"dağıtım kanalı" etiketli yazılar:

31 January 2013 Thursday

Raf yeri

Perakendecilikte süpermarketlerdeki raf yerleri bir mecradır. Markanızın veya ürünlerinizin en görünür yerde olmasını isterseniz, bunun bedelini ödersiniz. Tıpkı TV’de en uygun saatlerde veya gazetede en okunan haberin yanında görünür olmak gibi.

  • Aradığınız bir markayı bulamamanız, sadece yeterince talep veya arz olmamasından veya markanın dağıtım eksikliğinden değil, görünür olma bedelinin öden(e)memesinden de kaynaklanabilir.

Bu olgu bize çok sayıda ders veriyor:

1 – Internet’in akıllı kullanımı, yeni veya az bilinen markalar için raf yeri kiralama maliyetinden kurtarabilir. Unutmayalım, deneyim en iyi sadakat programıdır.

2 – Süpermarketler, en uygun raf alanlarını sadece kendi markalı (private label) ürünleriyle doldurmazlar. Raf yeri gücünü kötüye kullandıkları takdirde müşteri kaybedeceklerini, aradığımızı bulamazsak o süpermarketten uzaklaşacağımızı bilirler.

😉

GSM operatörlerinin SMS mesajlarını da raf alanı gücünün kullanımına benzetiyorum. İlgi göstermediğimi, hatta paketime aykırı olduğunu bilmelerine rağmen sürekli SMS’le teklifler gönderiyorlar.

Ne zaman hizmet sağlayıcı, ne zaman mecra olduklarını ayırt edemeyecekler mi acaba?

😛

Kişisel sorgulamala notlarım

Perakende konusunda önerebileceğim yazılar:

🙂

07 August 2012 Tuesday

Gizli GOYA formülü

Dün Milliyet gazetesinde bir röportaj vardı. Songül Hatısaru “GİZLİ ‘GOYA’ FORMÜLÜ 385 MİLYON TL GETİRDİ” diye yazmış.  Merak ettim okudum.

GOYAGez, Oturma, Yeter, Artık” demekmiş. (Aralara virgül koyulması ve dilbilgisi düzeyi bana ait değildir. Yazıdan aynen alıntıladım.)

Biliyorsunuz, bu gibi yaklaşımların strateji zannedilmesine tepki gösteririm. Zaten yapması gerekeni yapanların “önemli birşey yapıyor” gibi davranmalarına da şaşırırım.

Ben yine Goya’yı ressam olarak hatırlayacağım.

İspanya İç Savaşı’nı anlatan “3 Mayıs 1908 idamları” resmi

🙁

Bundan 10 yıl kadar önceydi. Sınıf arkadaşımız Ahmet Bozer‘in evine gitmiştik. Erken gitmişiz, eksik bir-iki şey varmış. Alışverişe birlikte çıktık. (Ahmet Bozer hakkında  [1] , [2][3] , [4] , [5] yazılarımı okuyun. )

Dükkanlarda sorular sordu, rafların düzenini inceledi, Coca Cola ürünleri hakkıında görüşlerini aldı. Tekrarlıyorum. 10 sene önce…

Yeni başlayanlar “gizli GOYA formülü” diyorlar da… Hoşgeldiniiiiz….

  • Not: GOYA formülünü boş geçin. Yazıda süpermarket davranışları konusunda bilgiler var. Onlar önemli. Yakında bir yazıda o bilgileri kullanacağım.

😛

Ahmet Bozer şimdi ne durumda diye merak ediyorsanız… Coca Cola International’ın başına geçiyor. ABD dışındaki tüm Coca Cola faaliyetlerinden sorumlu olacak. Belki Muhtar Kent’den sonra… Kimbilir…

😀

 

 

06 August 2012 Monday

İkincisi indirimli

Pizzacılarda “kendin gelip alırsan ikincisi bedava” denildiğini duymuşsunuzdur.

Bunun mantığını kolayca bulabiliyoruz. Eve servis maliyeti ile pizzanın maliyeti karşılaştırıldığında, kendiniz gelip alırsanız servis elemanına verilecek para yerine, size pizza ikram ediliyor. Fiyatta doğrudan indirim yapılırsa çok hoş görünmeyeceği için ikincisi bedava deniyor.

😉

Eve servis yapıldığı zaman da, benzer bir hesaplama ile ikincisine indirim yapılıyor.

(Bu resim, markayı görünmez yapmak için biraz fotoşoplandı)

Zaten servis elemanı yola çıkınca, maliyet oluşacak. İkinci pizza indirimli alındığında, oluşan bu maliyetin ilk pizza fiyatına yansıtıldığını düşünebilirsiniz. Dikkat ederseniz bu sefer ikincisi bedava değil, indirimli.

🙂

Arkadaşım büyük içme suyu dağıtım şirketlerinden birine danışmanlık veriyordu. Maliyet kalemlerini incelemiş. Eve servis maliyetlerinin ne kadar büyük olduğunu bulmuş. Sonra da patron’a gidip “Evine bir damacana su teslim ettiğimiz kişilere ikinci suyu bedava versek daha fazla verim elde ederiz” demiş.

“Sen beni batırmak mı istiyorsun?” yanıtını almış.

😉

Onlarca kez söyledim, defalarca yazdım. Finansman bilmeyen pazarlamacı, ancak

“PAZARLAMACILAR GİREMEZ”

afişinin muhatabı olabilir.

😉