"eğitim" etiketli yazılar:

29 July 2018 Sunday

Tecrübe ve Enerji

Hayatı boyunca hiç büyük kurumlarda çalışmamış olan bazı genç girişimcilerin “Kurumlarda ücretli çalışmayın, girişimci olun” gibi önerilerindeki tutarsızlığı anlatmaya çabalarım.

Bu genç girişimciler işlerini az büyütüp yanlarına eleman almaya kalktıklarında, aradıkları tecrübe “kurumlarda öğrenilen birikim” olmaya başlar. En azından bazı sektörlerde bazı kurumlardan uzak durmak gerektiğini, birlikte çalışacakları kişileri seçerken “işe alma tecrübesi” gerektiğini filan yedikleri kazıklar sayesinde hemen öğrenirler.

😉

Gençler bir yana… “Bilmemek değil, öğrenmemek ayıptır” deyip geçelim.

Çalıştığı kurum sayesinde çeşitli yurtdışı girişimleri inceleme fırsatı bulan, onların benzerini Türkiye’de kuran, konferanslarda iş hayatını anlatırken “önce günlük – haftalık – aylık rakamları incelerim ve karşılaştırmalar yaparım” diye büyük kurumda öğrendiklerini anlatan… ama “kurum mu yoksa girişim mi?” diye sorulduğunda “Kurumlarda hiç vakit kaybetmeyin” diyenler var ya… Bu çelişki beni kızdırıyordu.

Onlara yanıtı Dünya Ekonomi Forumu (World Economic Forum) vermiş.

😀

Değerli genç arkadaşım Murat Durak ile fırsat buldukça sohbet ederiz. Sıkça geçen konularımızdan biri de yukarıda yazdıklarım.

Murat bir tweet’inde bana haber vermiş.

Hemen World Economic Forum (Dünya Ekonomi Forumu) ne demiş diye tıklıyoruz:

Elbette tweet ile yetinmeyip, yazıyı okuyoruz.

Yazının bazı kısımlarını aşağıda özetliyorum.

Bir girişimci olarak başarı, eğitim, deneyim, bilgi ve yeteneklerinizin toplamı olan becerilerinize bağlı. Ekonomistler buna “insan sermayesi” diyor. Bu beceriler, gizli fırsatların yakalanması ve mevcutların büyütülmesi için mutlaka olmalı.

Gençlerin yaratıcılıkları ve teknolojik beerileri daha fazla olsa da sektör deneyimsizliği ve finansal durumları başarıyı doğrudan etkiliyor. Bilgi ve becerileri eğitimle ve iş hayatında çalışarak ediniriz.
Araştırmada, özellikle sektöre özgü girişimlerde, o sektörde uzun deneyimi olanların kısa süreli tecrübesi olanlara oranla çok daha başarılı olduğunun ortaya çıkması, şaşırtıcı gelmeyecektir.

Dünya Ekonomi Forumu’nun özetiyle yetinmedim, özette olmayan bir şekli de ekledim.

Araştırmada, mühendislik ve teknoloji mezunlarının bilimsel çalışmalara, girişimcilik ağırlıklı eğitim alanların hemen start-up’a yönlendiği anlatılmış.

Oysa Apple, Microsoft, Linkedin gibi kurumlar, girişimcilik mezunlarının  çalışmaya başlamasını ve içeride proje geliştirmesini özendiriyor.

İngiltere özelinde bazı bulguları da vurgulamışlar.

Okullar, mezunlarının kurdukları başarılı girişimleri gereğinden fazla vurguluyorlar ama… iş hayatı tecrübesi olmayan MBA mezunlarının hemen start-up kurmaya özendirilmesinin doğru olmadığı ortaya çıkıyor.

Böylece gerekli iş tecrübesi de kazanılıyor. World Economic Forum MBA okullarına da bazı önermelerde bulunuyor.

😉

Yazı uzun. Yazının kaynağı olan araştırma daha da uzun.

Araştırmada çok farklı çalışmalar var. En başarılı olunan yaş aralığı 35 – 55 arasında…

Girişimciliğe kalkışmadan önce biraz iş tecrübesi yararlı oluyor. Sanırım tecrübe ile enerjinin optimum noktası bu yaş aralığı.

😛

05 May 2018 Saturday

Anlamamakta Direnmek

Dün yayınladığım Y, Z ve X yazısında, Rembrandt’ın bir resmi ve ortaokul düzeyindeki çocukları gösteren bir fotoğraf konusundaki yanlış yorumları ve eleştirimi paylaşmıştım.

Bu yazıyı, bir arkadaşım Facebook’ta

Bunu anlatmaya çalışmakla geçiyor ömrümüz.. değişen şartları düzeni kuralları izah etmek için patlıyor boğazımız bir kişiye anlatabilmiş olursak da mutlu oluyoruz…

Çocukları her devirde “aynı” geleneksel yöntemlerle eğitemezsiniz! Geleneksel yöntemleri, güncel şartlarla harmanlamayı denemekte fayda var…

diye yorumlayarak paylaşmış.

😀

Bu paylaşımda yazıyı eleştiren bir yorum vardı. Ben yanıtladım ama kısır döngü olunca (daha önce yaptığım gibi) burada paylaşmak istedim.

Kısır döngüyü yaratan son cümleyi tekrar okuyalım. “Size öyle geliyor

Ne “bana öyle geliyor” diye soruyorum.

