"etkinlik" etiketli yazılar:

02 February 2009 Monday

"Ben bilirim" dönemi

Bir ara, çocukların 14 – 17 yaş arasında “ikinci olumsuzluk” dönemi olduğunu anlatmıştım.

18 – 28 yaş arasında (bazen daha sonraki yıllarda) da “ben her şeyi bilirim” dönemleri oluyor. Bana bir şeyler soruyorlar. Ne var ki, yanıtları dinlemiyorlar. Aslında bekledikleri “Sen çok güzel düşünmüşsün… Aferin…” denilmesi. Sorunları çok. İşler istedikleri gibi gitmiyor. Ama onlar sorgulanmaktan, eleştirilmekten hoşlanmıyorlar.

İki –üç tane pazarlama dersi almışsa okuldayken… Pazarlamayı ondan iyi bilen yok.  Hele bir – iki tane de reklam ve iletişim dersi almışsa…  Ufff!…

Soruyorum. Hayatta hiç lansman yaptın mı? Hiç pazarlama kampanyası yönettin mi? Hiç promosyon ürünü seçtin mi? Hiç etkinlik planladın mı? Hiç broşür metnini düzelttin mi? Hiç proje ekibi idare ettin mi? Hiç ajans brief’i hazırladın mı? Hiç patrona kavram anlatmayı denedin mi? Hiç başarılı veya başarısız bir kampanyanın hesabını verdin mi?

Bir tekini yapmamış, ama hepsini herkesten iyi biliyor. Kafasında bir sürü varsayım… Karşısındakini dinlemiyor. Her cümle “Ama…” diye başlıyor.

Anlatmaya çalışıyorum. Bu bakış açısı, bir “dinleme engeli” oluşturur. Ön yargılı dinlediğin sürece, ne denilmek istendiğini kaçırırsın. Bu sefer de “sen taktın benim ön yargılı olduğuma…” diyor.

Gerekçeleri ile anlatmaya çalışıyorum. Ama KAPALI…

Bir seferinde dayanamadım. Dedim ki “Kaç sene boyunca, yılda 10 küsür lansman yaptım. Aynı anda 40 küsür projeden sorumluydum. Buna rağmen şu an yaşadığın sorunları yaşamıyordum. Ben de bu kadar işi ve insanı nasıl yöneteceğimi zamanla öğrendim. Doğru yapmayı kendi tecrübelerinle 52 yaşında da öğrenebilirsin; beni ve benim gibileri dinleyerek 25 yaşında da… Sen kararını ver. Ondan sonra konuşalım”
;-)

31 January 2009 Saturday

THY öğrenecek mi?

Bugünlerde Kevin Costner’li THY reklamı konu ediliyor. Çok sayıda reklam sitesi var. Bu nedenle çok nadiren reklam konusuna giriyorum.

Bu sefer beni reklam filminin öncesi ilgilendiriyor.

Kevin Costner reklam filminde oynamaya gelmiş. Önemli kişiler ile kokteyle katılmış, el sıkışmış, şakalaşmış. Kendisi ile röportaj yapıyorlar. “THY’ye hiç binmediğini” söylüyor.

Tombala… Bari basın toplantısı öncesinde, Türkiye’ye getirirken adamı THY uçağına bindirseydiniz. “Yaşamımın değeri ile reklamı karıştırmam. THY’ye de binmem… Gelir, rolümü oynar, paramı alırım. Gerisine de karışmam” diye düşündüğü tüm dünyada yankılanmaz mı?

Ya da, THY’nin rakibi “reklam çektirmeye giderken…” diyerek biletin resmini yayımlasa…

Ağızdan ağıza pazarlama‘ya giriş” dersi mi verelim, “Etkinlik planlaması” dersi mi?

Eğitim şart…
:-(

18 January 2009 Sunday

Ufuk sorunu

Karar verme anı ile sonucun ortaya çıkması arasındaki zaman arttıkça verilen yanlış kararların sayısının arttığını söylemiştik.

Bunun aksi yönde de gözlemlerim var. Karar ile sonuç arasında zaman farkı az, ama çoğunluk yanlış karar veriyor.

Yaklaşık 100 metrelik bir cadde. İki ucunda da trafik ışıkları var. Birinde durduğunuz zaman diğerini rahatça görebiliyorsunuz.

Bu ışıklar ters yönde çalışıyor. Biri yeşil yandıktan bir – iki saniye sonra, diğeri kırmızıya dönüyor. Kırmızı ışık 60 saniyeden fazla sürüyor.

İlkinde beklerken “yeşil” yandığını görünce tüm gücüyle gaza basanları görüyorum. Hepi topu 70 – 80 metre sonra frene basacak, ama bu arada çıkabileceği en üst hıza da ulaşmaya çalışıyor. Bu caddede ilk tecrübesi de değil. Her seferinde aynı şeyi tekrarlıyor.

Düşünüyorum. Böyle araç kullanan bir kişiye, bir bölümün yönetimi emanet edilebilir mi diye…Yönetimin amaçlarından biri de “kaynakların etkin kullanımı“dır. Yani aynı sonucu daha az kaynak kullanarak elde etmeye çalışmalısınız.

Hem daha çok yakıt harcayan, hem fren balatasını gereksiz aşındıran, hem de her seferinde hatalarını tekrarlayan bu kişiler, bırakın büyük bir bölümü, küçük bir birimi bile “etkin” yönetebilir mi?

Tüm ufku, önündeki arabanın arkası veya yanındaki arabanın önü ile sınırlı olan bir kişiden ileride büyük bir şirketi yönetmesini bekleyebilir misiniz?
:-(