"başarısızlık" etiketli yazılar:

18 May 2011 Wednesday

Penaltı noktası

Bu bir futbol yazısı değildir. Futboldan anlamam.

Hangi takımı tutarlarsa tutsunlar, aşırı taraftar olanları garipserim. Eğlence sektörünün bir ürünü için bunca kıyamet koparılmasının toplumsal ve siyasi nedenleri daha çok ilgimi çeker.

Maç seyretmeye düşkün değilim. Hasbelkader özetleri izlersem, gollerde pas verenin ne kadar bilinçli yaptığını ve gol atanın topa vurduğu noktaya nasıl geldiğini seyrederim. Akıl ve beceri varsa güzeldir, tesadüfen gol olmuşsa umursamam.

;-)

Bugünlerde dolaşan bir dedikodu ilgimi çekti.

Başarılarla dolu bir geçmiş olabilir. Ekip oluşturmada efsane diye anılabilir. Başarısızlıklarda ekibe sahip çıkmak, “benim hatam” demek önemlidir. Ama yetmez.

Yönetim, sürekli kendini geliştirmeyi, ilerlemeyi, hatalardan ders almayı, doğru çözümleri arayıp bulmayı gerektirir. Yöneticinin “Ben ders almam, ders veririm” diye düşünmeye başladığı an, düşüşe geçeceğine inanırım. Düzgün feed-back alamayan yönetici, başarısızlığa mahkumdur.

Umarım, inanarak değil, sadece gazetelere malzeme olsun diye söylenmiştir.

:-P

03 May 2011 Tuesday

CRM’in geçmişi

Yakından tanıyanlara söylemişimdir. Ben ilgilenmeye başladığımda CRM “müşteri ilişkisi yönetimi” (customer relationship management) değildi.

Evde geçmişe ait binlerce kağıdı temizlerken eski belgeleri buldum.

Devamı…

16 February 2011 Wednesday

Amir ve sen

Amir,

- herkesin geç saatlere kadar çalıştığı bir ortamda, saat 18.00’de çıkman için çaba sarfedecek (Buraya onlarca “like” :-) ),

- aynı katta 3 – 4 metre mesafede oturanlardan %20 daha fazla maaş almanı sağlayacak (Buraya da “like” :-) ),

- kurumu zarara sokan bir hata yaptığında kelleni vermemek için direnecek (Buraya da “like” yağdıralım) …

Ama sen,

- yetkini kullanacaksın ama sorumluluklarını üstlenmeyeceksin (Ha yaşa yahu. Klavyenden bal damlıyor valla… :-D )

- performans göstermeyeceksin (Bi dakika… Konu neden buraya geldi. İyi gidiyorduk… :-( )

- potansiyelin varmış, amirin seni iyi değerlendirmemiş, zaten “seni kimse anlamıyormuş”… bahaneler ileri süreceksin. (Kötü gidiş… Bakalım ne çıkacak?)

- uyarıları ciddiye almayacak bildiğini okuyacaksın (Gerginlik var galiba… :-( )

- kırmızı kartı görünce de amirini suçlayacaksın. (Ama… Bekleyin… Açıklayabilirim… )

;-)

Bunları niye yazdım.

Henüz 5 adam bile yönetmemiş gençler, yönetim yazıları yazıyor. Alkış tutanlar da, çoğunlukla kimseyi yönetmemiş diğer genç arkadaşlar. Doğru olmasa da popüler söylemler sosyal mecralarda çok işe yarıyor.

;-)

Lakin… Yaşam boyu mutsuzlukların ana kaynağı, çevreyi ve kendini doğru değerlendirmemektir.

Başkasına vereceği zararlardan geçtim. Feedback almayan kendine kötülük eder. Bunu kendinize yapmayın.

;-)