Yorumlayanın iddialarını tek tek ele almış ve yanlış olduğunu belirtmişim. 5 tane madde var.

1 – Öğretmenin tek yolu teknoloji sanmıyorum. Teknolojinin eğitim deneyimini değiştirdiğini düşünüyorum” demişim. Acaba “bana öyle geliyor” olan nedir? Bunca yıldır öğretmenlik yapan biri olarak “öğretmenin tek yolu teknoloji” diye bir cümle çıkmış mı ağzımdan. Yoksa, aksine… “Bilgiyle yıkanmayan beyaz yaka, hızla mavileşir” diye defalarca yazmış mıyım? “Teknoloji öğreniyor, ama siz öğrenmezseniz teknolojinin esiri olursunuz” diye derslerimde anlatmış mıyım?

2 – Teknoloji sayesinde “burnunun ucunda ışıgına ve dokusuna kadar hissetmenin” mümkün olduğunu biliyorum” demişim. Acaba “bana öyle geliyor” olan nedir? Teknoloji sayesinde resmin her ayrıntısını incelemek, Rembrandt’ın uslubunu, ışığı kullanma biçimini, fırça darbelerini anlamak mümkün değil mi?

  • Hem de Rembrandt. Hani teknoloji sayesinde tüm yöntemleri incelenip, yirmibirinci yüzyılda yepyeni bir eseri yaratılan Rembrandt. Lütfen şu sayfaya bakın ve videoyu izleyin. Aşağıda Rembrandt’ın ölümünden 347 yıl sonra yapay zeka ve derin öğrenme ile yaratılmış “Sonraki Rembrandt Resmi“ni görüyorsunuz.

3 – Resmi sanattan yana yorumlayanlara hiç laf etmedim. Öğrencileri yorumlayanlara laf ettim” demişim. Acaba “bana öyle geliyor” olan nedir? Yazıya tekrar bakın. Acaba içerikte resim ve/veya sanat konusunda olumlu veya olumsuz bir cümle var mı?

4 – Çocuk eğitiminden bahsetmiyorum. Ortaokul düzeyinde sanat tarihi eğitiminin teknolojiyle nasıl değiştiğinden bahsediyorum” demişim. Acaba “bana öyle geliyor” olan nedir? “Çocukları böyle eğitmeli” diye bir öğüt mü vermişim?

  • İşin ilginç yanı çocuk eğitiminden bahseden ben değilim, bu yazıyı paylaşan arkadaşım “Çocukları her devirde “aynı” geleneksel yöntemlerle eğitemezsiniz! Geleneksel yöntemleri, güncel şartlarla harmanlamayı denemekte fayda var...” demiş. Atarlanıyor ama yanlış kişiye… “Mesajını arkadaşına vermek istiyor ama beni mi kullanıyor” diye düşündüm.

Son olarak da

5 – Keşke gerçekten “ne demek istediğim anlaşılsaydı?” Yukarıdaki satırlardaki iddiaların yanlışlığı zaten anlaşılmadığını kanıtlıyor” demişim. Yukarıda yazdığım 4 madde kesinlikle gösteriyor ki gerçekten hiç anlamamış. Yani “bana öyle gelmiyor

😉

Bir önceki gibi, anlamadan yazmış. 10 yıldan beri, böyleleri ile karşılaşıyorum. Sayıları azalmıyor, çoğalıyor.

Dün yayınladığım Y, Z ve X yazısının son satırının ne kadar doğru olduğunu bizzat şahsında kanıtladığı için kendisine teşekkür ederim.

🙁

04 May 2018 Friday

Y, Z ve X

Bu resme iyi bakın

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor ve ayakkabılar

Hemen her yerde, “Dünyanın en meşhur resimlerinden biri olan Rembrandt’ın “Gece Devriyesi” resmine arkalarını dönmüş oturuyorlar” diye dolaşımda.

Oysa işin aslı şu:

Sanat Tarihi, sadece görüntüyle ilgili değil, sanatın sosyal ve politik bağlamını araştırmak ve öğrenmekle ilgilidir. Öğrenciler, öğretmenlerinin yönlendirmesi doğrultusunda bu resmi dijital kaynakları kullanarak araştırıyorlar. Bilet alırken müzenin uygulamasını indirmişler. (Kulaklık kordonlarını görebilirsiniz.) Resim hakkında bilgileri dinliyorlar.

Bu resmi yorumlarken “cep telefonlarıyla oynuyorlar” gibi değil, “resmin / müzenin kataloğunu alıp okuyorlar” diye düşünmek gerekir.

Teknoloji, eğitimin şeklini değiştiriyor.

  • Teknoloji şimdiye kadar altyapıyı, ürün ve süreçleri değiştiriyordu. Artık teknoloji deneyimleri değiştiriyor. [Bu konuda sonra yazacağım.]

🙂

Bu gibi her resmin Y veya Z neslini küçümsemek için kullanılmasına alıştım da… Birçok resmin ve metnin arkasındaki gerçeği sorgulamadan paylaşanlar için ne söylemek gerekir?

Artık müzelerin böyle mobil uygulamaları (app) olduğunu bile bilmeyen, muhtemelen okuldan sonra sadece meşhur olduğunu duydukları için müzeye giden ve ilk fırsatta bunu sosyal mecralarda paylaşanlar…

Hangi neslin daha fazla sorgulama eksiği var acaba?..

😉