"Genel Müdürlük" etiketli yazılar:

18 April 2017 Tuesday

Dönüşüm Yönetimi Kolay Değil

United havayollarının fazla rezervasyondan sonra müşterilerine kötü davranmasıyla ilgili yazıyı hazırlarken, birçok yorum okudum.

Bunlardan biri müşteri deneyimi uzmanı Shaun Belding’e aitti. Müşterisinin adını vermeden şöyle yazmıştı.

Müşterilerimizden biri büyük bir otelin Genel Müdürüdür. “500 dolar kuralı” diye bir şey çıkardı. İster tam zamanlı, ister yarı zamanlı olsun her çalışanın cebinde sanal bir 500 dolar vardı. Müşteriyle bir sorun yaşanırsa, işleri düzeltmek için 500 dolar değerinde bir karar verebilir. Onay yok, “öyle değil de böyle yapmalıydın” yok.

Bağlı olduğu Bölge Başkan Yardımcısı, onun delirdiğini düşündü. Onu istismar, zayıf kararlar ve kâr kayıpları konusunda uyardı.

Bunların hiç biri gerçekleşmedi. Aslında personel öyle cimriydi ki, GM’in 500 doları daha rahat kullanmaları için onları teşvik etmesi gerekiyordu. Nihai sonuç harika oldu.

Eğitimlerde ve danışmanlıklarımda kullanmak için güzel bir öykü. Ancak bir de “yönetim çilesi” boyutu var. Otel Genel Müdürü fikrini uygulamak için üst yönetimi ikna etmeye çabalıyor. Üst yönetim ise (muhtemelen geleneksel yönetim yıllarından kalmış) kısa vadeli gelir odaklı bakıyor, çalışanlara güvenmiyor.

  • Altın yumurtlayan tavuk” masalı, sanırım çocuklara uzun vadeli bakmayı öğretmek için uyduruluştur. Kısa vadeli gelirlere odaklananlar ve başkasına güvenmeyenler aklıma bu masalı getirir.

Dönüşüm konusunda makaleler okurken, daha sonra paylaşmak üzere bir yerlere not ettiğim konuları hatırladım.

Netflix kendi yıkıcı değişimini yapmaya karar verdi. DVD kiralama şirketi olmanın yanında web’de video izleme işine başladı. Bu durumu hepiniz biliyorsunuz. En büyük rakibi Blockbuster sonradan iflas açıkladı

En büyük rakibini ortadan kaldırdıktan sonra 2011’de Netflix, DVD kiralama işini tümden kapatacağını, sadece web’de video izleme işine odaklanacağını açıkladı. Bu sırada hisseler %20 değer kaybetti.

Bugünden geriye bakılınca, şimdiki durum çok başarılı görünüyor. O gün Netflix’in yönetiminde olsaydınız, bu kararı verebilir miydiniz? En büyük rakibiniz ortadan kalkmışken, bu köklü değişimi onaylar mıydınız? Hisseler büyük hızla değer kaybederken sağlam durabilir miydiniz?

Gelecekte yıkıcı olabilecek yeniliklerin ilk belirdiği zamanki CEO’nun kim olduğu, şirketin karşılaştığı en önemli “ISKA”nın ne zaman (kimin yönetimi sırasında) yapıldığı pek belli olmaz. Aradan birkaç sene  geçtikten sonra belli olsa bile o yönetici çoktaaan ya emekli olmuş, ya da görevi devretmiştir. Yöneticiliği sırasında henüz yeterince büyümemiş olan yıkıcı rekabeti görmediği için cezalandırılmamış, aksine başarı primiyle uğurlanmıştır. Hesap sorulma ihtimali kalmamıştır. Hatasının bedelini öde(ye)mez.

Bu da yeterli değil. Sen CEO veya CIO olarak geleceği görsen bile Yönetim Kurulu’nda söz sahibi olan ortaklar (hatta icranın tepesindeki C düzeyindeki iş arkadaşların) durumu fark etmeyebilirler.

Mevcut yapıyı korurken yeni uygulamalara da yer vererek paralel geçiş yaparken bile, rakip iki takım gibi yarışan şirketler oluyor. Netflix’de olduğu gibi, bu durumda CEO’nun açıkça taraf tutması gerekiyor.

🙂

Unutmamalıyız ki, mevcut yapının çekim gücü her zaman daha yüksektir. Dönüşüm (dijital olsun veya olmasın) üst yönetimin vermekten hoşlanmadığı kararları gerektirir. Piyasadaki yıkıcı yeniliklerin ne zaman başladığını anında anlamak kolay değil. (Kolay olsaydı, geleneksel mecralar – gazeteler, dergiler, TV kanalları – bu kadar geride kalmazlardı.)

😉

Başarılı örnekleri çokça konuşuyoruz. Bu nedenle dikkat çekmek istedim.

.

21 May 2012 Monday

Kovulmak üzerine

Bir yorumda soruldu:

Merhaba Uğur abi,

Daha önce işten hiç çıkarıldınız mı?
Çıkarıldıysanız sonraki iş yerinizle görüşmelerde neler yaşadınız?
Paylaşırsanız çok sevinirim.

