"eğitim" etiketli yazılar:

13 September 2018 Thursday

Armut Piş…

Dijital pazarlama eğitimi programlarından birinde, sosyal medya verilerinin pazarlama amaçlı kullanımı Sosyal CRM eğitimi veriyorum.

Bana ayrılan 3 saat içinde, veriye dayalı düşünmeyi, CRM’in temel noktalarını, veri anlamlandırmayı, yaşam boyu değer kavramlarını ve sosyal medya verilerinin pazarlama amaçlı kullanımını anlatmaya çalışıyorum. Yoğun oluyor ama katılımcılar hemen her seferinde memnun ayrılıyor.

😀

Eğitime başlarken, “Bilgisayarlarınızı açmak zorunda değilsiniz. Önümüzdeki 3 saat boyunca anlatacaklarımı liste halinde ilettim. Eğer anlattıklarımdan kuşkunuz varsa, doğru söyleyip söylemediğimi anlamak için araştırmak dışında internet bağlantısına ve bilgisayarınıza ihtiyacınız olmayacak” diyorum. “Dinleyin, not alın, sorular sorun…” diye ekliyorum.

Verdiğim listenin görünümü yaklaşık şöyle:

Elbette bu kadar az değil. 180 dakika için yaklaşık 90 – 100 tane link var. Anlatacağım içerik hakkında hemen her şey orada yazılı…

Eğitim programını düzenleyen kurum zaten listeyi tüm katılımcılara önceden göndermiş durumda. Anlatırken de sıkça hatırlatma yapıyorum.

🙂

Örneğin ilk sayfalardan biri şöyle:

Bu sayfayı anlatırken “Eğer bir sayfanın alt köşelerinden birinde 3 veya 4 haneli sayı görürseniz, şu anlama geliyordur. www.uzaktanCRMegitimi.com’a girip eğik çizgiden sonra o sayıyı yazarsanız, örneğin [bunları tahtaya yazarak] www. uzaktanCRMegitimi.com/8348  bu sayfayı anlattığım yazıya ulaşırsınız

Eğer daha önce yazmadığım, dolayısıyla içeriğini link ile paylaşamayacağım bir konuyu anlatırsam, “Bunu hiç yayınlamadım. Sayfanın resmini çekebilirsiniz” veya “Buradaki temel kavramlar şunlar, bunu mutlaka not alın” diye mutlaka belirtiyorum.

Genellikle “sunumları paylaşıyor musunuz” sorusu, (bazen birkaç kere) tekrar soruluyor. “Anlattığımın tamamına dair içeriğe ilişkin tüm bildiklerimi zaten paylaştığımı” ve “linklerin onlara şimdiden verildiğini” tekrarlıyorum. “Sunumda açıklama olmayan birçok resim var. Ama öğrenmek istiyorsanız, içerikler elinizde” diye vurguluyorum.

🙂

Eğitim bittikten sonra bazen ilginç [1] , [2] , [3] mesajlar alıyorum. Son gelen mesaj:

Merhabalar Hocam, 

Cumartesi günü vermiş olduğunuz eğitimin slaytını bize gönderebilir misiniz? Bize eğitim şirketi tarafından sadece linkler geldi. Eğer bana gönderirseniz ben tüm arkadaşlara ileteceğim.

Eğitim hayatınızda başarılar dileriz

Bu arkadaş muhtemelen 3 saatlik dersin son yarım saatinde sınıfa giren kişi. Yukarıda yazdıklarımı en azından 3 – 4 kere söylediğimi bilmiyor.

Ayrıca fevkalade yardımsever… Her katılımcıya ayrı ayrı ( 😛 ) içerik göndermek zahmetinden beni kurtarmaya çalışıyor. Sadece ona göndermem yeterli olacak.

😉

Derste bu konunun birkaç kez gündeme geldiğini ve öğrenmek için listedeki bağlantılarda gerekli bilgileri bulacaklarını” tekrar yazdım.

Bundan sonra benzer talep olursa, yanıt olarak bu yazının linkini göndereceğim.

.

29 July 2018 Sunday

Tecrübe ve Enerji

Hayatı boyunca hiç büyük kurumlarda çalışmamış olan bazı genç girişimcilerin “Kurumlarda ücretli çalışmayın, girişimci olun” gibi önerilerindeki tutarsızlığı anlatmaya çabalarım.

