"e-posta" etiketli yazılar:

11 December 2010 Saturday

Gelişine "reply"

Dün, Gelişine “forward” diye yazmıştım. Bunun bir de gelişine “reply” sürümü var.
;-)

Öğrencilere bir ödev gönderiyorum. Mesajın konusu Ödev_2.

Öğrenci ödev dışında, bambaşka bir şey soracak veya söyleyecek. Hatta belki birinci ödevi gönderecek. Ama bu mesaja tıklıyor. Sonra “reply”a basıyor ve derdini yazıyor, dosyayı ekliyor.  Yazdığının 2’inci ödev ile hiç ilgisi yok.

Gelen mesajı Ödev_2 “folder”ına atıyorum. Aradan zaman geçiyor. Bir mesaj daha… Konusu yine Ödev_2. İçeriği şöyle: “Hocam, mesajıma yanıt alamadım.

Bazen, “1′inci ödevi yapmamışsın” diye bildirince ortaya çıkıyor.
:-(

Sevgili öğrencilerim,

Hangi konuda yazdığınızı bilmezseniz, elbette yanıtını alamazsınız.

CRM dersinde anlamlı, tutarlı ve sürekli iletişimin önemini konuşuyoruz. Dersin hocası ile düzgün iletişimi sürdüremezseniz müşteriye kimbilir nasıl davranacaksınız.
;-)

Mesajım sadece öğrencilerime değil. “Reply” sayesinde konuyla ilgisiz mesaj gelince, “konu” doğrultusunda yanıtlar veriyorum. Kafa karıştırmayı severim.
:-)

Gelişine “reply”ı tenis maçına benzetirim. Resim şuradan alındı.

:-D

24 April 2010 Saturday

E-posta gönderirken

Öğrencilerime e-posta gönderirken nelere dikkat etmeleri gerektiği konusunda bir mesaj yazmayı düşünüyordum.

O sırada Seth Godin’in benzer bir öneri yazısını okudum.

Benim ekleyeceklerim de var.
:-P

1 – Mesajın Konu kısmına doğru / anlamlı  kelimeler yazın. Son gelen mesaja, yepyeni şeyler yazıp geri göndermeyin.

  • Mesajın konusu “Re: Ödevlere ait notunuz”.  Öğrencilere ödev notlarını bildirmişim. Yanıtlayan öğrenci bir ödevi eklemiş göndermiş.
  • Mesajın konusu “Ödev 2 – YANITLAR”. Öğrenci bu mesajı “yanıt” diye tuşlamış, ama Ödev 3′ü eklemiş. Bu durumda gelen mesajın konusu Ödev 3 olmalı…

:-P

Buna “gelişine forward” diyoruz. Futbol oynayanların “gelişine şut” dediği gibi…

MBA öğrencileri, aslında iş hayatının bazı prensiplerini sindirmiş olmalılar. Zamanı etkin kullanmayı anlayabilirim. Ancak, doğru anlaşılmak ve tembellik etmemek de, iş hayatının gerekleri içinde…

İlginç olanı sadece öğrencilerimin bir kısmı ile sınırlı değil. İş yazışmalarını da bu şekilde yapanlar var. Bazen “Bundan sonra Konu kısmına şöyle yazsak olur mu?” diye nazikçe uyarmaya çalışıyorum.

:-)

2 – Ödev gönderiyorsanız, okuyan kişinin rahat açacağı bir formatta göndermelisiniz. Ödevin okunamaması öğretim üyesinin değil sizin sorununuzduır.

Nasıl ki iş hayatında sizi değerlendirecek birine verdiğiniz rapor okunamadığı zaman onun değil de sizin sorununuz olur ise…
:-P

3 – Ödevler için bir format belirliyorum. Bunu her ödev ile tekrar gönderiyorum. Israrla format dışı kalan oluyor. Sn. Bülent Eczacıbaşı’nın sohbet toplantısında söylediklerini tekrarlayacağım.

Yaptığınız işi (o sırada ne yapıyorsanız) ciddiye alın.

Gerek özensiz konu seçimi ve/veya format uyumsuzluğu, ödevi ne kadar ciddiye aldığının göstergesidir.
:-P

CRM zorunlu ders değil. Bu dersi seçen arkadaşlar isteyerek alıyorlar. Zaten nasıl bir öğrenci istemediğimi önceden duyurdum.

Ödevlerine gösterdikleri özeni, ödevin iletişimine de göstermelerini bekliyorum.
:-D

10 April 2010 Saturday

Parmakları karıştırmak

Babası oğluna parmakları öğretmiş.

Bu başparmak… Bir şeye basarken kullanılır. Yukarı kaldırdığında “aferim” anlamına gelir….

Bu işaret parmağı… Bir şeyleri gösterirken kullanılır. Yukarı kaldırıp sallarsan “bir daha yapma” anlamına gelir. Kavanozun dibinde kalan balı yalarken işe yarar…

Bu orta parmak… En uzun parmaktır.

Bu yüzük parmağı… Kutsal evlilik yüzüğü bu parmağa takılır.

Bu serçe parmak… Kürdan yerine kullanırsın, kulağını karıştırırsın…

Sonra elini hızlıca sallamış. “Şimdi karıştırıp tekrar soracağım, bakalım bilecek misin?
:-D

Bu fıkra nereden aklıma geldi.

Birkaç arkadaş, kanal stratejilerini tartışıyorduk.

  • Artık bunlara kanal değil, temas noktası demeliyiz. Internet’e “kanal” dediğimizde, e-posta ile friendfeed girdisini aynı kefeye koyuyormuşuz gibi geliyor. Rahatsız oluyorum.

Elbette tüm kanal stratejileri, ana iletişim stratejisi doğrultusunda şekillenir. Ancak her kanalın kendi kısıtlamaları vardır.

Birinde karakter sınırı vardır, diğerinde resim gönderemezsin, vb…

Ana strateji tek olduğu için, bunları da tekleştirmeye kalkarsan, fıkradaki baba konumuna düşersin.
:-P