"bilgi" etiketli yazılar:

28 September 2010 Tuesday

Hazım sorunu 2

Her nedense hazım sorunu konusunda düşünmeye başlamam, Selim Tuncer’in yazılarınden sonra fazlalaşıyor.  Muhtemelen Selim ustanın konuyu kuramsal şekilde anlatması ve bazılarının ısrarla anlamamaya çalışması nedeniyle… Zaman zaman ben de dayanmayıp katılıyorum. Ve…

Bazıları, kuramsal tartışmayı, köy kahvesinde tavla oynamak sanırlar. Her yeni cümlede, binlerce kez söylenmiş, sığ ve konuyla ilgisiz bir tekerlemeyi atıverirler.  Tartışmaya yeni bir boyut değil anlamsız örnekler getirirler. Bu sefer o kısmını anlatırsınız. Siz bir kavramı anlatmaya çalışırken, o anlamayan seyircilerin “kazandı” demesine odaklanmıştır.

Tartışmazlar. Tartışmayı okuyan (muhtemelen kuramsal düzeyde bir tartışmayı pek fazla yapmamış) kişilerin gözünde “galip” addedilmek  için çaba sarfetmeye başlarlar.

Siz “gemi ne kadar sağlam olursa o kadar iyi olur” dediğinizde “Titanik de sağlamdı, ama battı işte” diyene bir sözünüz olamaz. Anlatmazsınız batmasının  sağlamlıkla ilgisiz olduğunu, yanlış yönetildiğini, vb… O “nasıl morattım adamı” edasındadır.
;-)

Israrla anlamayanlar için Ömer Seyfettin’in Nâdân adlı hikayesinin son cümlesini tekrarlayayım.  (özeti burada)

Nâdân ile sohbet güçtür bilene
Çünkü nâdân ne gelirse söyler diline”
:-D

17 September 2010 Friday

Beklenen hata payı

Blog okurlarından Engin Tüzün, konulara farklı yaklaşır.  Ayrıntılı sorular sorar. Yanıtlar, bazen yeni bir blog yazısı oluverir.

Veri kalitesi isimli yazı üzerine şöyle sormuş:

  • Gördüğüm kadarıyla her iş belirli hata paylarıyla yapılır (inşaatlar bile). Başak burcu titizliği işi kusursuz hale getirebilir fakat bu faaliyetler maliyeti yükseltir. Veri ambarlarında tahammül edilebilecek genel bir hata payı/oranı var mıdır? Alt segmentte oran artarken, üst segmentlerde oran azalır mı? Ya da tersi mi olur? 

Diyorum ki…

Yukarıdaki cümleye göre, sanki “bilerek hata payı bırakılır” gibi olmuş. Hata payının “şöyle olursa… ” gibi kontrol edilemeyen diğer bir değişkene göre olası durum şeklinde düşünüldüğüne inanmak isterim.

İnşaat örneğinden gidersek,  “7.8 üzerinde bir deprem olursa yıkılabilir” gibi…  Eğer bölgede 7.8 üzerinde deprem olma olasılığı ihmal edilebilir düşüklükteyse, gereksiz maliyet yaratılmaz.  Sanırım aynı fikirdeyiz.
;-)

Mükemmeli arayışı bir burç (Başak burcu) ile birlikte anmaya gelince… en yakın arkadaşlarımdan biri Başak burcu. İnanın, yıllarca arkasını topladım. O da benim titizliğime kızıyordu.  “Mükemmel iyinin düşmanıdır” deyip dururdu.
:-)

Bence titizlik bir burç özelliği değil, yetişme tarzı veya yapılan işin gereklerine bağlı. İki haneli milyon dolarlık proje yürütüyorsanız, her ufak hata onbinlerce dolar kaybettirir. Bu projenin yönetimini size veren patron, çok toleranslı olmaz. İşin gereği titiz olursunuz, ya da o göreve getirilmezsiniz. Getirilmişseniz de hemen kovulursunuz.
:-(

Gelelim veri ambarlarına…

Veri ambarında da, (yukarıda dediğim gibi) en baştan tahammül edilebilecek hata payı oranı diye bir kavram yok. Hata payı kavramı farklı şekildedir.

Şöyle: Gelirini bildiğimiz insanlar modellenir ve bilinmeyenlerin gelirleri tahmin edilmeye çalışılır. Bu durumda elbette bir hata payı olur.

Aynı modele göre geliri zaten bilinenler – sanki bilinmiyormuş gibi – tahmin edilir ve gerçek ile tahmin arasındaki sapmaya bakılır. Bu şekilde, verilecek kararın ne kadar yanıltıcı olabileceği bulunur.

