"dinlediklerim" etiketli yazılar:

27 May 2015 Wednesday

4 Haziran’da

Önümüzdeki ayın mutlaka izlemek istediğim etkinlikleri 4 Haziran’a sıkışmış.

Bunlardan ilki Halil Aksu‘nun önayak olduğu Gelecekhane etkinliği olan Dijital 2.0

4-Haziran-1(Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.)

Açıkçası, son zamanlarda mutlaka izlediğim az sayıda etkinlik var. Gelecekhane’nin yeri ayrı. Her seferinde çok şey öğreniyorum. Bu sefer, kapanış konuşmacılarından biriyim. Ama daha çok, benden önce konuşacak kişileri izlemek için oradayım.

Konuşmacıların her birinin 12 dakikası var. Sıkılmadan izleyebilirsiniz. “Çok hızlı geçer” derseniz, “Bilişim dönemine böylesi yakışır. Daha ne istiyorsunuz” diye yanıtlarım.

😉

Aynı gün bir başka etkinlik de Fatoş Karahasan‘ın moderatörlüğündeki The Web İstanbul – Digital Marketing Conference.

4-Haziran-2(Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.)

Muhtemelen Halil Aksu ile birlikte saat 13.00’de Dijital 2.0’ın kapanışını yapıp, Esma Sultan Yalısı’na koşacağız.

Herhangi birine gelirseniz, görüşürüz.

🙂

 

 

 

 

13 May 2014 Tuesday

Sohbet klişeleri

Klişeler sadece filmlerde ve öykülerde duyulmuyor. Günlük yaşam klişeleri de var. Şurada bir kısmını sıralamıştık.

Bir de iş hayatında, çeşitli düzeylerde eğitimler sayesinde edinilen klişeler var. Etkin dinleme eğitimi  sayesinde herkesin dinlerken “Hımmm”, “Evet”, “Öyle mii?”, “İlginç”, “Yaaa”… gibi ilgiyle dinlediğini gösterir işaretler verdiğini görüyoruz. Başını onaylar gibi sallamak ve arada sırada kaşlarını kaldırmak da öğretiliyor.

😛

Bir arkadaşım İK’da çalışırken bu eğitimleri defalarca görmüş. “Aklım bambaşka yerlerdeyken bile, karşımdakinin ilgiyle izlediğimi sanmasını sağlayabilirim” diyor.

Ne kadar kuru sohbet olursa olsun… Karşıdaki aynı şeyi defalarca söylemiş de olsa… Az sonra sözün oraya getirileceğini bilseniz de… Eğitim sayesinde tüm konsantrasyonunuzla dinliyor gibi yapabiliyorsunuz.

😀

Etkin dinleme’nin amacı ne söylediği değil, ne anlatmak istediğini öğrenmektir. Evet ama bazıları hep aynı şeyleri söylüyor. Tek bir konuları var. Hep tekrarlıyorlar.

Yine de “sözünü kesmeyeceksin” diye öğütlüyor eğitmenler. Bir de bazılarına “zaman yönetimi” dersi verseler.

🙂

06 October 2011 Thursday

Dinlediklerim – Malcolm Gladwell

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin bağlı olduğu Laureate Uluslararası Üniversiteler Ağı (Laureate International Universities Network)  dün yapılan World Business Forum’u naklen yayınladı.

Dünkü ilk oturumda liderlik konusunda başarılarını kanıtlamış fikir önderleri vardı. Sırayla

  • Harvard Universitesi profesörü, yakın geçmişte Medtronic CEO’su olan ve liderlik üzerine kitapları bulunan Bill George
  • Outliers kitabının yazarı Malcolm Gladwell,
  • Harvard “mutluluk profesörü” diye adlandırılan Tal Ben Shahar (videolarını rahatça bulabilirsiniz)

vardı. Bağlantı sorunları yaşadığımızdan ilk konuşmacıyı dinleyemedik. Ancak Malcolm Gladwell ile başladık.

🙂

Malcolm Gladwell etkin liderin özellikleri konusuna “riskler” açısından yaklaştı.

