"cehalet" etiketli yazılar:

28 August 2010 Saturday

Sorun / muhatap ilişkisi

Uçaktan indik. HAVAŞ aracına bindik. Araç hareket etmeden önce, şoför paraları toplamaya başladı. Dalaman – Marmaris arası 25 TL.

Bir turist 20 ABD doları vermek istedi. Şoför “Doları 1.4′ten alıyoruz” diye anlatmaya çalıştı.  Paranın üstü “3 lira” diye çabalarken…

Benim bile amca diyebileceğim yaşta bir kişi konuya giriş yaptı. “Siz ne biçim firmasınız. Hırsızsınız. Döviz oranını istediğiniz gibi belirleyemezsiniz. Devletin oranı neyse onu kullanmak zorundasınız.

Şoför çok sakin biçimde, “Şirketin bize talimatı böyle. Eksik alırsak cebimizden tamamlamak zorundayız.” dedi.

Amca sesini daha yükselterek – muhtemelen otobüste kendisine yandaş arayarak – devam etti. “Hırsızsınız. Zaten burada tekel olmuşsunuz. İnsanı soyuyorsunuz. Fahiş ücret uyguluyorsunuz. ” diyerek konuyu genişletmeye çabaladı.

Şoför nezaketi bozmadı. “İleride döviz büroları var. Orada bozdurup getirsin. Orada 1.35′den bozuyorlar.”

Amca konuyu çeşitli tekrarlarla sürdürdü.

Sonunda şoför, “kendisinin ve diğer şoförlerin mevsimlik işçi olduklarını, zaten iş bulma sıkıntısı olduğunu, en küçük bir aksaklıkta kapının önüne koyulacağını” söyledi. “Şikayetinizi şirkete yapın” diye uyardı.

Amca, araba kalktıktan sonra da yanında oturan turiste (kötü bir ingilizceyle) “Bunlar hırsız. Çalıyorlar.” demeye devam etti.
:-(

Şunları düşündüm.

Yurt dışında döviz bürolarında, TL bozdurup döviz almaya kalktığınızda alım-satım arasındaki fark oldukça fazladır. Yani bu uygulama dünyanın hemen her yerinde oldukça yaygın.

Türkiye’de enflasyonun daha yüksek olduğu zamanlarda, serbest kur diye birşey vardı. Tahtakale’de geçerli olan kurlar, gazetelerde de yayınlanırdı. Serbest kur ile resmi kur arasındaki farkın %30′ları geçtiğini iyi hatırlıyorum.

  • Yani, amca’nın bilgisizliği, onu cesur yapıyor.

;-)

Daha önemlisi, muhatabı şoför değil. Eğer bu konuda şikayeti varsa, Havaş’ı arayıp söylemesi gerek.

Bizi birbuçuk saat boyunca götürecek bir “emir kulu”na çıkışmak işine geliyor. Oysa, şehirlerarası bir yolda aracı kullanacak şoförün huzurlu olması, tüm yolcuların lehine birşey.

  • Yanında genç turist kız oturunca şövalye kesiliyor.

;-)

Sizce bu amca

  • olası memuriyet hayatı boyunca insiyatif kullanmış, çalıştığı kurumun bazı uygulamalarına direnmiş midir?
  • araçtan indikten sonra Havaş‘a şikayetini iletmiş midir?

Hiç sanmıyorum.
:-(

Kolaya kaçmak işimize mi geliyor acaba?
;-)

08 April 2009 Wednesday

Ajans da neymiş

Adam okumamış. Ama çalışmış, didinmiş. Desteklediği partinin de yardımı olmuş. Değişen koşullar da fırsatlar yaratmış. Zamanla kocaman bir holding’in patronu olmayı başarmış.

Şirketlerinden birinin tanıtımı yapılacak. Yanında çalışan Genel Müdür bir reklam ajansı bulmuş. Patron ile toplantı ayarlanmış.

Patron, neler beklediğini anlatmış. Reklam ajansı bazı konularda öneri getirmiş. “Öyle değil de böyle olmalı” diye.

Patron demiş ki: “Neyin doğru olduğunu bilseydin sen benim yerimde, ben de senin yerinde olurduk”

Cehalet ile birleşen güç, insana her sözü söyletir. Bazıları buna inanabilir de… Yapabiliyorsanız şimdi patron’un yanıldığını anlatmaya çalışın…
:-D

03 November 2008 Monday

Terazinin kefesi…

Projenin kuramsal tasarımını yaptım. Aynı projede birkaç tane “Türkiye’de ilk defa…” olacaktı (oldu nitekim :-) ). Tüm üçüncü taraflarla görüştüm. Özellikle de yüklenici olan IT firmaları ile. Altyapı çalışmaları sorunsuz yürümeye başladı.

İşin “operasyonel” kısımlarına geldi sıra… Bunların tamamını yardımcıma bıraktım. Yanıma geldiğinde 6 – 7 yıllık iş tecrübesi vardı ama hiç Pazarlama’da çalışmamıştı. Onu pazarlamacı olarak yetiştirmeyi amaçladım. Her fırsatta ayrıntılı olarak bakış açısı kazandırmaya çalışıyordum. Anlattım, anlattım… Olayların nasıl okunması gerektiğinden, sunum hazırlarken neye dikkat edileceğine kadar…

Operasyonel konuları ona bırakıp, sadece onun sıkıştığı noktalarda yardımına koşmayı tercih ediyordum. Hepimiz işi bizzat yaparak öğrenmiştik. Ona bıraktım. Eski elemanlarıma söz ettiğimde “Siz her bir sayfanın mizanpajına, harflerin punto büyüklüğüne karışmadınız mı?… Kesinlikle inanmayız.” dediler.

Önemli zamanlarda olaya giriyor, onun zarar görmesini engellemeye çalışıyordum. Kısa sürede, pazarlama uzmanı arkadaşlarım bile “tecrübeli” dediler. Sadece bir yıl içinde…

Sonraları “Her işi ben yapıyorum. Uğur bey sadece konuşuyor” dediğine dair dedikodular geldi kulağıma… Onu savunmaya, hatta övmeye devam ettim. Bana “Siz olmazsanız proje yürümez. Sizin vizyonunuz, sizin yol planınız…” deyip duruyordu. Arkamdan konuşmanın ise dozunu iyice artırdı.

Birgün, bir yandan kahve içiyor, bir yandan ofisteki insanları konuşuyorduk.
- Benim hakkımda ne düşünüyorsunuz?” diye sordu.

Gülümseyerek ona baktım… “Sen arkamdan bin türlü numara çevirirken, ben her cephede seni savunmaya devam ediyorum. Bunu yapmaya da devam edeceğim. Sana değil, kendime saygım olduğu için…” demedim.

- Senin hakkında ne düşündüğümü söyleyemem…” dedim… “Ama şunu söyleyebilirim. Senin sayende, kendim için çok güzel şeyler düşünüyorum.”

.