"basketbol" etiketli yazılar:

13 September 2011 Tuesday

Gerçekçi bakış 2

“Ben demiştim” demeyi severim. Bu sefer maalesef keyifle söyleyemiyorum.

:-(

Sabah saatlerinde NTV Spor’da Basketbol Milli Takım oyuncularının demeçlerini gördüm.

Hidayet Türkoğlu: “Ne yapalım, bu bir spor… Bu takım gerçekten daha iyi yerleri hak ediyor. Bazı nedenlerden ve şansımızın da yanında olmaması eve erken dönmemizi sağladı…. hücumda son atışları sayıya dönüştüremediğimiz için buradayız.

Kerem Tunçeri: “İyi mücadele ettiğimizi düşünüyorum. Bir-iki kişi formda belki formda olsa bu sonuçlar olmayacaktı ama bütün takım formsuzduk, hücum açısından… Çok çok düşük yüzde ile mücadele ettik, bunun yanı sıra faul atışlarımızdan da yararlanamadık. Böyle büyük maçlar, böyle kolay hataları ve kaçan serbest atışları kaldırmıyor” … “İlk iki maçımız kolay maçtı zaten. İlerleyen maçlarda istediğimiz hiçbir hücum organizasyonunu gerçekleştiremedik. Herkes canla başla savunma yaptı ve rakiplerimizi 60 sayıda tuttuk… Kaybettiğimiz maçları da son dakikalarda kaybettik.

Sinan Güler: “.. Maçlarda elimizden gelen mücadeleyi verdik ve maçları da son toplarda kaybettikHücumda tutuk oynadık, yine hücumda istediğimiz sinerjiyi yakalayamadık. Bunun en büyük etkileriden birisi de kesinlikle şut yüzdemizdir. Tempolu basketbol oynamadık. Savunmada istediğimiz şeyleri yapıyorduk ama onlardan daha çok sayı atmayı başaramadık”

Ömer Aşık: “İyi mücadele ettik ama istediğimiz oyunu oynamadık. Kaybedilen maçları, son toplarda kaybettik. Böyle olmasını biz de istemezdik. Son maçtaki, son top girse mücadelemize devam ediyorduk.

Ersan İlyasova: “Zor gruba düştük ama şansımız da yanımızdaydı, çünkü Büyük Britanya’nın galibiyetiyle biz de ikinci tura çıktık. Fakat  ikinci turda iyi basketbol oynayamadık ve galibiyet alamadık.”

:-(

Bir de şu 10 Haziran 2011 tarihli yazıma bakın.

;-)

Şimdi yukarıdaki demeçleri bir kez daha okuyun.

Sizce yakın gelecekte Basketbol Milli Takımı başka başarıları kovalayacak mı? Sizce kimler gelecekte daha başarılı olacak?

:-P

10 May 2011 Tuesday

Öğrenmek, bilmek ve uygulamak

Biz lise son’dayken sınıf geçme yöntemi değişti. Ağırlıklı ortalama getirildi.

Hiç birimiz yeni durumu bilmiyorduk. Öğrencilerden biri, Kadıköy’de tezgahtan, Sınıf Geçme Yönetmeliği  cep kitapçığı satın almış. Örnekleri iyice çalışmış. Her türlü hesaplamayı ve istisnaları öğrenmiş.

Tüm okula o anlattı. Dersten çağırıyorlar, sınıflara gidip örneklerle anlatıyor, soruları yanıtlıyordu.  Bizim kafamızda birçok endişe ve soru vardı. O kendinden emin şekilde her soruyu cevaplıyordu.

Belirsizliği azaltmak için önce içinde bulunduğun ortamın kurallarını en ince ayrıntısına kadar öğrenmek gerektiğini o zaman farkettim.

:-D

Bir basketbol ligi maçında, son saniye şutu çekildi. Top çembere dokunup yükseldi. Tam o sırada hücum eden takımdan biri havada yakalayıp içeri attı.

Çemberin hava sahasına el sokmaması gerektiği için basket sayılmadı, bir de faul aldı. Kazanmak üzere olan takımı yenildi. (O yıllarda, atletik yeteneği ile ters orantılı zekası espri konusuydu zaten.)

Kuralları bilmenin yetmeyeceğini, heyecan anlarında da akıldan çıkarmamak gerektiğini böyle öğrendim.

:-D

“Biliyordun da, uyguladın mı?” diye sorarsanız, HAYIR uygulamadım. (Size de anlattım) Ama her seferinde başıma neyin geleceğini bilerek yaptığımı söyleyebilirim.

:-P

04 November 2009 Wednesday

Kendinden kaçmak

40 yıldan beri fırsat buldukça spor yaparım. Spor yaptığım bazı yerlerde, hemen yandaki sahalarda çocukları çalıştırırlar. Onları izlerim.
:-P

Basketbol hocası 3 adım (turnike) çalıştırır. Çocukların bir kısmı, düzgün şekilde çalışır. Daha iyi yapmak için çaba sarfederler. Bazıları hemen artistik hareketler yapmaya başlarlar. Bacak arasından topu geçirir, arkasından dolaştırır, vb… Çoğunlukla topu çembere sokamaz.

Hoca 3 – 4 metreden potaya şut çekmeyi öğretir. Bazı çocuklar 7 – 8  metreden iki elleriyle topu potaya atarlar.  Henüz düzgün şut çekmeyi öğrenemeden…
:-(

O gereksiz artistik hareketlerle veya çok uzaktan şut çekince top çembere girerse, kendisini kahraman hissedecek. Ama top girmezse bir sorun yok. Zaten o kadar uzaktan atınca girmemesi olağan.

Neden böyle yaparlar biliyor musunuz.

Başkalarının kendisini geçmesinden korktuğu için… Doğrusunu yaptığında, iyi yapamadığı kendisine söylenebileceği için… Başarısız olduğunu duymamak için. Hatta bu duyguyu kendisinden saklamak için…
:-(

Kendisine hesap verebilir hedefler koymayan, hep başkalarının özelliklerine ve çabalarına bağlı işleri seçip, “elimden geleni yaptım… ama…” diyenleri gördüğümde o çocukları düşünürüm.

40 yıldan beri gözlüyorum. Artistik hareketler ile başlayıp sonradan iyi sporcu olanlar istisna denecek sayıdalar. Doğru hedefe odaklanıp emek harcayanlar, çoğunlukla amaçlarına ulaşıyor.
:-(