"dönüşüm" etiketli yazılar:

27 January 2017 Friday

Stratejik Ortak

Reklam ajansı ilişkisinin bir tedarikçi ilişkisi olmadığını, tam anlamıyla “stratejik ortaklık” olduğunu savunurum. (Danışmanlık ilişkisinin de aynı şekilde, “stratejik ortaklık” olduğu kanaatindeyim.)

Bir konferansta, bir pazarlama müdürünün “Ne ortaklığı… Yok öyle bir şey. Hisse mi satın almış. Bırakın bunları. Parasını verip iş yaptırıyoruz.” dediğini duydum.

Konferansta dile getiremediğim görüşlerimi burada yazayım.

Bazı pazarlama müdürleri bu tedarikçi kavramını daha ileri götürüyor. Marka iletişimini yapacak ajans seçimini satın alma departmanına bırakıyor.

  • Bir Satınalma görüşmesinde “İletişim satın almak kumaş satın almaya benzemez. Atkısı, çözgüsü, kalınlığı, hammaddesini elleyerek bulamazsınız” demiştim de… Satınalma müdürleri konusunu başka yazıda ele alacağım.

Bence ajansın ortaklığı “hisse almak”tan fazlası. Belki artık Yönetim Kurullarında koltuk işgal etmiyorlar. (Bir dönem o da olurdu ve bazı pazarlama müdürleri bundan nefret etmişlerdir.)

stratejik-ortak

Ne var ki, krizlerde hisse değerleri yerlerde sürünmeye başlayınca “aman yardıma gel” diye önce onları çağırıyorsunuz.

Yangında çağırdığım itfaiye de ortağım mı?” derseniz… itfaiyenin sunduğu gibi hep aynı çözümü hak edersiniz. “Yangından kurtulduk ama su baskınından kurtulamadık” diyenlerden biri oluverirsiniz.

Mutlaka hak ettiğiniz reklamı da alırsınız.

😉

Elbise üreticileri bile artık bez ve fermuar üreticilerini stratejik ortak olarak görmeye başlarken ajansı tedarikçi gibi görürseniz, “platform ekonomisini” size kimse anlatamaz.

Şimdiden çağın gereksinimlerini ıskalamış olursunuz.

🙂

21 January 2009 Wednesday

Geri dönüşüm

“Karar verilen an ile elde edilen sonuç arasındaki zaman arttıkça, araya yanlış kararlar girer.” demiştik.  İlginç bir örnek anlatacağım.

Bir dönemler, 1975 – 1980 yılları arasında turistik bölgelerde kese kağıdı kullanımı yasaklanmıştı.

Tüm sahil kasabaları, Marmaris, Bodrum, Alanya, Silifke… hepsinde şeffaf naylon torbalar kullanılmasına karar verildi.

Neden mi? “Çevreci” olmaya çalışıyorduk. Kese kağıdı yapmak için ormanlar kesiliyordu. Ağaç katliamını azaltmaya niyetlenildi. Üstelik, şeffaf torbalar sayesinde “kazıklama” azalacak,  “temizlik” de öne çıkacaktı. Belediye Başkanları uygulamayı öğüp duruyorlardı.

Çevreci isen, kağıt değil naylon kullanmalısın” deniyordu.

O yıllarda, zeytinyağı zararlı idi. Hele tereyağı… “zehir ye, daha iyi” deniyordu. En sağlıklısı margarin idi…

Bana hap gibi sunulan uygulama ve sloganlara kuşku ile bakmamın nedeni bu gibi örnekleri çok fazla yaşamış olmamdan kaynaklanıyor.

🙁