"evlilik" etiketli yazılar:

21 October 2009 Wednesday

Birey olmak

Dün, Selim Tuncer‘in friendfeed’e girdiği bir not aklıma getirdi.
:-)

Genç kızımız çalışkan, saf… Delikanlı ise karizmatik. Evlenmeye karar vermişler. Herkes kıza soruyor: “Nasıl oldu?” Kız gururla yanıtlıyor: “O beni seçti.” Sanki, “diğerleri avucunu yalasın” gibilerden…

Ben kıza anlatmaya çalıştım. “Birey olmanın baş özelliği seçmektir.” Seçilmek gibi edilgen bir durum, birey olmaya yakışmıyor. Birçok seçenek arasından senin seçilmen bir ödül de olsa, asıl olan seçmektir.

Sanırım ikna ettim.
:-P

Hanım kızımız şimdi soranlara “Beni seçenler arasından onu seçtim” diye anlatıyor. Hani, “beni ne doktorlar, ne mühendisler istedi” kıvamında…
:-P

29 June 2009 Monday

Evlilik halleri

Önümüzdeki aylarda çok sayıda Friendfeed / Likemind arkadaşım evlenecek.

Daha önce bir küçük hatırlatma yapmıştım. Bu sefer, eski bir öyküyü yazmak istedim.
:-P

Külhanbeyi – nasıl olduysa – evlenmiş.  Balayı, vb. geçmiş. Adam karısına hayran… Evde hiç huzursuzluk çıkarmıyor.  Lakin serde de külhanbeyi geçmişi var. Sinirlendiği de oluyor. Taşıyor…

Bir gün eşine demiş ki:

  • Hatun… Biliyorsun, yıllarca buraları haraca kestim. Şimdi bile istersem… Neyse, evimden başka düşüncem yok.  Amaaaa, arada bazen birileri damarıma basıyor. Şöyle esaslı bir tokat adamı kendine getirir. Biliyorsun, yapmıyorum… O zaman da çok sinirli oluyorum. Eğer ben sokağın köşesinden dönerken nara atarsam, fesimin püskülü de tam alnımın ortasına inmişse… Bana dokunma… Sakinleşene kadar sabret…

Taraflar anlaşıyor. Genelde canım-cicim… Arada bir “Heeaayyyyt” ile idare ediyorlar.

Günlerden birinde, bu sefer hatun diyor ki:

  • Bey… Bazen konu-komşu olur olmaz söz ediyor. Eskiden olsa carrt diye ağzını yırtardım. Lakin evimin kadınıyım. Mahallede kavga etmek yakışmaz deyip susuyorum. O zaman da fena sinirleniyorum. Sen kapıyı çaldığında içeriden bir birine çarpan tencere tava sesi duyarsan, anla ki delirmişim. Sakın ha üstüme varma…

Yine anlaşıyorlar. Çoğunlukla gülüm-şekerim… Arada bazen “Heeaayyyyt”, bazen “şangır – şungur” hayat sürüyor.

Bir gün…

Adam fena halde sinirli. Eskiden olsa, 3 – 5 kişiyi hacamat edecek… Yolda karşı kaldırıma geçmeyeni pataklayacak… Öylesine bozuk.

Köşeyi dönerken attığı nara, tüm sokağı inletiyor. Fesi alnında, püskül iki kaşın arasında sallanıyor. Kapıyı yumrukluyor… ki…

İçeriden tencere – tava birbirine çarpıyor. Neredeyse tenekeler savaşı var.  Evde ne varsa merdivenden yuvarlanıyor gibi… Sonra da bir çığlık:

- Kimdir ooooo… Patlama…. Kapıyı mı kıraca’n…

Emekli külhanbeyi, hemen kendini topluyor. Fesi düzeltiyor. Ve içeriye sesleniyor.

- Tatlım, gülüm… Benim canım karıcığımmm… Seni biri mi kızdırdı, birtanem?…
:-P

Siz ne yapacağınızı anlamışsınızdır.
:-)

13 February 2009 Friday

Kaça kadar sayabilirsin

Friendfeed’de evlilik üzerine bir dizi cümle okudum. Aklıma geldi.

Lise yıllarımda bir öğretmenin cümlesi.

“Bir kadında 100 tane özellik arıyordum. İlk üçünü buldum. Evlendim. Çok mutluyum.”

Siz kaça kadar sayabiliyorsunuz, bilmem. Aman, önceliklerinizi iyi belirleyin.
:-)