(Dikkat: farklı bir “hata payı” kavramımız var.)

Başka bir örnek daha. Müşteriye çapraz satış için teklif yapılırken, satın alma olasılığının nasıl bulunduğunu Yaşam boyu değeri artırma yazısında anlatmıştım. (Bilgi yönetimi açısından çok ayrıntılı ve yararlı bir yazıdır.)
:-D

Özetle, bilgi yönetimi sürecinde verilere göre anlam çıkarılır, bu anlamın yüzde kaç olasılıkla doğru olduğu tahmin edilir. Teklif (veya uygulama) sonrasında gerçekleşen ile tahmin edilen tekrar ölçülür. Tahmin edilen hata payı ile gerçekleşen arasındaki fark da anlamlandırılır.
:-)

Daha somut akılda kalması için biraz daha detaylandıralım.

Müşteriye yapacağınız teklifin kabul edilme olasılığını başta %65 diye buldunuz. Demek ki – daha en baştan – %35 bir hata payı var.  Bu hata payı size müşteri kaybettirmeyecekse, müşteriniz sadece HAYIR deyip ilişkisini sürdürecekse teklif edersiniz.

Diyelim ki, o segmentteki tüm müşterilere teklif ettiniz ve %58‘i kabul etti.

Bir hata oranı daha çıkıyor. %65 ile %58 arasındaki fark. O da sizin modelinizin hata payı. Bu hata payını daha sonraki çalışmalar için de kullanırsınız. Modeliniz başka bir segment için %55 kabul edilecek demişse, gerçek kabul oranının %50 civarında olacağını düşünürsünüz.
:-D

Hatalı veri olduğunda, erkek müşteriye “Kemal hanım” deme ihtimaliniz olur. Müşteriyi kaybedebilirsiniz.

Bu nedenle Veri kalitesi yazısında “eksik veri varsa da karar alınabilir;  ama veri hatalıysa doğru karar çıkmaz” denilmiştir.
:-)

Engin Tüzün’e teşekkürler. Sayesinde sabah saatlerinde hemen bir yazı ekleme fırsatım oldu. Yorumdaki “bilgi güncelleme kampanyaları ne derece etkilidir?” sorusunu başka bir yazıya bırakıyorum.
:-D

16 September 2010 Thursday

Bilgi yolculuğu üzerine

Dün 2 etkinliğe katıldım. İlki daha önce duyurusunu yaptığım SAS ve Teradata’nın çözüm ortaklıklarını anlattıkları konferans idi.

Diğeri 20 + yıldan beri doğru ve kararlı yürüyüşüne şahit olduğum Onur Alver’in şirketi Verisoft’un ödeme sistemleri ve sadakat konusundaki semineri.

Önümüzdeki günlerde, her ikisinde aldığım notlardan bahsedeceğim.
:-D

İlk toplantıda (ki ben de konuşmacıydım)  SAS ve Teradata, bilgi yönetimi yolculuğunda birbirini tamamlayan faaliyetlerini birleştirdiklerini açıkladılar. “Veri ambarında analitik” (in database analytics) kavramının üzerinde durdular.

Bu noktada 2 önemli kanaatim var.

1 – Her iki kurumun da müşterisi olup, başarı öyküsü yaratan firmalar, zaten bu birleştirmeyi yapmışlardı. Bu iki kurumun güçlerini birleştirmeleri, bundan sonra müşterilerin veri’den bilgiye ve karar vermeye giden  sürelerini ciddi olarak azaltacaktır.

  • Alınacak ders: Müşterileriniz sizin yazılımlarınızla birlikte başka kurumlara ait yazılımları kullanarak başarı öyküleri yaratıyorlarsa, kimlerle stratejik iş ortaklığı yapmanız gerektiğini biliyorsunuzdur. Piyasa doğrusunu öğretir. Diğer seçenekleri boş yere zorlamayın.

2 – Web 3.0 konuşmaya başladık. Hız çok daha önemli oluyor. Veriyi alıp değerlendirmek, işlemek, modellemek ve sonuçlara göre karar vermek için süreler 2 tıklama arasındaki zaman düzeyine inecek. Dolayısıyla  “veri ambarında analitik” (in database analytics)  bir bilgi yönetimi standartı haline gelecek.

  • Alınacak ders: Kurumlar bilgi yönetimine yatırım yapmalı. Aksi takdirde, internet sayesinde kapandığını sandığımız küçük-büyük farkı  yeniden açılıverir.

:-D