Bankacılıkta çalıştığım sırada Dilşat ile tanıştım.
Sonra bankacılığı bıraktı. Geçenlerde Facebook’da yazıştık. Sonra telefonlaştık. Bana yazdıklarını sizinle paylaşıyorum. (Mektubu o kadar samimi ki… Aynen korudum)
Bankadan ayrılmamı hatırlıyor musun bilmiyorum. Bin yıl önceydi gibi…
İkinci çocuğumu doğurmaya karar verince ‘neyi yapacaksan hakkıyla yap’ felsefesiyle anneliğe de bankaya da haksızlık etmemeye karar verdim.
Kızlar büyürken de zamane anneleri gibi “profesyonel annelik” tuzaklarına zaman zaman düştüm!! Yani mutlu, huzurlu, sağlıklı olsunlar ama bilinçli ve ‘avare’ de olsunlar..
Haftada 2 defa balık yedirme; bol bol kitap okuma falan filan… Böylece şehrimizin eksiği ‘çocuk kitapevi’ fikrine aşık oldum.
Son 3 yıldır fuarları yurt dışındaki tüm örneklerini kurcaladım ve bizim Tırtıl doğdu… Kendimize gelmemiz yani oturmamız 6 ay surdu…
Şimdi Eylül itibarı ile PR, pazarlama adına ne yapabiliriz diye kurcalıyoruz…
Açıkçası ben kitabın Amazondan değil, gelip çocukla beraber kitapçıdan alınması felsefesinin hala arkasındayım… Ama tabii ki çalışan anneleri; İstanbul’un büyüklüğünü görüp, varolan teknolojiden ve trendden de Tırtılı mahrum bırakmak istemiyorum.
Ne kadar iyi yapılırsa yapılsın, yaşayan web sayfası olamayan bir kitapevi düşünemiyorum. “Yaşayan” derken ne kastettiğime gelince: satış mı ya da tanıtım içeriği ile mi bunu sağlayabilirim; bu konuda en ufak fikrim yok.
Eğer alaka gösterip bana fikirlerini ve sektördeki arkadaşlarını paylaşırsan çok mutlu olurum…
Dilşat’ın site tasarımından SEO’ya kadar tüm yelpazede bilgiye ihtiyacı var.
İlgilenirseniz ister bana yazarsınız, isterseniz Friendfeed’de veya bu yazının altına yorum eklersiniz. Geleni doğrudan kendisine ileteceğim. Fikirlerimle birlikte…