"gazete" etiketli yazılar:

14 June 2016 Tuesday

Bulmaca

Az önce Facebook’da Özer Dölekoğlu’nun bir mesajıyla karşılaştım.

Sodyum-So

Bir arkadaşımın anlattığı olay geldi aklıma.

😉

Genel Müdür bir devirler Cumhuriyet gazetesinin yayınladığı çok zor “ödüllü bulmaca”nın hastasıymış.

  • Bilenler bilmeyenlere anlatsın; bulmacayı bir oturuşta çözen olmazdı. Ansiklopediler, sözlükler, eşe dosta danışmalar… Hatta bu Genel Müdür, kadrosundaki kişileri arayıp onlara da soruyormuş. Yine de çözülmeyebilirdi.

Genel Müdür gazeteleri almış, vapura binmiş, bir gazeteyi okumaya başlamış… Yanındaki kişi “Bir göz atabilir miyim?” diye rica edince vermemezlik edememiş. Tanımadığı adam, Cumhuriyet gazetesini almış. Birkaç dakika sonra bulmaca sayfasına gelmiş. Cebinden kalemi çıkarıp bir şeyler yazmaya başlamış.

Genel Müdür’ün aklı gitmiş. Nezaketini bozmak da istememiş. Vapur yanaşana kadar ses çıkarmamış.

Vapur yanaşınca diğer adam gazeteyi güzelce katlamış. Teşekkür ederek vermiş. Bizimki (ne de olsa nazik Genel Müdür 🙂 ) hemen açıp adamın yanında bakamamış.

İşyerine gelmiş. Bulmaca sayfasını açmış. Sadece 2 yerde yazı var.

Bir bağlaç (iki harfli) İP yazılmış.
Yapma, etme (üç harfli) DUR yazılmış.

Sodyum’un simgesi SO ne ki?

😉

 

07 September 2014 Sunday

Bundle

Nihan Bora’yı gazeteci olarak tanıdım. Bu dönemi iyi tanımladığını düşündüğüm için Sosyal CRM eğitimlerimde (ve derslerimde) Nihan Bora’nın “Twitter’da Doğanlar”  isimli röportajını kullanırım.

Nihan-Bora-1

Nihan Bora’nın Bundle oluşumunun içinde olduğunu öğrendiğimde onunla röportaj yapmak istedim. Biliyorum bir gazeteciden röportaj talep etmek biraz garip oldu.

Bundle.com’daki müşteri deneyimini sordum Nihan Bora’ya.

Herkes gelir modelini sorar. Ben “müşteri deneyimini” sorarım. Hatta diyorum ki

  1. Müşteri deneyimini sormadan gelir modelini soran yatırımcı adayı ile zaman harcamayın.
  2. Müşteri deneyimi tüm pazarlama stratejilerini, fırsatlarını ve yöntemlerini belirler.

Nihan Bora, Bundle ile oluşan deneyimi şöyle açıkladı:

 

Bundle uygulaması Apple Store’dan ücretsiz olarak indiriliyor. Kullanıcılar 20’nin üzerinde kategoriden seçtikleri başlıklarla kendi Bundle’larını yaratabiliyorlar.

Şu kategoriler var: Haber, Teknoloji, Fotoğraf, Bilim, Spor, Magazin, Sanat, Yaşam, Moda, Gezi, Yemek.

bundle4

Bu kategorilerin altında aslında daha detaylı kategoriler de bulunuyor. Örneğin Yaşam kategorisinin altında Kadın, Anne-Çocuk, Ev-Dekorasyon gibi başlıklar da yer alıyor.

Fotografla ilgileniyorsanız şunları izleyebilirsiniz.

bundle2

İlgi sahamda dünyada olup biteni izlemeyi gerçekten önemsedim. Bikini labirentlerinde kaybolmadan, odaklı şekilde öğrenmekle ilgilendim. (Maalesef şu anda sadece iPhone ve iPad’de olması bana uygun değil.)

Haberleri beğenip beğenmediğinizi işaretleyebiliyorsunuz. (Haberleri beğenmemekten bahsedince, haberlerle bile kavga eden bir arkadaşım aklıma geldi) İsterseniz çeşitli sosyal mecralardan paylaşabiliyorsunuz.

Başka ülkelerin gündemini merak etmişseniz, yine tek klik ile izleyebiliyorsunuz. (Bunun yararlı olduğunu düşünüyorum. Kendini ayaklarından tutup kaldırmak gibi, sürekli kısır düşünce yapısına saplanmayı engeller. Küçük dünyaların çekişmelerinin yer kürede ne kadar önemli olduğunu hatırlatır. Korkarım, yakında bunu daha iyi anlayacağız.)

bundle5

Son dakika gelişmeleri de kullanıcıların telefonuna bildirim olarak düşüyor.

🙂

Nihan Bora’ya “RSS veya diğer izleme araçları ile kıyaslandığı zaman nasıl bir deneyim üstünlüğü sağlıyor?” diye sordum. Şöyle yanıtladı.

Dünyada olan biteni takip etmek nefes almak gibi bir şey benim için. Haberi tam zamanlı takip etmenin en etkili yolunun da Twitter olduğunu düşünüyordum ama artık öyle değil. Öncelikle haber, resmi bir kaynağın hesabı değilse o habere güvenip güvenmemek konusu sıkıntılı.

Ayrıca gece olan bir olayın gündüz retweet edildiğinde onu yeni gibi algılamak söz konusu olabiliyor. İyi bir Twitter kullanıcısı elbette saatine bakmayı akıl edebiliyor ama bazı kötü niyetli kullanıcılar haberi yeni olmuş gibi de yayabiliyor.