Bir başka yorumda ise okurlardan Metin Akın

“Sonra 1 yıl işsiz kaldım. 2 çocuklu ve işsiz. Sıfırın epey altına indim. Daha büyük tecrübeler edindim.” cümlemi ele almış
Şu cümleyi okurken, o sıkıntıların bu kadar ile özetlenebiliyor olmasına hayret ediyorum. Tabii zaman

demiş.

Açıklayabilirim.

😛

Kovulmalarımın bir kısmından Hayatım roman yazısında bahsetmiştim. Ayrıca başka yazılarda anlattım [1][2] , [3] . Bu konuda anlamsız duygusallığım pek yoktur. (Beni kovanları haklı bulduğumu yakınlarım bilir.) Zaten duygusallık yanlıştır.

Kovulma sonrasının daha önceleri yazmadığım kısmı şöyle

2 küçük çocuklu ve işsiz günlerde epey sıkıntı çektim. Ama güzel olaylar da oldu. İstanbul’a ilk geldiğimde ODTÜ Mezunlar Derneği İstanbul Şubesi yeni açılmıştı. En genç üyelerden biriydim. Kapıda giriş ücreti tahsil etmekten sorumlu birkaç toplantı geçirmiştim. Önce hesaplar çıkar, ödemeler Dernek Başkanı’na yapılır. Aklandıktan sonra Mezunlar Toplantılarına herkesden çok geç katılırdım. (İyi ki öyle yapmışım.)

İşsiz kaldığımda ODTÜ Mezunlar Derneği‘ndeki büyüklerim bana iş buldular. Birkaç ayrı projede kısa süreli işler verdiler. Daha sonra 1988’de Yapı Kredi Bankası’na girmemi de ODTÜ’lü tanıdıklar sağladı. Network etkisini öğrendim.

🙂

Yapı Kredi’deki işi almamı sağlayan etmenlerden biri de takipçiliğim oldu. Bir tatil kampında kalıyorduk. En yakın telefon 10 km uzakta idi. Her gün gidip telefon ettim. İş başvurumun sonucunu sordum. Benim o işe ihtiyacım vardı zaten.

Beni işe aldıktan sonra bu her gün aramamın ibreyi bana çevirdiğini söylediler. (Tek ODTÜ’lü aday değildim ama tavsiye edilenler arasından beni tercih ettiler.)

😉

Zor zamanlarda ayakta kalmak için geçerli koşulları – ister istemez – edindim.

  • Gerçeği kabul etme ve yüzleşme kapasitesi
  • Dayanıklılık
  • Doğaçlama “çare bulma” yeteneği

Bunların son 2’si zaten vardı. İlkini de iyice öğrendim. Öyle ki – yıllar sonra – 2008 Eylül‘ünde, dünya ve Türkiye global krizin zirvesindeyken maaş garantili işi bırakıp serbest hayata atıldım.

🙂

Daha sonra pek sorun yaşamadım. 2 kere, öğrenme merakım sayesinde kovulduğum gün yeni iş buldum. Sonraki yıllarda da taksitli kartlar konusundaki yenilikçiliğim, çok sayıda bankanın peşimde koşmasını sağladı. Zaten kendi öz eleştirimi yapmış,   önceliklerimi ve felsefemi belirlemiştim. Bana “çok sayıda iş değiştirmişsiniz…” diyenlere bazen “orada yapacak yenilik kalmamıştı” dedim, bazen de “sizin gibi iyi patron adayları çağırdığında HAYIR demek kolay olmuyor” diye yanıtladım.

Şunu da söyleyeyim. Zaman ilerleyip de belli bir maddi ve (çok daha önemlisi) manevi birikim elde edildikten sonra, kovulmanın ertesi günü keyifle karşılanır.

😛

 

11 May 2011 Wednesday

Genel Müdür olurken

Arkadaş, yabancı bir şirketin Türkiye ofisinde çalışıyordu. Yıllar içinde başarılı işler yaptı. Türkiye Genel Müdürü olacağını duyduk.

Şirket onu yurtdışındaki Genel Merkeze çağırdı.

Orada, önce üretimin her aşamasında işçi gibi çalıştırmışlar. Sonra dağıtıma vermişler. Kamyon şoförünün yanında, marketlere eşya taşımış, dolaplara veya raflara dizmiş, vitrinlere yerleştirmiş.

Kamyon şoförüne, bir ülkenin Genel Müdürünü verdiklerini söylememişler. Yeni başlayan işçiye davrandığı gibi davranmış bizimkine.

😉

Beraber süpermarkete gitmiştik. Konusuna hakimiyeti gözümden kaçmadı. Bana o zaman anlattı.

“Otele vardığımda, üzerimdeki tulumu çıkarıp duş alacak gücüm kalmazdı. Ayakkabıları çıkarır ve kendimi öylece örtünün üzerine bırakırdım.” diye…

😉

Biliyorum… Gömleğin kollarını kıvırmadan, ellerini kirletmeden Genel Müdür olanlar da var. Onlar köşekapmaca oynuyor. Koltuğundan korkuyor.

Bir de bilerek gelenler var.

😀

Meraklısına:

🙂