"birey" etiketli yazılar:

31 October 2009 Saturday

Yorumlamak / anlamak

Birbuçuk yıldan beri blog yazıyorum. Neredeyse günde bir yazı.

Bazılarını çok tartışıyoruz. Aynı fikirde olmasak bile, okuyanlara faydalı olan her tartışmayı keyifle not ediyorum.  Yorumlarda friendfeed’de de tartışıldığını özellikle belirtiyorum. Karşıt fikirler, yeni derslere ve düşüncelere yönlendirdiği için…

Bir de diğerleri var:
:-(

“Tartışmaya açığım ama suçlamaya ve gerçekleri saptırmaya kalkarsanız, yorumunuzu yayınlamam.” diyorum.

Yanıt: “Tabii ki yayınlamak ya da yayınlamamak blog sahibinin yetkisindedir. Ama beni yönlendirmek ne yazıp yazamayacağımı söylemek kimsenin haddi değildir.”

Meali: Adam gibi tartışamam. Fikir sunamam. Bundan ötürü suçlamaya, hakaret etmeye ve gerçeği saptırmaya devam edeceğim. Sen ister yayınla, istersen yayınlama…
;-)

Başka konu tartışılırken “Sen vatan için ne yaptın.”; ” Sen insanlık için ne yaptın.”; ” Sen Afrika’daki açlar için ne yaptın.”… gibi cümleleri UCUZ veya SIĞ olarak niteliyorum.

Diyorum ki: Ben de sana “Önce anadilini öğren. Soru eklerini ayrı yaz.  Dahi anlamına gelen de ve da’ları ayır. Sonra yorum yaz”  diye sığlık yapabilirim. Aynı sığ davranışı göstermiyorum. Sen yine yaz. Yeter ki adam gibi tartış.

Yanıt: Benim yazdıklarım sığ ama bir imla hatasından bahsetmek nasıl bir derinlik bunu da anlamak mümkün değil.

Meali: Cümleyi uzun tutmuşsun. İçinde karşılaştırmalar ve önermeler var. O kadar uzun cümleyi anlayamam.  İlk paragraftan sonra, sallarım hakaretleri…
;-)

Unvanını mesleği zannedenleri yazdım. Kendisi birey / kişi olmayı beceremeyenlerin Dernek Yöneticisi, Kulüp Başkanı, Oda Başkanı, Genel Müdür Yardımcısı, vb… unvanları arkasına sığınmasını her zaman eleştirdim.

“Bana yanıt vereceksen, unvanının arkasına gizlenme… Sorunun yanıtını ver. Yanlışın hesabını ver.” diyorum.

Yanıt: Böyle yaparak cezalandırdığınızın yönetim değil bu büyük camianın derneği (odası, kulübü, departmanı…) olduğunun farkında değilsiniz.

Meali:
Unvanıma sığınıyorum. Ancak onun arkasına geçerek yanıt verebilirim. Yönetim olarak düzgün hesap veremeyeceğim için hemen bana değil kuruma zarar verdiğinizi söylerim.
;-)

Önce anlamıyorlar sanıp anlatmaya çabalardım. Sonra öğrendim. Anlamak istemiyorlar.  İplerini üstlerine attım.
:-P

21 October 2009 Wednesday

Birey olmak

Dün, Selim Tuncer‘in friendfeed’e girdiği bir not aklıma getirdi.
:-)

Genç kızımız çalışkan, saf… Delikanlı ise karizmatik. Evlenmeye karar vermişler. Herkes kıza soruyor: “Nasıl oldu?” Kız gururla yanıtlıyor: “O beni seçti.” Sanki, “diğerleri avucunu yalasın” gibilerden…

Ben kıza anlatmaya çalıştım. “Birey olmanın baş özelliği seçmektir.” Seçilmek gibi edilgen bir durum, birey olmaya yakışmıyor. Birçok seçenek arasından senin seçilmen bir ödül de olsa, asıl olan seçmektir.

Sanırım ikna ettim.
:-P

Hanım kızımız şimdi soranlara “Beni seçenler arasından onu seçtim” diye anlatıyor. Hani, “beni ne doktorlar, ne mühendisler istedi” kıvamında…
:-P