"blogger" etiketli yazılar:

25 April 2009 Saturday

Internet'te bulunmak

Eren bir sohbetimizde geçen cümleyi yazmış. Çok aydınlatıcı yorumlar almış.

Bu konuyu son zamanlarda bir çok kişi ile tartıştım, tartışıyorum.

Anlaşılabilir bir – iki  örnek ile açıklamalıyız.
:-)

Bir gazetenin künyesinin açık olmasını, arkasında hangi sermaye grubunun var olduğunun yazmasını istiyor muyuz.  Evet.

Bu şekilde olmamasını ahlaka aykırı buluyor muyuz. Evet.

Gazete yazarlarının “interaktivite”den uzak olmasının kendilerine bir şekilde dokunulmazlık sağladığından şikayet ediyor blogcular. Diyorlar ki “bloglarda yorumlar var… karşılıklı bilgi alışverişi oluyor…”

Öyleyse, “İsimsizliği desteklemiyorsan, internet’i anlamamışsın” diyenlere ne diyeceğiz…
:-(

Epey zaman önce, 8 Aralık 2007′de Ali Saydam yazmıştı.

  • Benim e-şerefsiz dediğim, adını, adresini, kimliğini gizleyerek etrafındakileri hiçbir mesnete dayanmadan boklamayı şizoid bir zevk ve/veya çıkar unsuru haline getirmiş manyaklar ortada dolanıyor. Bunların etkisini -yasal süreçler tamamlanana kadar- ortadan kaldırmanın tek yolu, işini düzgün yapmaktan ve yaptığını düzgün ifade etmekten geçer.

Yazı üzerine bir çok blogger fikirlerini belirtmişti. (Bir kısmını derleyebilmiştim.)
:-(

Bugün geldiğimiz noktada, bir çok kişinin aynı endişeleri paylaştığını gördüm.  Ortak noktaları sosyal mecralara kişisel ya da kurumsal çıkarları açısından değil, bir topluluk (cemaat) üyesi gibi bakmaları idi.

Meslek odaları için düşündüklerimin tüm topluluklar için geçerli olduğunu vurgulamak isterim.

İçindeki kötüleri, ahlaksızları, bilinçsizleri ayıklamadıkça hiç bir cemaat yükselemez.
;-)

21 December 2008 Sunday

Gillette'in blogger deneyimi…

Proje sona erdi. Kazananlar açıklandı. Benim favorilerim yaratıcılıkları ile Selçuk Koyuncu ve (hariçten) Süleyman Sönmez idi.

Bir akademisyen ve pazarlama profesyoneli olarak konuyu baştan sona ele aldım. Kendi konusunda ilklerden biri olan bu çalışmayı kayda geçirmek istedim. Bu konuda yazılmış hemen her yazıyı okudum. Daha sonra “Sandıktakiler” kısmına koymak üzere, oldukça uzun bir derleme de hazırlıyorum.

Kampanya sırasındaki tartışmaların 2 grupta toplandığını gördüm.

  1. İlk 150 blogger arasında olması gerektiğini düşünüp “ben de varım, yokum” diye tartışanlar.
  2. Gillette için yazı yazmayı, blogger ahlakına uyup uymaması açısından değerlendirenler

Birinci kısımda bulunanlar için söyleyeceğim bir şey yok. Hak ettiğini düşünenlerin talepkar olması, hak ettikleri sürece doğrudur.

Ama ikinci grupta yer alanları okumak bana ilginç geldi. Şöyle ki:

Broşürde “Gillette Fusion Power Phenom’u denemen ve tıraş olurken aklından geçenleri (tıraşla ya da Gillette’le ilgili olsun olmasın) kendi blogunda yazman” isteniyordu.

Bir çoğu “görev”, “kullanırken neler hissettiğimiz soruluyor” benzeri cümleler yazmışlardı. Anladım ki blogger’ların ezici çoğunluğu, ya kutunun içinden çıkan broşürü okumamıştı, ya da tıraş olurken akıllarına tıraş bıçağından başka bir şey gelmiyordu. Bu durumu Özgür Alaz’ın röportajında Cem Batu da “konsept dışı yazı hazırlayan bazı blogger’lar oldu. Yani tıraş olurken akıllarından geçeni yazmak yerine ürün deneyimini anlattılar” diye ifade etmiş.

Her yerde “yaratıcılık” ve “okunma” sözü edenlerin çoğunlukta olduğu blogger cemaati açısından üzücü…

Ama daha üzücü olanı, bu konuda yazmanın ahlaki olmadığının söylenmesi idi.

Broşürün okunmadığı konusunda kuşku duyuyor da olsam, deneyimlerin gerçek olduğu konusunda hiç endişem olmadı. Üstelik, blogger’ların böyle bir deneyimi yaşamalarından ve yansıtmalarından dolayı sevinç duydum. Bir yandan, “kurumlar bize reklam vermiyor, blog’ları tanımıyor, adam yerine koymuyor” diye şikayet ederken, diğer yandan “deneyimini yazmak” söz konusu olduğunda çelişki yaşamayı anlamadım / anlamıyorum.

“Beğenmeseydim keyifle yazar, yerden yere vururdum. Ama beğendim. Bunu yazarsam, reklam yapmış olurum. Bu da benim blogger kimliğime aykırı” diye düşünen bir çok blogger olduğunu gördüm. Onlara üzüldüm.

Gerçek deneyimlerini – olumlu veya olumsuz – yazarak etkinliğini göstermekten kaçınan bir mecrada reklam ile etkinlik gösterilmesini kim bekleyebilir. Sadece amatörler… Amatör ruhtan bahsetmiyorum, amatör bilinçten bahsediyorum.
:-(