"çalışan" etiketli yazılar:

26 May 2011 Thursday

SM sana söylüyorum…

Son günlerde sıkça görüyorum. “Sosyal medya sana söylüyorum, patronum sen anla” tipinden mesajları.

Bunların şikayet olanlarını daha hoş karşılıyorum. Doğrudan söyleyemezsen, örneklendir.

;-)

Ama şöyle cümleler yok mu?…

“Büyüklerim doğru söylemiş. En ciddi insanlar bankalarda çalışıyor”

Bu cümledeki kırmızı ve mavilerin yerini şöyle değiştirebiliriz.

- Büyüklerim doğru söylemiş. En yaratıcı insanlar ajanslarda çalışıyor
- Büyüklerim doğru söylemiş. En akıllı insanlar eğitimde çalışıyor
- Büyüklerim doğru söylemiş. En zeki insanlar IT şirketlerinde çalışıyor
- Büyüklerim doğru söylemiş. En pazarlamacı insanlar hızlı tüketimde çalışıyor

Siz de kendinize uygun olayı ekleyebilirsiniz. (Mavi yazılı olanlar, kendi çalıştığınız yer olmalı)

:-)

Aman dişlerini fırçala… Yaladığın yerlerin kokusu sinmesin.

:-D

17 May 2011 Tuesday

Değişime direniş

Bu sabah yayınladığım Komuta tekliği yazısına 2 değerli yorum geldi.

  1. Sevgili arkadaşım Canan Onat, elemanların birden çok kişiye bağlı olmaya karşı koyuşunu yazdı.
  2. Friendfeed’e yorum yapan Berk Ülsoy ise (blogdaki yorumlara aynen aktardığım) satırlarında amirlerin davranışlarını sorguladı.

Her iki taraf (üstler ve astlar) da bu zorunlu değişime uyum sağlayamıyor.

Berk Ülsoy durum tespiti ile yetinmeyip “bu yönetim şeklinin kırılganlığı” konusunda düşüncelerimi ve “sağduyulu ve işbirlikci olmayan insanlar söz konusu ise, böyle bir yapıyı ayakta tutmanın zorluğunu; bunları ortadan kaldırmak için neler yapılabileceğini” diye soruyor.

:-o

Güzel ve zor bir soru. İnsan komplekslerini yenebilecek bir sihirli değnek bilmiyorum. Hele ki eski öğretilerin rahatlığına sığınmışlarsa, yeni uygulamayı anlamak istemeyeceklerdir.

Teknolojik gelişime karşı koymak isteyenler de var. Kısa süre, kendi çevrelerinde bazılarının hayatını zehir ederek – kendilerince -  başarılı da olduklarını sanabilirler. Sonuçta, gelişme galip gelir.

Aynı şekilde, bu organizasyonel oluşuma da karşı koymak imkansız. İstemesek de hemen her şirkete giriyor. Biraz büyüyen her şirket zorunlu olarak bu yönteme geçiyor. Teknoloji de, piyasa da yeni yapıyı zorunlu kılıyor.

;-)

Size iki örnek kişi anlatayım.

İkisi de bankada Genel Müdür Yardımcısı idi.

Biri yukarıda anlatılan amirin tipik örneği. Ona bağlı bir direktör’e “Yanlış yapıyorsun, üstelik doğrusunu da biliyorsun” dediğimde, “Şirketin çıkarları değil, benim maaşıma karar veren adamın söyledikleri önemli” demişti.

Diğeri, şirket için iyi olanı yapmaya çalıştı.

;-)

İlki, astlarının tüm iyi fikirlerine “Ben söyledim, ben yaptım” diye sahip çıktı. Astlarına hiç pay vermedi, öne çıkarmadı. Hatta ezmeye çalıştı. Durum kötüye dönünce “Ben yapmadım. Onun suçu” deyiverdi. İyileri yanından kaçırdı. Kendisi ile aynı kalitede kişilerle çalıştı.

Diğeri doğru bulduğu fikirleri destekledi. Fikir sahiplerini yüreklendirdi.

;-)

İlki şimdi de Genel Müdür Yardımcısı. Bir devirler onun yanında çalışanların bir kısmı aynı unvanda, bazıları daha yukarıda.

Diğeri ise büyük bankalardan birinde Genel Müdür.

;-)

İlki sürekli olarak diğeri aleyhine konuşuyor. Oysa diğerinin konuşma konusu bile değil artık. Hiç bahsi geçmiyor.

Sonuçta, daha yukarıdaki karar vericiler bu ayrıntıları kaçırmıyor. Şirket yönetimi söz konusu olunca, süreklilik ve tutarlılık unsurları daha öne çıkıyor. Değerli elemanların kaybından kimse hoşlanmıyor.

;-)

“İyi dedin ama, o da yıllardan beri banka Genel Müdür Yardımcısı olarak küfeyle para kazanıyor” derseniz, bir sözüm yok. Sadece gelecekte onların Genel Müdür Yardımcısı olamadan, daha erken yok olacaklarını umuyorum.

:-P

24 January 2011 Monday

İmza yetkisi

Bireysel Bankacılık yeni kurulurken, şubelerden gönüllüleri çağırmışlar. Aynı şubede yan yana çalışan nişanlı çift de fırsatı değerlendirmiş. Delikanlıyı Satış bölümüne vermişler. Hanım kızımız ise Operasyon bölümüne gitmiş.

Ben Satış Müdürü olunca delikanlı benimle çalışmaya başladı.

:-)

Bir sene sonra kızımıza “2’inci derece imza yetkisi” verildi. Delikanlı soluğu karşımda aldı. “Ben daha kıdemliyim, vb…” birçok bahane saydı.

“Operasyon Bölümü’nde Müdür dışında 2’inci derece imza yetkisine ihtiyaç olabileceğini, ama bizim bölümde buna gerek olmadığını” söyledim.

İmza yetkisi karşılığında yaklaşık 50 TL maaş artışı oluyordu. Onu öne sürdü.

Bunu dikkate aldım. Patronumla konuştum. Tüm ekibe imza tazminatının bir yıllık toplamından fazla tutarda başarı primi verildi. Bizimki yine memnun olmadı.

“2’inci derece imza yetkisi olanlar hava atıyor” dedi. “İmza yetkisi bir ödül değildir. Bankanın işlerinin düzgün yürümesi için gerekli bir uygulamadır.” diye yanıtladım.

“Benim en büyük şanssızlığım, sizin patronum olmanızdır” dedi. “Bölüm değiştirmek isterse yardımcı olabileceğimi” söyledim.

;-)

İmza yetkisini apoletteki yıldız gibi görüyordu. Apolete düşkün olunca… Hep öyle kalır.

Ben tekrarlarım. Sizi köleleştiren patronun değil kendi bakış açınızdır.

:-D