"çağrı merkezi" etiketli yazılar:

25 June 2016 Saturday

İletişim Hızı

GSM telefonu çalıyor. Bakıyorum 444 0 XXX diye bir numara.

Bankanın aradığını hemen anlıyorum. “Birkaç defadır telefonu açmamıştım. Bu sefer açayım.” diye düşünüyorum.

Açıp kulağıma yaklaştırıyorum. O anlamsız mekanik müzik sesi geliyor. Bir – iki saniye daha…

Telefonu kapatıyorum.

😉

Banka, sana bir fırsat tanımıştım ama… hakkını yine kaybettin.

KAPALI-KULAK

Müşteri deneyiminden bu kadar mı uzak olunur? Zamanı ve müşteriyi anlamamakta [1] , [2] neden ısrarcı davranılır?

İlk bir-iki saniyede dikkatimi çekemezsen telefon parasını boşa ödemeyecek misin? Youtube’da reklamların geçmesini beklemekten bir farkı var mı?

Bu düzenlemeyi yapan ve araya müzik koyan akıllı kim acaba? Kendisi telefonda o müzik sesini dinliyor mu?

🙁

 

07 June 2016 Tuesday

Günün CRM İtirafı

Sosyal mecralarda “CRM konusunda malzeme bulur muyum?” diye gezinirim.

İşte bugün rastladığım itiraf:

itiraf-160607

Ben “Çağrı merkezleri, şirketlerden (özellikle banka ve telekom operatörlerinden) nefret etmemiz için icat edilmiş oluşumlardır” dediğim zaman bana kızıyorlar.

Buyrun.

😉

 

19 February 2013 Tuesday

Personel’den Yeteneğe Yolculuk

Farkındasınız, son yazılarımda çoğunlukla bilişim devrimi nedeniyle değişenleri sorguluyorum. En çok da mesleğimde, yönetim bilimlerinde değişenlere odaklanıyorum.

Organizasyonun eskiden TEMEL sayılan unsurları da değişime uğradı. Bu sadece komuta tekliğinde de kalmadı.

😉

Bir devirler PERSONEL YÖNETİMİ departmanları vardı. Önce adları değişti. İNSAN KAYNAKLARI ismini aldı. Şimdi bu işin – eleman bulmaktan eğitim vermeye kadar – büyük kısmını dışarıya (outsourcing) yaptırıyorlar. İçin şirket içerisinde yapılan kısmı şekil değiştirdi. YETENEK YÖNETİMİ oldu. Ne de olsa artık şirketlerin amacı, insan sayısı ile ölçülmeyecek becerileri şirkette tutmak, ve yetenekli ve becerikli kişilerin sürdürülebilir katkısını sağlamak.

Teftiş kurulundaki değişimi anlatmıştım. Artık ne yapılması gerektiğini derinliğine bilen değil, ne yapılmaması gerektiğini bilen bir noktaya gittiler. Bazı kamu kurumlarında müfettişlere eski önemin verilmesi, sığ bilgiyle önemli kararlar veren elemanlar olmalarını sağlıyor. (Kamu kurumları bilişim dönemine geldiklerinde, bu da değişecek.)

Muhasebe departmanı şirketlerin en önemli bölümüydü. “Ne yaparsanız yapın, muhasebeciyle kapışmayın” derlerdi. Şimdi eski defter tutma muhasebesi de şirket dışına çıktı (outsourcing). Şirket içinde, belgeleri sıraya dizen birkaç eleman yetiyor. Onlar da paranın zaman değerini bilen, ama zamanın parasal değerini bilmeyen kişiler olarak kaldılar. Ötesini murakebe (audit) şirketleri hallediyor.

Çağrı merkezi işleri bile dışarıya yaptırılıyor. “Müşteri ile temas mutlaka markalı olmalıdır” denirken, hangi temasların markalı, hangilerinin standart olduğuna bakılıyor. Bankalar gibi yasa gereği bilgi paylaşamayan kurumlar bile, çağrı merkezlerini kendi ana binalarında değil, gelişmekte olan yerlerde konuşlandırıyor. (Şirket tüzel kişiliği dışına çıkaramazlarsa bile, fizikselolarak dışarıya atıyorlar.)

Dikkat ederseniz teftiş kurulunun, muhasebe departmanının, çağrı merkezinin değişiminde aynı baskın etmen söz konusu. Personel almaktan yetenek bulmaya giden yolculuk sadece kendi bölümünü değil diğer departmanları da değiştiriyor.

Personelin yaptığı iş dışarıya yaptırılır, ama yetenek outsource edilemez.

Yönetim bilimlerinde çok şey değişiyor. Okullar buna uyum sağlıyorlar mı?

😉