Bir de Bundle’ın beni en çok çeken tarafı, dünyadan ve Türkiye’den binlerce haber kaynağını aynı anda okuyabilmem. Hatta hiç bilmediğim siteleri ve blogları keşfetmek açısından da eşsiz diyebilirim.

Bundle’la ilgili Nihan Bora’dan öğrendiklerim ve tuttuğum notlar bu kadar.

Deneyimlerinizi benimle paylaşırsanız sevinirim.

.

Notlar (EKLEMELER):

  1. Nihan Bora ile bir de “gazetelerin ve gazeteciliğin geleceği” konusunda röportaj yapacağım.
  2. Bu yazıyı yayınlama nedenim, daha önce yayınladığım “e-gazetecilik ne zaman?“ve “N’olacak şu gazeteler” yazısının devamı gibi düşünüyor olmam. Ayrıca Bundle’ı “gazeteciliğin geleceği” konusunda bir basamak diye varsayıyorum.
  3. Daha önce Bloglarda Pazarlama konulu yazı dizisinde  [1] , [2] , [3] , [4] , [5] yayınladığım gibi hedef kitlemin ilgilendiği ve benim de sitemin mevcut içeriğine uygun bulduğum bir konu olduğu için paylaşıyorum. Olumsuz eleştirilerinizi de yayınlamaya hazırım.
  4. Yani, her yeni girişimi duyurmaya çalışmıyorum. Lütfen bu konuda talepte bulunmayın.

😉

 

24 June 2014 Tuesday

N’olacak şu gazeteler?

Dün akşam, 22.30 – 24.00 arasında Kahraman Uğurlu’nun radyo yayınına İsmail Hakkı Polat ve Hamza Şamlıoğlu ile birlikte konuk oldum.

Konu Gazetelerin Geleceği idi. Dinleyenler “çok beğendiklerini” yazdılar. Bizi izleyenlere ve sosyal mecralar üzerinden katkıda bulunanlara teşekkürler.

Bu konunun seçilme nedenleri

idi.

gazete-tr

Farklı yönlere giden uygulamaları tartıştık. Sohbetin tamamını şuradan izleyebilirsiniz.

Sohbet sırasında üzerinde durduğum birkaç noktayı burada özetlemek istiyorum.

🙂

Gazeteler önce ne sattıklarını, yani ana işlevlerinin ne olduğunu bilmek zorunda. Gazetenin işi reklamveren ile okur kitlesini buluşturmak. Daha sert bir ifadeyle, okur kitlesini reklamveren’e satarak yaşıyorlar. Ayrıntısı şurada

Gazetenin amacı okur ile reklamvereni aynı ortamda buluşturmak olduğundan, kağıt sadece bir taşıyıcı.

Yazarlar ise hedef kitlenin oraya sürekli gelmesini sağlayan unsurlar.

😉

Eğer yazarlar “kağıttan dijitale geçiş = kapanma” diye düşünüyorlarsa, ana işlevlerini bilmediklerini düşünebiliriz.

Eğer gazete patronları “kağıttan dijitale geçtikleri için yazarların ücretlerinde indirim yapıyorlarsa” hem işlerini bilmediklerini, hem de zaten azalan maliyetlerle daha rahat ödeme yapabilecekken fırsat yaratıp keselerini şişirdiklerini söyleyebiliriz.

Her ikisi de aynı kapıya çıkıyor. Pazarlama Miyopluğu. Yani gazeteciliğin asıl işinin haber aracılığı ve buluşturma ortamı olduğunu bilmeyip, kağıt üzerine basılı malumatın iletilmesi olduğunu zannetmek.

  • Ek bilgi: Pazarlama Miyopluğu, dünyada en çok alıntı yapılan makaledir. Kısa özeti şurada. Okuyun ve işinizi yanlış tanımlamayın.

Gazeteciler ve patronları işlerini doğru tanımlasalar neler farkeder.

Öncelikle hedef kitleyi belirlemeye çalışırlar. Hedef kitlesi zaten okumayan, TV’de dizi seyreden bir gazetenin yaşama şansı yok. Asıl rakibi internet veya sosyal mecralar değil. Onların elindeki reklam gelirlerini TV’ye kaptıracaklarını öngörmemiz gerekir.

Her şey dijitalde, bu nedenle gazeteler kapanacak” diyenlere de burada birkaç cümlem var. Önemli olan hedef kitlenin nerede olduğudur. Onların hedef kitlesi, tweet atmak ve facebook’da böbürlenmek dışında dijital mecraları kullanmıyorlarsa, “Her şey internet’te” demenin alemi yok. O gazetelerin reklam gelirlerini dijital’e değil TV’ye kaptıracaklarını öngörmek için uzman olmak gereksiz.

  • Ek bilgi: Geçen sene bir toplantıda, iPhone kullananların %40’a yakınının sadece uygulamalar veya sosyal mecralardaki linkler ile internet’e girdiğini, hemen hiç Google veya başka arama motoru kullanmadığını dinlemiştim. Önceden verilenler dışında bir arama – araştırma yapmadıklarına bakarak onlar için “her şey dijital’de” demek iyimserlik oluyor.

😉

Özeti şöyle noktalayalım. Gazeteler içerik sağlamıyor diyoruz ama içeriği de hedef kitleye göre saptamak gerek.  Bu nedenle Radikal’in hedef kitlesi nisbeten eğitimli olduğu için dijital’den başka çaresi yok. Ama Hürriyet’in rakibi web değil TV.

😛

Yukarıda sadece kendi söylemlerimi yazdım. Siz yine yayını baştan sona dinleyin.

🙂