"belirsizlik" etiketli yazılar:

02 May 2010 Sunday

Hayal ve varsayım

Zaman zaman genç girişimcilerle sohbet ediyorum. Bazılarına aklım erdiğince yardım etmeye de çalışıyorum.

😛

Şunu farkettim. Büyük çoğunluğu hayal ile varsayımı karıştırıyorlar.

“Bizim en ucuz olmamız engellenemez. Hiçbir rakibim bu yöntemi bulamaz.” gibi bir cümle söyledi.

Bu cümleyi haklı kılan gerçekleri sorguladım.

– Kullandığın altyapıyı sen mi geliştirdin?

Hayır.

– Altyapıyı geliştiren firma ile organik bağın var mı?

Hayır.

– O firmayı Google’da her arayan bulabiliyor mu?

Evet.

– Sen rakiplerin hepsini tanıyor musun?

(Bu soruya “Evet” dedi. Çeşitli etkinliklerde benzer konuda sunum yapan kişilerden bahsettim ve onların projelerini bilip bilmediğini sorguladım. Bilmiyordu…)

– Peki nasıl böyle bir varsayımda bulunuyorsun? diye sordum.

Yanıt “kem… küm…

😛

Hayal etmek gerekli. Başarıya giden yolun ilk adımı hayal etmektir. Ancak, hayal ile varsayım yer değiştirmemeli. Yer değiştirirse, başarısızlık ve hayal kırıklığı kaçınılmaz olur.

Unutmayalım: Varsayım, gerçeklere dayanmalı ve belirsizliği azaltmayı amaçlamalı.

😀

Ek bilgi: İngilizce konuşulan yerlerde yanlış varsayımlar için şu örnek verilir.

ASSUME = ASS / U / ME

Yanlış yaparsan, ikimizden birinin bir tarafını acıtabilir…

😛

 

23 March 2009 Monday

Akıl fıtığı

Aşağıdan bakınca… yazısına yorum yapan Melih Cılga “organize rehavet” dayanışması kavramını ortaya koymuş. Mutlaka okuyun…

Yorumlarda da belirttim. Patron “iyi insan” ise, bu rehavet çöküveriyor.

Dahası var. İşler “bir şekilde” yürürken yeni öneri getirenleri, patron değil de (ne de olsa iyi insan) diğer çalışanlar sert karşılar. Yani, Melih Cılga’nın dediği gibi:

  • “Gerektiğinde patronu erkenden uyarmak ya da yönetim sorumluluğunun bir kısmına aday olarak taşın altına elini koymak gibi davranışlar …  işleri oluruna bırakarak rehavet duygusunu rekabetin belirsizliğine tercih edenler” tarafından engellenir.

Sonra da patronu suçlarlar… (Bu konuda başka örnekler konuşacağız zamanla…)

Ben, diğer uçtan bir örneği de masaya koymak istedim. Yönetimdeki belirsizliğin yarattığı hastalıklar…

Aslında eski bir yazı… Ama benim internet sitemin blog tarafında değil de SANDIKTAKİLER tarafında…

Akıl fıtığı…  Daha önce okumamışsanız bir göz atıverin… Tecrübeliler, çoook ortak nokta bulacaklardır.

😉

29 August 2008 Friday

Belirsizlik ve planlama

Okulda aldığım dersleri pekiştiren bir çok olay yaşadım iş hayatımda… Unutulmazlardan biri de şöyle idi:

Mezun olduktan hemen sonra Price Waterhouse’da çömez (junior) danışman olarak işe başladım. Bir Dünya Bankası projesiydi. Kamu teşebbüslerinden biri Dünya Bankası’ndan kredi istemiş. Banka da vereceği kredi çarçur olmasın diye şartlar ileri sürmüş. Paranın harcanacağı idari ve teknik konuların seçimini kendi listesindeki danışmanlık firmalarının yapmasını istemişti.

Benim çalıştığım ekip idari (organizasyon ve muhasebe) bölümlerin yapılanmasından sorumluydu. Bu proje ile ilgili iki anımı daha önce kendi blogumda ve Kariyer Yolculuğu’nda yazmıştım.

Kamu tarafı bu projeye “işlerini bitirsinler, parayı versinler ve gitsinler” diye bakıyordu. Onların gözünde “parayı almadan önce katlanılması gereken bir süreç” konumundaydık. Dolayısıyla proje kamu kurumuna yaramadı, ama benim yetişmeme çok faydalı oldu.

O yıllarda, her kamu kuruluşunda, Devlet Planlama Teşkilatı ile eşgüdümlü çalışmalarını sağlamak için APK (Araştırma, Planlama, Koordinasyon) Bölümleri vardı. (Eğer şimdilerde de varsa, ben bilmiyorum.)

Şahit olduğum olay, APK Bölüm Başkanı ile Uzman Danışman arasında geçti. Proje ekibinin Organizasyon kısmını yöneten danışman, dünyaca bilinen bir “büyük usta” idi (O yıllarda “guru” kelimesi kullanılmıyordu) Ben, görüşmeleri izlemek ve daha sonra türkçe ve ingilizce yayınlamaktan sorumluydum. Dünyanın en iyi ustalarının birinin sürekli olarak yanında geziyor, her söylediğini not ediyordum.

Büyük usta bu kamu kurumunda planlamanın nasıl yapıldığını öğrenmek istedi. APK Bölüm Başkanı hemen yakınmaya başladı: “Kurlar sürekli değişiyor… Enflasyon oranı belli değil… Hammadde fiyatları değişken… Kamunun politikaları zaten malum… Her şey o kadar belirsiz ki plan yapamıyoruz.”

Yeni mezun biri olarak, bunlar bana da doğru gibi gelmek üzereydi ki… Büyük usta, daha sonraki yıllarda hiç unutmayacağım cümleleri söyledi.

“Her şey belirli olsa, plan yapmaya gerek kalmaz ki. Kendini suyun akışına bırakan birinin, nereye gideceğini planlamasına gerek yoktur. Planlama, belirsizliği azaltmak için bir araçtır.”

Bunu unutmayın. Eğer doğru yapılırsa, planlama şirkette çalışmak için her yıl bir iki kere katlanılması gereken bir süreç değil, belirsizliği azaltmak için bir araçtır.