"çocuk" etiketli yazılar:

23 April 2011 Saturday

Çocuktan al tasarımı


Eğer Teknosa’dan alışveriş yapmışsanız, bu şekilleri muhtemelen görmüşsünüzdür. Satın aldığınız ürünlerin sarıldığı paket kağıtlarında yer alan bu resimler, Darüşşafaka‘lı bir çocuğa ait.

Çocuklara deniyor ki “Denizaltıyı ilk defa gören deniz canlılarını çizin“.

Darüşşafaka’lı ufaklık burada gördüğünüz şekilleri çiziyor. Deniz canlılarının duygularını yansıtıyor.

Grafiğin ustası Emre Senan, 20′li yaşlardaki grafik öğrencilerinin bile bazı ifadeleri bu kadar rahat çizemediklerini söylemiş. Çocuktaki büyük yeteneği vurgulamış.

Ama bizimki “Anneme söz verdim. Ben doktor olacağım” demiş.

:-)

23 Nisan kutlu olsun.

:-D

31 July 2010 Saturday

Sahilde çocuklar

Plajda veya havuzda çocuklar sürekli bağırır, cıyaklar, vıyaklar… Bazı çocuklar ise kendi kendilerine oynarlar.
:-)

Dikkatimi en çok çeken bağırışlar şunlar:

En fazla “anneeee” diye bağırıyorlar. Bazı çocuklar hemen her hareketini bildiriyor . “Anneeee, bak ayaklarıma deniz geldi”, “Anneeee bak iki kulaç yüzdüm”,  “Anneeeee, bak kumdan kale yaptım”,  “Anneeeee deniz kumdan kaleyi bozdu.”

  • Bu ülkede birine sövmeye başlarken neden anne’den başlandığını anladım galiba

:-P

Sonra da “benim o” bağırışları var. Ne görürse “benim” diye bağıran çocuklar.

Nedense “Hayır, o senin değil” diyen anne-babalar azınlıkta. Çoğunlukla “birlikte oynarsınız” diyorlar. Diğer çocuk “Ama o benim” diye tutturuyor.  Kısır döngü…

  • “Benim işçim, benim köylüm, benim vatandaşım” söylemlerinin kökenini buldum galiba.

:-P

Yabancı çocuklar daha az gürültü yapıyor, daha az bağırışıyor. Çok mu kötü yetiştiriliyorlar acaba?

Sizce neden?
:-)

15 July 2009 Wednesday

Tırtıl web sitesini arıyor….

Bankacılıkta çalıştığım sırada Dilşat ile tanıştım.

Sonra bankacılığı bıraktı. Geçenlerde Facebook’da yazıştık. Sonra telefonlaştık. Bana yazdıklarını sizinle paylaşıyorum. (Mektubu o kadar samimi ki… Aynen korudum)

:-)

Bankadan ayrılmamı hatırlıyor musun bilmiyorum. Bin yıl önceydi gibi…

İkinci çocuğumu doğurmaya karar verince ‘neyi yapacaksan hakkıyla yap’ felsefesiyle anneliğe de bankaya da haksızlık etmemeye karar verdim.

Kızlar büyürken de zamane anneleri gibi “profesyonel annelik” tuzaklarına zaman zaman düştüm!! Yani mutlu, huzurlu, sağlıklı  olsunlar ama bilinçli ve ‘avare’  de olsunlar..

Haftada 2 defa balık yedirme; bol bol kitap okuma falan filan… Böylece şehrimizin eksiği ‘çocuk kitapevi’ fikrine aşık oldum.

Son 3 yıldır fuarları yurt dışındaki tüm örneklerini kurcaladım ve bizim Tırtıl doğdu… Kendimize gelmemiz yani oturmamız 6 ay surdu…

Şimdi Eylül itibarı ile PR, pazarlama adına ne yapabiliriz diye kurcalıyoruz…

Açıkçası ben kitabın Amazondan değil, gelip çocukla beraber kitapçıdan alınması felsefesinin hala arkasındayım… Ama tabii ki  çalışan anneleri; İstanbul’un büyüklüğünü görüp, varolan teknolojiden ve trendden de Tırtılı mahrum bırakmak istemiyorum.

Ne kadar iyi yapılırsa yapılsın,  yaşayan web sayfası olamayan  bir kitapevi düşünemiyorum. “Yaşayan” derken ne kastettiğime gelince: satış mı ya da tanıtım içeriği ile mi bunu sağlayabilirim; bu konuda en ufak fikrim yok.

Eğer alaka gösterip bana fikirlerini ve sektördeki arkadaşlarını paylaşırsan çok mutlu olurum…

:-D

Dilşat’ın site tasarımından SEO’ya kadar tüm yelpazede bilgiye ihtiyacı var.

İlgilenirseniz ister bana yazarsınız, isterseniz Friendfeed’de veya bu yazının altına yorum eklersiniz. Geleni doğrudan kendisine ileteceğim. Fikirlerimle birlikte…

:-)