"girişim" etiketli yazılar:

11 September 2011 Sunday

Rekabet

Rekabet tanımı hakkında Osman Ata Ataç hocamdan öğrendiklerimden birini daha önce yazmıştım.

Kısaca hatırlatayım.

  • “Aynı pazarı veya aynı kaynakları hedefleyenler rakiptir. Bu kaynaklar, bazen para, bazen arazi, bazen ham madde , bazen de insan olabilir. İşlek bir caddede ayakkabı satmak için dükkan kiralamak istediğiniz vakit, kiraların artmasına neden olduğu için bankalar bile rakibiniz oluverir.”

Bugün yine rekabet konusunda başka bir cümle. (Yine Osman Ata Ataç hocamdan)

;-)

Şirket, iş tanımı yaptığında, rakibini kendi tanımlar.

Ayakkabı yapacağım derseniz, her ülkede binlerce rakibiniz vardır. 40 ve üstü numaralarda, parlak ve dore renklerde geniş taraklı ayaklar için kadın ayakkabısı yapacağım derseniz, dünyada sadece 2 – 3 üretici var.

:-D

Heyyyt, var mı ulan bana yan bakan” diye nara atarak karete kulübüne dalarsanız, iyi bir dayak yemeniz kuvvetle muhtemeldir. Ama aynı narayla ana okulunun bahçesine dalarsanız, hemen kral olabilirsiniz.

İş tanımınızı yaparken dikkat edin.

;-)

13 May 2011 Friday

Zaman, kalite ve ahlak denklemi – 2

Yine anı, gözlem ve yorum üçlüsüyle devam ediyorum:

;-)

Bir anı:

Devrim Demirel’in Bilkent’teki konuşmasını izledim.

Soru-yanıt bölümünde katılımcılardan biri, “Yazılım evi kurduk. Firmalar bizi değil, Hindistan veya Rusya’yı tercih ediyor. Türkiye’deki firmalar böyle yaparsa yazılım bu ülkede nasıl gelişecek?” diye sordu.

:-(

Bir gözlem:

Herkes kodlamacı arıyor. Yeni mezun delikanlı işe giriyor. 6 ay çalışıyor. Sonra “onu zengin edeceğime, kendim zengin olurum” diyerek ayrılıyor.

Aradan bir süre geçiyor. Aldığı maaş kadar kazanamıyor. Eski patronuna gidip iş istiyor.

Ben seni daha önce işe aldım. 6 ay boyunca işi öğrettim. Tam verimli olacakken bırakıp gittin. Şimdi sana nasıl güveneyim” diye soruyor, eski patronu.

Bu öyküyü en az 20 ayrı kişiden duydum.

;-)

Benim yorumum:

Söz verdiği zamanda ve kalitede iş yapılmamasını haklı bulan IT’ci bakış açısı, aslında kendi mesleğine zarar verir.

Türkiye’de yazılım evlerine neden iş verilmiyor? Neden işler yurt dışına yaptırılıyor?” diye sorarlar. Yanıtını kendi meslekleri içinde çözmeleri gerekirken girişimcilerden medet umarlar.

Şunu da ekleyeyim:

Ahlaksızlıkla o parayı kazansalar bile, bir sonraki aşamada daha sonra kendi projeleri için aynı durumu yaşarlar. 30 yılı aşkın iş yaşamım, bir dümenle patron olanların en çok kendileri gibi insanlar tarafından kazıklandığını göstermiştir.

:-D

12 May 2011 Thursday

Zaman, kalite ve ahlak denklemi

Bir anı:

Altı kişi masa etrafında toplanmış, sohbet ediyorduk.

  • Dijital ajans patronu
  • Girişimci projesi yöneticisi
  • Sosyal medya ajansı patronu
  • Mobil uygulama şirketi patronu
  • Mobil uygulama geliştiricisi
  • ve ben.

Hepsi aynı konudan şikayetçiydi. Söz verdiği zamanda, söz verdiği kalitede kodlama yapan yok diyorlardı.

Maaşlı çalışmak istemiyor, tamam. Kaça yaparsın diye pazarlık ediyoruz. El sıkışıyoruz. Sonra ne zaman ne de kalite önceden konuşulduğu gibi olmuyor” dediler.

:-(

Bir gözlem:

Bu durumlar sosyal medyaya da yansıyor. Bazı girişimcilerin benzer şikayetlerini friendfeed’de okudum. Yorum yazan IT’ciler çoğunlukla şöyle cümlelere sahip çıktılar.

Kodlamayı IT’ci yapacak, sen yüzbinlerce lira kazanacaksın. Elbette 3 – 4 bin TL’ye çalışmaz.

;-)

Benim yorumum:

Ya baştan kabul etmezsin, ya da sözünü yerine getirirsin.

Söz verdiği zamanda ve kalitede iş teslim etmemek, fırsatçılık değil ahlaksızlıktır. Hele ki, bir işi aldıktan sonra “bu fikir iyiymiş, bundan çok para kazanılır” diyerek fikir sahibin zora koşacak şekilde davranmak, ahlaksızlığın zirvesidir.

Hangi bahaneyi ileri sürersen sür. Ahlaksızlığı örtemezsin.

:-(