"futbol" etiketli yazılar:

13 July 2014 Sunday

Finali “büyük veri” kazanır mı?

Alman milli takımının 7 – 1’lik Brezilya galibiyeti sonrasında “12’inci oyuncu büyük data’ydı” (Germany’s 12th Man at the World Cup: Big Data) diye bir yazı yayınlandı.

Rakip takımları sadece videolardan izlememişler (onu yıllardır yapıyorlar). Her bir oyuncunun hızını, top tutma yeteneğini, baskılı ortamda nasıl davrandığını ve bireyler dışında takım olarak da güçlü ve zayıf yönlerini rakamsal verilere dökmüşler.

Sporun sadece bireysel veya takım becerisi olmaktan çıktığı, bilgi ile yönetildiği bir dünyaya doğru gidiyoruz.

Bilgi yönetimi ile futbolda neler başarılabildiği konusuna şu yazıda son paragraflarda değinmiştim.

brasil2014

Sporda bilgi yönetimi böylesine öne çıkarkan, pazarlamayı duygular ile yönetmeye kalkanlara ithaf olunur.

😉

Sadece geçmiş verilere bakan ve kişisel performansları gözardı eden Goldman Sachs modelinin ne kadar yanıldığına da bakın isterseniz.

😛

 

22 September 2013 Sunday

Ne içindeyim zamanın…

Siz Beşiktaş – Galatasaray maçını seyrediyordunuz (büyük ihtimalle…)

Ben bir blog yazısına odaklanmıştım.

Yayınladım ve kadim dostum Murat Ermert’ten şöyle bir tweet geldi.

Usta, mac seyrederken, niteliksel arastirma metodlari konusu bizi aşar:))) Yapma bize bunu!

Yazıyı yayınladıktan sonra yine maçı seyretmedim. Eurosport’da serbest kar sörfü seyrederken yarışmacıların yapay kar doldurulmuş pistlerde kışlık giysiler içinde, spikerin ise şort giydiğini gördüm. Güldüm ama düşündüm. Hava soğuk değildi. Kar yağmamıştı… Yine de gerçekleştiriliyordu o etkinlik.

Kanallar arasında gezerken bitmemiş maçın skorunu bir alt yazı ile birlikte gördüm.

——————————–

BJK: 1
GS:  2

Beşiktaş Seyircisi sahaya girdiği için maç durdu

———————————

“BJK seyircisi en centilmen seyirci seçildi” diyen tweet’i hatırladım.

Tam o anda Ahmet Hamdi Tanpınar’ın bir şiirinin ilk dizeleri geldi aklıma.

Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;

🙂

Sizi bilmem ama, ben bazen tam bu dizelerin dediği gibi kalırım ortalıkta.

BJK – GS maçının içinde değilim, ama tümden dışlayamıyorum da… Dedim ya, ne tümden içindeyim zamanın (maçla pek ilgim yok), ne de büsbütün dışında (yine de “Beşiktaş seyircisi sahaya girdi”yi görünce aklıma maçla ilgili bir tweet geliyor. Adeta muz orta… ).

😉

Ahhh! N’olacak benim halim? Ben n’olacam? Yine arada kaldım. Yine kişisel sorgulamalardayım…

😛

12 December 2012 Wednesday

Taraftarlık 2

Körü körüne taraftarlık konusunda çok yazdım. (Listesi yazının sonunda)

Az önce tekerlekli basketbol maçındaki olaylar konusunda Kenan Başaran’ın “Koy deplasman yasağı gitsin” yazısında Doç. Dr. Ahmet Talimciler’in “Onlar futbol taraftarı” dediğini okuyunca, bir anı tazelendi.

😉

1970’lerin sonlarındaydık. Büyük İstanbul kulüplerinden birinin Ankara’da basketbol maçı var. (Gereksiz saldırı olmasın diye takımın adını yazmıyorum.) Fanatik futbol taraftarları bir tribünü doldurdu. Maç başlamadan tezahürat başladı. Oynanan spordan anlamadıkları için seyretmiyorlar da… Çoğunluk sırtını sahaya dönmüş, tribünde üstte oturanlara bakıyor. Merkezi saha değil üst-tribün olan bir yarım daire oluştu.

İstanbul takımında bir Amerikalı oyuncu var. Birkaç tane de basketbol şöhreti. Ankara takımının tüm oyuncuları üniversite öğrencisi. Spor ile harçlıklarını çıkarıyorlar. Gerçek anlamda profesyonel hiçbir sporcusu yok. (Hatırladığım kadarıyla okul bittikten sonra da sporcu olarak devam etmediler.)

Tribündeki fanatiklerin anlamadan geldikleri ve seyretmedikleri o maç nasıl bitti biliyor musunuz? Öğrenciler as’ları yendiler.

Maç bitti. Fanatik taraftarlar da kendi sporcularına ana avrat sövmeye başladı.

😛

Bari maçı seyretseydiniz. Bağırmak ve marş söylemek yerine zor anlarında takımınızı  motive etseydiniz. Hani?..

😉

 

EK NOT:

Taraftarlık yazıları: