların kaybından kimse hoşlanmıyor.

;-)

“İyi dedin ama, o da yıllardan beri banka Genel Müdür Yardımcısı olarak küfeyle para kazanıyor” derseniz, bir sözüm yok. Sadece gelecekte onların Genel Müdür Yardımcısı olamadan, daha erken yok olacaklarını umuyorum.

:-P

30 April 2011 Saturday

Kriz “geliyorum” der mi?

2008deki krizin önceden tahmin edilmemesi üzerine çok yazı okuduk. “Zaten tahmin edilseydi kriz olmazdı” denildi.

Gerçekten öyle mi?

Aşağıdaki ilk resim, 2007 başında yurt dışında aldığım bir eğitimde, ekonominin geleceğini tahmin üzerine bir sayfadan alıntı.

Kabaca tercüme edersek:

ABD Ekonomisi Durgunluğun 3üncü Yılına Giriyor.

ABD ekonomisi 2 yıl önce başlayan durgunluktan (resesyon) çıkmadı. ABD’nin yüksek dış borçlarından ve ABD tüketicilerinin sürdürülemez borçlanma seviyelerinden kaynaklanan düzenlemeler, sadece genel servet düzeyini kısmakla kalmadı, tüketicilerin güvenlerini de olumsuz etkiledi.

Bu olayın olup olmayacağını, olacaksa 2010′dan kaç sene önce / sonra olacağını tahmin etmek gerekiyordu.

;-)

İkinci resim / gazete yazısı ise, krizden sonra Ekim 2008′deki bir gazete yazısından (17 Ekim 2008′deki Financial Times‘dan tercüme)

;-)

Diyeceğim o ki, geleceği açıkça belli olan bir kriz varken hepimiz kendimizi kandırmışız.

İlk sayfayı hazırlayan banka şu anda dünyadan silinmiş durumda… Kendini kandırmayanlar ise diğerleri ile alay etme hakkını kullanıyorlar.

Temel’in dediği gibi: “Ha bu bize bir ders olsun.”

:-P

İlgili yazı:

;-)

27 April 2011 Wednesday

Strateji, söylem, slogan, saçmalık

1992 yılbaşında, Pamukbank‘ta çalışan arkadaşımdan bir yılbaşı kartı geldi. Aşağıdaki kart…

Okuyamayanlar için:

1992 STRATEJİLERİ

Tasarruf et
İsrafı önle
Rakamları okumayı ve kullanmayı öğren

Tedbirli ol
İş bitirici ol
Rızkına razı ol

Teknolojiyi kullan
İleri, hep ileri koş
Ter dökerek çalış
Rekabete yenilme
Evet ve hayır kelimelerini yerinde ve zamanında kullanmasını bil

;-)

Her cümlenin başharfi de koyu ve büyük yazılmış.

Blogu ve Friendfeed yorumlarımı okuyanlar bilir. Kavramlara karşı hassasiyetim vardır. Hele ki strateji deyince… Hemen arkadaşıma şöyle bir yazı faksladım.

:-P

1993 STRATEJİLERİ için önerim:

Sabırlı ol
İş bitirici ol
Karlılığa özen göster
Tedbirli ol
İleri, hep ileri koş
Rızkına razı ol
Ekonomik ol
Teknolojiyi kullan

:-D

3 dakika sonra telefonla aradı. Sekreteri faksı ona götürürken kahkahalar atıyormuş. “Hemen yırttım. Sen beni kovdurmak mı istiyorsun” dedi.

Neyse ki, yeni yıl tebriğini saklamışım.

;-)