"bürokrasi" etiketli yazılar:

26 August 2010 Thursday

Ofis içi yazışmalar

Diğer bölüm Direktör‘ü “Elemanlarınız mesaj gönderirken, sizi Cc’ye koymuyor. Sizin Cc’de olmadığınız mesajları ben ciddiye almıyorum.” dedi.

Gençler, “Nasıl yani oldum” diyorlar ya… Tam o durumda kaldım.

“Ekibime güveniyorum. İşlerinin ustası olduklarını da biliyorum. Cc’de olmamam, onların arkasında durmadığım anlamına gelmez.” dedim.

Beni Cc’ye koymamalarını bizzat istediğimi anlattım. “Zaten aynı kattayız. Bana danışılması gerekiyorsa,  hemen sorarlar.” dedim. Ama başaramadım.

Departmanlar arası yazışmalarda mutlaka Direktör’lerin Cc’de olması gerektiğini iddia etti. İkna edemedim.

:-)

Bizim ekip onlarca proje yapıyordu. Bankaya her yıl 2.5 – 3 milyon dolar ek  verim üreten projeler yapıldı.  Hanımefendi ise, bütün gün e-posta mesajı okuyor ve yazıyordu.

Sorunca da “çok yoğunum” diye yanıtlıyordu.
:-D

22 November 2008 Saturday

Kişisel bir şey değil

Bürokrasi kuramındaki önemli kavramlardan biri de kişiselsizliktir (impersonality). Nedir bu “kişiselsizlik” diye sorarsanız…

Kurumsallaşmış olduğunu iddia eden firmalarda masanın eni ve boyu, çekmecelerin sayısı, koltuğun şekli, telefon cihazının özellikleri kişisel beceri ve ihtiyaçlarınıza değil, ünvanınıza bağlıdır.

Masanızdaki tel zımba, makas, lamba, PC… hepsi şirkete aittir, standart renk ve biçimdedir. Yani kişisel bir şeyin masanızda olmaması kimse için garip değildir.

Aksine, masanızda eş ve çocuklarınızın resimlerinin bulunması, alet – edevatın size ait olması, değişik bir tel zımba, farklı bir makas, dışı rengarenk bir laptop, kurumsal rengin dışında dosyalar herkes tarafından yadırganır.

İşte “kişiselsizlik” budur!..

Artık, “kurumsallaşmış şirketlerde neden buluşlar olmuyor” diye sormadığınıza eminim. Buluşculuk kişiselliktir.

.

07 August 2008 Thursday

İlerleme ve bürokrasi

Daha önce Kahveyle doldurmak isimli yazımda bahsettiğim “Görünmeyen Ekonomist” adlı kitabında Tim Harford, fakir ülkelerin neden fakir kalmaya devam ettiğini de inceliyor. İletişimin kolaylaştığı bu zamanda, araştırma ve geliştirmeye yatırım yapmayacakları için, bu ülkelerin daha hızlı gelişmesini beklemek gerekirdi. “Neden böyle olmuyor?” sorusunun bir yanıtı da “bürokrasi”

Bürokrasi’nin iki ayrı tanımı vardır.

Modern sosyolojinin kurucusu olarak bilinen Max Weber, o dönemin (mükemmel özellikleri ile meşhur) Prusya Ordusunu incelemiş ve aynı yapının sivil örgütlerde de geçerli olması gerektiğini savunarak “organizasyon teorisi”ni yaratmıştır. Organizasyonun düzgün ve doğru işlemesi için gerekli kurallar bütünü “bürokrasi” olarak tanımlanmıştır.

Ne var ki, tüm dünya, Karl Marx’ın “bürokrasi” tanımını bilir. İşlerin düzgün yürümesini engelleyen, her aşamada yeni bir form, yeni bi imza gerektiren sürecin adının “bürokrasi” olarak konması nedeniyle…

Her iki kavram da 1900’lü yılların ilk çeyreği içinde olmuşturulmuştur.

Sizce, 2008 yılında dünya ile iletişimi engelleyen kararların bunlarla bir ilgisi var mıdır?