Çocuk lösemisinde büyük çığır açan Emil Freireich’den bahsetti. 1950’lerde, bu hastalığa kapılan çocukların %100’ü ölüyormuş. O dönemde her birinin çeşitli yan etkileri olan ve farklı çalışan 4 ayrı ilaç kullanılıyormuş. Emil Freireich, aynı anda 4 ilacı birden kullanmayı önerdiğinde karşı çıkılmış. Tüm gerekli testler yapmadan denemeye kalkması ağır eleştirilmiş. Harvard, Stanford gibi iyi okullardan mezun olan doktorlar onunla çalışmak istememişler. Hatta hemşireler bile reddetmişler.

Emil Freireich kendini “o testler yapılana kadar ölecek olan yüzlerce çocuğa karşı sorumlu hissettiğini” söyleyip işe girişmiş. İlk defa tamamı ölmemiş. Şu anda lösemiden ötürü çocuk ölümü ABD’de %3’e gerilemiş.

Malcolm Gladwell, olayı yorumlarken, “Her ne kadar risk almış gibi görünüyorsa da, operasyonel risk aslında sıfırdı. Zaten çocukların tamamı ölüyordu. Asıl aldığı risk, sosyal riskti. Eğer başarısız olsaydı, tümden dışlanacak ve doktorluk mesleği elinden alınacaktı.” diye anlattı.

  • Wikipedia’dan baktım. Şöyle yazıyordu: “In 1962, researchers Emil J. Freireich Jr. and Emil Frei III used combination chemotherapy to attempt to cure leukemia. The tests were successful with some patients surviving long after the tests.

Malcolm Gladwell’in ikinci örneği, IKEA’nın kurucusu  Ingvar Kamprad idi. Daha 17 yaşındayken (1943) “Mobilyayı pahalı yapan şey onun taşınması ve dükkanlarda kapladığı alan” diye düşünerek yola çıktığını zaten hepimiz biliyoruz.

Yeni iş fikrini ilk uygulamaya başladığında kısa sürede büyümeye başlamış. Fiyat rekabeti etkin olmaya başlayınca rakipleri İsveç’teki mobilya üreticilerini ikna etmiş. Ingvar Kamprad ile çalışmak istememişler. O da bu tehditi fırsata çevirmiş. Hem tahtanın, hem de işgücünün çok daha ucuz olduğu Polonya’da fabrika kurmuş. Soğuk savaşın oldukça hareketli olduğu günlerde, idari olarak Rus işgali altındaki bir ülkeyle çalışma cesaretini göstermiş. (Öyküyü şuradan okuyabilirsiniz.)

Bu olayı yorumlarken de “İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra, soğuk savaşın en etkin yıllarında Polonya’da fabrika kurması operasyonel risk zannedilebilir. Aslında operasyonel risk sıfırdı. Ingvar Kamprad’ın göze aldığı risk, sosyal risk. “Komünistlerle çalışıyor” denilmesini ve dışlanmayı göze aldı” diye anlattı.

Malcolm Gladwell, etkin liderin özelliklerini “operasyonel risklerden kaçınacak kadar akıllı ve çevresinin onayına ihtiyaç duymayan, dışlanmayı göze alan ve bu işi çevremin onayı için değil, içgörü öyle olduğu için yapıyorum diyen kişiler” diye tanımladı.

ABD’den başlayıp tüm Dünya’ya yayılan krizi yorumlarken “Harvard, Yale, Stanford… O iyi okullardan mezun olup Mc Kinsey, Coopers, vb. gibi şirketlere giren, Wall Street’te çalışmaya başlayan gençlerin “ABD’de emlak fiyatları hep artar” gibi bir varsayımla yatırımlara destek verdiğini, bunun çok açık bir operasyonel risk olduğunu; ama aksini söylemekten, yani sosyal riski göze almaktan korktuklarını” anlattı.

Operasyonel risk alıp sosyal riskten kaçınmak, kriz için en iyi bileşendir” dedi.

Malcolm Gladwell’in konuşması sırasında tuttuğum notlar bu kadar. Büyük ihtimalle yakında yayınlanır ve kendiniz izlersiniz.

Benim için günün unutulmayacak olaylarından birisi de… Günün 3 konuşmacısının bir araya geldiği kısa panelde, diğer 2 Harvard profesörüne “sizin öğrencileriniz lider değil idareci” diyerek ayar vermesidir.

😉

  • Dün dinlediğimiz Tal Ben Shahar ‘ı da yazmaya çalışacağım. Bugün naklen yayın devam edecek. Bilişim Zirvesi’ni değil World Business Forum’u izlemeye çalışacağım.

😀