Bu genç girişimciler işlerini az büyütüp yanlarına eleman almaya kalktıklarında, aradıkları tecrübe “kurumlarda öğrenilen birikim” olmaya başlar. En azından bazı sektörlerde bazı kurumlardan uzak durmak gerektiğini, birlikte çalışacakları kişileri seçerken “işe alma tecrübesi” gerektiğini filan yedikleri kazıklar sayesinde hemen öğrenirler.

😉

Gençler bir yana… “Bilmemek değil, öğrenmemek ayıptır” deyip geçelim.

Çalıştığı kurum sayesinde çeşitli yurtdışı girişimleri inceleme fırsatı bulan, onların benzerini Türkiye’de kuran, konferanslarda iş hayatını anlatırken “önce günlük – haftalık – aylık rakamları incelerim ve karşılaştırmalar yaparım” diye büyük kurumda öğrendiklerini anlatan… ama “kurum mu yoksa girişim mi?” diye sorulduğunda “Kurumlarda hiç vakit kaybetmeyin” diyenler var ya… Bu çelişki beni kızdırıyordu.

Onlara yanıtı Dünya Ekonomi Forumu (World Economic Forum) vermiş.

😀

Değerli genç arkadaşım Murat Durak ile fırsat buldukça sohbet ederiz. Sıkça geçen konularımızdan biri de yukarıda yazdıklarım.

Murat bir tweet’inde bana haber vermiş.

Hemen World Economic Forum (Dünya Ekonomi Forumu) ne demiş diye tıklıyoruz:

Elbette tweet ile yetinmeyip, yazıyı okuyoruz.

Yazının bazı kısımlarını aşağıda özetliyorum.

Bir girişimci olarak başarı, eğitim, deneyim, bilgi ve yeteneklerinizin toplamı olan becerilerinize bağlı. Ekonomistler buna “insan sermayesi” diyor. Bu beceriler, gizli fırsatların yakalanması ve mevcutların büyütülmesi için mutlaka olmalı.

Gençlerin yaratıcılıkları ve teknolojik beerileri daha fazla olsa da sektör deneyimsizliği ve finansal durumları başarıyı doğrudan etkiliyor. Bilgi ve becerileri eğitimle ve iş hayatında çalışarak ediniriz.
Araştırmada, özellikle sektöre özgü girişimlerde, o sektörde uzun deneyimi olanların kısa süreli tecrübesi olanlara oranla çok daha başarılı olduğunun ortaya çıkması, şaşırtıcı gelmeyecektir.

Dünya Ekonomi Forumu’nun özetiyle yetinmedim, özette olmayan bir şekli de ekledim.

Araştırmada, mühendislik ve teknoloji mezunlarının bilimsel çalışmalara, girişimcilik ağırlıklı eğitim alanların hemen start-up’a yönlendiği anlatılmış.

Oysa Apple, Microsoft, Linkedin gibi kurumlar, girişimcilik mezunlarının  çalışmaya başlamasını ve içeride proje geliştirmesini özendiriyor.

İngiltere özelinde bazı bulguları da vurgulamışlar.

Okullar, mezunlarının kurdukları başarılı girişimleri gereğinden fazla vurguluyorlar ama… iş hayatı tecrübesi olmayan MBA mezunlarının hemen start-up kurmaya özendirilmesinin doğru olmadığı ortaya çıkıyor.

Böylece gerekli iş tecrübesi de kazanılıyor. World Economic Forum MBA okullarına da bazı önermelerde bulunuyor.

😉

Yazı uzun. Yazının kaynağı olan araştırma daha da uzun.

Araştırmada çok farklı çalışmalar var. En başarılı olunan yaş aralığı 35 – 55 arasında…

Girişimciliğe kalkışmadan önce biraz iş tecrübesi yararlı oluyor. Sanırım tecrübe ile enerjinin optimum noktası bu yaş aralığı.

😛

05 May 2018 Saturday

Anlamamakta Direnmek

Dün yayınladığım Y, Z ve X yazısında, Rembrandt’ın bir resmi ve ortaokul düzeyindeki çocukları gösteren bir fotoğraf konusundaki yanlış yorumları ve eleştirimi paylaşmıştım.

