"Gilette Fusion Power" etiketli yazılar:

16 March 2009 Monday

Marka yazmak

Markalardan başladık… [1] ve [2] yazıda tartıştık…

Bu sırada Müge Cerman‘ın frienfeed’deki 🙂 ‘ı sayesinde farkettim. Louis Gray “Robert Scoble’un yeni işi. Benim için çalışıyor” diye yazmış blogunda… Konu aslında Robert Scoble değil. Louis Gray’in hizmet aldığı firma için çalışmaya başlamış.

Fazla şey eklemeye gerek yok.

Bir markayı yazmamak için bin takla çeviren, sonra da “bloglara neden reklam verilmiyor” diye merak edenlere ithaf ediyorum.

Gillette kulakların çınlasın.

😮

21 December 2008 Sunday

Gillette’in blogger deneyimi…

Proje sona erdi. Kazananlar açıklandı. Benim favorilerim yaratıcılıkları ile Selçuk Koyuncu ve (hariçten) Süleyman Sönmez idi.

Bir akademisyen ve pazarlama profesyoneli olarak konuyu baştan sona ele aldım. Kendi konusunda ilklerden biri olan bu çalışmayı kayda geçirmek istedim. Bu konuda yazılmış hemen her yazıyı okudum. Daha sonra yayınlamak üzere, oldukça uzun bir derleme de hazırlıyorum.

Kampanya sırasındaki tartışmaların 2 grupta toplandığını gördüm.

  1. İlk 150 blogger arasında olması gerektiğini düşünüp “ben de varım, yokum” diye tartışanlar.
  2. Gillette için yazı yazmayı, blogger ahlakına uyup uymaması açısından değerlendirenler

Birinci kısımda bulunanlar için söyleyeceğim bir şey yok. Hak ettiğini düşünenlerin talepkar olması, hak ettikleri sürece doğrudur.

Ama ikinci grupta yer alanları okumak bana ilginç geldi. Şöyle ki:

Broşürde “Gillette Fusion Power Phenom’u denemen ve tıraş olurken aklından geçenleri (tıraşla ya da Gillette’le ilgili olsun olmasın) kendi blogunda yazman” isteniyordu.

Bir çoğu “görev”, “kullanırken neler hissettiğimiz soruluyor” benzeri cümleler yazmışlardı. Anladım ki blogger’ların ezici çoğunluğu, ya kutunun içinden çıkan broşürü okumamıştı, ya da tıraş olurken akıllarına tıraş bıçağından başka bir şey gelmiyordu. Bu durumu Özgür Alaz’ın röportajında Cem Batu da “konsept dışı yazı hazırlayan bazı blogger’lar oldu. Yani tıraş olurken akıllarından geçeni yazmak yerine ürün deneyimini anlattılar” diye ifade etmiş.

Her yerde “yaratıcılık” ve “okunma” sözü edenlerin çoğunlukta olduğu blogger cemaati açısından üzücü…

Ama daha üzücü olanı, bu konuda yazmanın ahlaki olmadığının söylenmesi idi.

Broşürün okunmadığı konusunda kuşku duyuyor da olsam, deneyimlerin gerçek olduğu konusunda hiç endişem olmadı. Üstelik, blogger’ların böyle bir deneyimi yaşamalarından ve yansıtmalarından dolayı sevinç duydum. Bir yandan, “kurumlar bize reklam vermiyor, blog’ları tanımıyor, adam yerine koymuyor” diye şikayet ederken, diğer yandan “deneyimini yazmak” söz konusu olduğunda çelişki yaşamayı anlamadım / anlamıyorum.

“Beğenmeseydim keyifle yazar, yerden yere vururdum. Ama beğendim. Bunu yazarsam, reklam yapmış olurum. Bu da benim blogger kimliğime aykırı” diye düşünen bir çok blogger olduğunu gördüm. Onlara üzüldüm.

Gerçek deneyimlerini – olumlu veya olumsuz – yazarak etkinliğini göstermekten kaçınan bir mecrada reklam ile etkinlik gösterilmesini kim bekleyebilir. Sadece amatörler… Amatör ruhtan bahsetmiyorum, amatör bilinçten bahsediyorum.

🙁