"Belediye" etiketli yazılar:

22 January 2012 Sunday

Çıkar çatışması

Bir doktorun devlet hastanesinde teşhis koyup, ameliyatı özel hastanede yapmasını destekliyor muyuz?

Bir öğretmenin geçer not vermek için kendisinden (veya yakın tanıdığından) özel ders almayı önermesini hoş karşılıyor muyuz?

Milletvekillerinin istedikleri gibi maaşlarını artırmalarını can-ı gönülden destekliyor muyuz?

Satınalma Müdürü’nün “bal tutan parmağını yalar” demesini çook doğal buluyor muyuz?

Tapu Memuru’nun en iyi arsaları kendisi veya yakınları için kapatmasına taraftar mıyız?

Eşe dosta ÖSYM yanıtlarının verilmesi iyi bir şey mi?

Üçüncü Köprü yolunun geçeceği arazileri, bizzat köprünün nereye yapılacağına karar verenlerin ele geçirmesi şahane bir fikir mi?

Üniversitede doktora veya doçent gibi derece sahibiyken, bir kamu görevine seçildiğinde “üniversitede kalsaydı unvan alacaktı” denilerek, 5 sene sonra otomatikman bir üst unvan (doktor ise doçentlik, doçent ise profesörlük) verilmesini haklı görüyor musunuz?

… Daha saymıyorum, binlerce örnek bulabiliriz.

Bunların ortak kavramı “çıkar çatışması” dır. Eğer bir toplum, “beceriksiz namuslu” ile “becerikli dolandırıcı” arasına sıkışmamış ise, her türlü çıkar çatışmasına olumsuz bakar.

;-)

Sadece birkaç örneği ele alacağım.

“Kamu görevine seçildiğinde üniversitede bir unvanı olanlar, 5 yıl görev yaparlarsa bir üst unvana çıksın. Ama bu karara oy verenler ancak tekrar seçilirlerse yararlanabilsin. Aksi takdirde yararlanmasın” olsa daha iyi olmaz mıydı?

Üzerine havaalanı, köprü yolu, vb. yatırımlar yapılacak olan arazilerin son 10 yıllık tapu kayıtları internet’ten yayınlansa daha iyi olmaz mıydı?

Milletvekili maaşları, diğer maaşların bir katsayısı gibi tamamen bağımsız endekslere bağlı olsa daha iyi olmaz mıydı?

:-)

Şimdi Haksız Rekabet yazımı tekrar okuyun. Yorumları ile birlikte.

:-(

 

22 January 2012 Sunday

Haksız rekabet

Birkaç ay önce bir akşam,  Atatürk Hava Limanı’ ndan (AHL) Kozyatağı’na giden HAVAŞ otobüsüne baktım. “Seferden kaldırıldı” dediler. “Daha dün sabah Kozyatağı’ndan onunla geldim” diye üsteledim.

Anlattılar. Kozyatağı’ndan AHL’ye HAVAŞ otobüsü var, ama dönüşte yokmuş. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) HAVAŞ’a yasaklamış ama kendisi Atatürk Hava Limanı’ndan Kozyatağı’na otobüs koymuş.

:-(

Osman Ata Ataç hocam, devletin ticaretteki görevini “kolay para kazanmayı zor, zor para kazanmayı kolay yapmak” diye tanımlar. Bu cümleyi “tekel durumunda olup kolay para kazananlara rakipler çıkmasına çalışmak ve zor para kazanan KOBİ’lere idari kolaylıkları sağlamak” diye de anlayabilirsiniz.

Belediyenin yeni sefer koymasına itirazım yok. HAVAŞ tekeli kırılsın, İBB de sefer düzenlesin. Hatta başka firmaların girmesi de sağlansın. Hangisini seçeceğine yolcular karar versin. Aynı işi yapan bir şirket kurup diğerine YASAK getirilmesini anlamam mümkün değil.  “Benim seçme hakkımın elimden alınması” şeklinde yorumluyorum.

Çıkar çatışması yaratmama kuralı siyasi ve profesyonel ahlak için en önemli kuraldır.  Yönetim gücünü elinde tutanların, kârlı iş alanlarına mevcut oyunculara YASAK getirerek girmesi, serbest rekabet değil zorbalıktır.

:-)

Meraklısına, Osman Ata ATAÇ’dan KOBİ – Devlet ilişkileri

;-)

30 November 2011 Wednesday

Okumak

“Dumansız hava” yalanı diye yazıyorum. Taşıtlardaki denetimi kaldırdıklarını, özellikle belediyelerin ilgi alanındaki otobüs, minibüs ve halk otobüslerinin zehir saçtığını anlatıyorum. Sigaradan yüzlerce kat zehirli dumana maruz bırakanlar “dumansız” değil “sigarasız hava sahası” deseler aldırmayacağım. (Kavramlara düşkünüm de…)

Malum taraftarlar sosyal mecralarda yazının başlığını ve bağlantısını görüyorlar. Ötesini okumaya üşeniyorlar. Sigara tüketimi %bilmemkaç azaldı haberinin linkini yapıştırıveriyorlar.

Onlara hatırlatmak garip geliyor. “Oku”

:-)