Bu yazıyı, bir arkadaşım Facebook’ta

Bunu anlatmaya çalışmakla geçiyor ömrümüz.. değişen şartları düzeni kuralları izah etmek için patlıyor boğazımız bir kişiye anlatabilmiş olursak da mutlu oluyoruz…

Çocukları her devirde “aynı” geleneksel yöntemlerle eğitemezsiniz! Geleneksel yöntemleri, güncel şartlarla harmanlamayı denemekte fayda var…

diye yorumlayarak paylaşmış.

😀

Bu paylaşımda yazıyı eleştiren bir yorum vardı. Ben yanıtladım ama kısır döngü olunca (daha önce yaptığım gibi) burada paylaşmak istedim.

Kısır döngüyü yaratan son cümleyi tekrar okuyalım. “Size öyle geliyor

Ne “bana öyle geliyor” diye soruyorum.

Yorumlayanın iddialarını tek tek ele almış ve yanlış olduğunu belirtmişim. 5 tane madde var.

1 – Öğretmenin tek yolu teknoloji sanmıyorum. Teknolojinin eğitim deneyimini değiştirdiğini düşünüyorum” demişim. Acaba “bana öyle geliyor” olan nedir? Bunca yıldır öğretmenlik yapan biri olarak “öğretmenin tek yolu teknoloji” diye bir cümle çıkmış mı ağzımdan. Yoksa, aksine… “Bilgiyle yıkanmayan beyaz yaka, hızla mavileşir” diye defalarca yazmış mıyım? “Teknoloji öğreniyor, ama siz öğrenmezseniz teknolojinin esiri olursunuz” diye derslerimde anlatmış mıyım?

2 – Teknoloji sayesinde “burnunun ucunda ışıgına ve dokusuna kadar hissetmenin” mümkün olduğunu biliyorum” demişim. Acaba “bana öyle geliyor” olan nedir? Teknoloji sayesinde resmin her ayrıntısını incelemek, Rembrandt’ın uslubunu, ışığı kullanma biçimini, fırça darbelerini anlamak mümkün değil mi?

  • Hem de Rembrandt. Hani teknoloji sayesinde tüm yöntemleri incelenip, yirmibirinci yüzyılda yepyeni bir eseri yaratılan Rembrandt. Lütfen şu sayfaya bakın ve videoyu izleyin. Aşağıda Rembrandt’ın ölümünden 347 yıl sonra yapay zeka ve derin öğrenme ile yaratılmış “Sonraki Rembrandt Resmi“ni görüyorsunuz.

3 – Resmi sanattan yana yorumlayanlara hiç laf etmedim. Öğrencileri yorumlayanlara laf ettim” demişim. Acaba “bana öyle geliyor” olan nedir? Yazıya tekrar bakın. Acaba içerikte resim ve/veya sanat konusunda olumlu veya olumsuz bir cümle var mı?

4 – Çocuk eğitiminden bahsetmiyorum. Ortaokul düzeyinde sanat tarihi eğitiminin teknolojiyle nasıl değiştiğinden bahsediyorum” demişim. Acaba “bana öyle geliyor” olan nedir? “Çocukları böyle eğitmeli” diye bir öğüt mü vermişim?

  • İşin ilginç yanı çocuk eğitiminden bahseden ben değilim, bu yazıyı paylaşan arkadaşım “Çocukları her devirde “aynı” geleneksel yöntemlerle eğitemezsiniz! Geleneksel yöntemleri, güncel şartlarla harmanlamayı denemekte fayda var...” demiş. Atarlanıyor ama yanlış kişiye… “Mesajını arkadaşına vermek istiyor ama beni mi kullanıyor” diye düşündüm.

Son olarak da

5 – Keşke gerçekten “ne demek istediğim anlaşılsaydı?” Yukarıdaki satırlardaki iddiaların yanlışlığı zaten anlaşılmadığını kanıtlıyor” demişim. Yukarıda yazdığım 4 madde kesinlikle gösteriyor ki gerçekten hiç anlamamış. Yani “bana öyle gelmiyor

😉

Bir önceki gibi, anlamadan yazmış. 10 yıldan beri, böyleleri ile karşılaşıyorum. Sayıları azalmıyor, çoğalıyor.

Dün yayınladığım Y, Z ve X yazısının son satırının ne kadar doğru olduğunu bizzat şahsında kanıtladığı için kendisine teşekkür ederim.

🙁