"girişim" etiketli yazılar:

21 May 2017 Sunday

İdeal ve Benchmark

Müşteri Odaklı Süreç Tasarımı yazısında “ideal durumu hedefleyin” demiştim. “Şirketi bugün kursak nasıl yapardık” diye düşünerek başlayın diye ısrar ettim.

Yerli girişimcilerimizin büyük çoğunluğu, zaten yurtdışında gördüğü ve çok beğendiği bir girişimin benzerini yapmaya çalışıyor. Bunu bir ideal olarak benimsemişler.

Bu yazıda klonlamayı eleştirmeyeceğim. Benchmark almaya da kesinlikle itiraz etmiyorum. Sadece “bencmark ile ideal durumu karıştırmayın” diyorum. Hedeflediğiniz konuda dünyanın 1 numaralı şirketinin / girişiminin ne yaptığını öğrenip aynısını yapmayı “ideal’e ulaşmak” zannedebilirsiniz. Fevkalade yanılırsınız.

😛

Sektörünüzde “bir numara” olan ve herkesin benchmark aldığı şirketi inceleyin. Ama sadece onun iyi yaptıklarını değil, onun müşterilerinin şikayetlerini de okuyun.

Belirlediğiniz veya hedeflediğiniz konuda, dünyanın en iyi şirketinden hizmet almalarına rağmen şikayetçi olanlar varsa… Ne gibi beklentiler varmış? Karşılanamayan ihtiyaçlar nelermiş? Tercihler nasılmış? gibi sorunlar üzerinde düşünün.

Bu beklentileri ve/veya ihtiyaçları çözerseniz, o zaman İDEAL olursunuz.

😉

25 August 2015 Tuesday

İşsiz Girişimciye Kredi

Dün Facebook’ta Berkan Bağcı’nın iletilerinde şu yazıyı gördüm.

Bu mektubu önce bir CRM’ci olarak okudum. Beğendim.

😉

Sonra da pazar dinamiklerini izleyen biri olarak irdelemeye çalıştım.

Girişimcilik gençlere TEK KURTULUŞ YOLU olarak sunuldu. O dönemi, çok güzel bir projeyi batıran (güya) girişimcilerden biri “Girişimci olmayanı dövüyorlardı. Ben de bu nedenle…” diye açıklamıştı. Aslında birçoğu başlarken kaybetmişlerdi.

O girişimciliği pompalama dönemine ait şu gazete küpürü size durumu anlatacaktır:

issiz-girisimciye-kredi

İşsiz girişimci” sözü size oksimoron gibi gelmiyor mu?

😛

Her neyse, ben başka konudan bahsedeceğim. Genç girişimci arkadaşlardan biri, grup satınalma ve fırsat siteleri furyası sırasında kervana katılmıştı. Sohbet ettiğimizde ona “Müşteri bilgilerini şimdiden modellemeye başla. İki sene sonra verilerin değeri şirketininkinden fazla olabilir” demiştim.

O ise, 2 yıldan önce şirketi satıp… (Kapıya yakın oturmak konulu [1] ve [2]  yazıyı okumanızı öneririm)… Ne mi oldu? [2] ‘nci yazı gerçekleşti.

Fırsat sitesinin verileriyle neler yapılabileceğini sadece o genç arkadaşa anlatmakla kalmadım. Yayınladım. (Meraklısına e-ticarette verileri anlamlandırma yazısını da öneririm.)

😉

Bugüne geldiğimde tekrar sorayım. Bırakın benim sohbet ettiğim genç girişimcileri, Groupon’u ele alalım.

  • Verileri düzgün tutup bilgiye dönüştürseydi, teklifleri bir çoğumuzun e-posta kutusunda doğrudan Çöp Sepeti’ne gider miydi?
  • Doğru teklifleri yaptığı için, “Groupon’dan gelen teklife mutlaka göz atalım” demez miydik?
  • Belki biraz küçülüp, operasyonunu en karlı olduğu alana çekerek daha az maliyetli ama daha karlı müşteri kitlelerine ve dükkanlara odaklanmaz mıydı?
  • Verileri “müşterinin sesi” olarak değerlendirseydi, trendleri erkenden farketmez miydi?
  • İş yapma biçimini ne zaman ve ne yönde değiştireceğine dair verileri anlayamaz mıydı?

Hep yazıyorum, söylüyorum. E-ticaret şirketi kurmak sizi bilişim dönemi insanı yapmıyor. Bilgiyi işlemediğiniz sürece, internette gezinen sanayi dönemi girişimcisi olarak kalıyorsunuz.

😮

 

31 March 2015 Tuesday

Kamu-Banka-KOBİ üçgeni

Birkaç sene önceydi. Bir kamu kuruluşundan aradılar. CRM projesi yapıyorlardı. Danışmanlık için teklif istediler. Önce görüştük. Sonra teklif gönderdim.

Fiyatta anlaştıktan sonra sıra sözleşme yapmaya geldi. Bana örnek olarak gönderilen sözleşme, bir yazılım firması için hazırlanmıştı. Danışmanlık ile kesinlikle ilgisizdi.

İlgili iş birimi ile konuştuk. Bizim işimizde bu sözleşmenin doğru olmadığını onlar da bunu kabul ediyordu, ancak yepyeni bir sözleşmenin Satınalma Departmanı’ndan geçeceğini sanmıyorlardı. Sözleşmedeki teminat mektubu maddesi bile tüm tutarın 1.5 katı idi. Ben ne kadar uzun süreli bir anlaşma yaparsam, o kadar yüksek teminat mektubu tutarı isteniyordu. Üstelik “süresiz” diye belirtilmişti.

Danışmanlık işinde neden teminat mektubu istendiğini sorduğumda, anlamlı ve mantıklı yanıt verebilen kimse yoktu. Birkaç cümle hep tekrarlanıyordu: “Bizde böyle”, “Bizimle çalışmak istiyorsanız, başka yolu yok.”

Proje çok kapsamlıydı. Bir kamu kuruluşunda CRM uygulamalarını hayata geçirmeyi hem zoru başarmak, hem de bir vatandaşlık görevi gibi benimsemiştim. Ego baskın çıktı. Projeden vazgeçemedim. O sırada devam eden bir başka projeyi de bıraktım. (Hata yaptığımı sonra anladım.)

Özetle,

– Bu sözleşme danışmanlığa uygun değil.
– Haklısınız.
– Değiştirelim.
– O zaman işe başlamak çok vakit alır.
– Size yazılım veya donanım satmıyorum. İş yapma biçimi öneriyorum. Beğenmezseniz yapmazsınız.
– Haklısınız.
– Öyleyse, neden teminat mektubu?
– Bizde böyle…

😉

Danışmanlık için teminat mektubu tutarının olası azami aylık ödemenin 1.5 katı kadar olması ve sözleşmenin bitiminden bir ay sonraya süreli olması konusunda anlaşmaya vardık. Nihayetinde fiyatta ve teminat mektubu tutarında anlaştık. İlgili birim konuyu Satınalma Departmanı’na aktardı.

Satınalma Departmanı ev-ofis çalışılmasını anlamadı. “Nasıl oluyor da bir şirketiniz bile yok” konusunda tıkandık.  Yıllardır bu şekilde danışmanlık yaptığımı, şahıs şirketi olarak birçok önemli müşteriyle çalıştığımı anlattım. Ama başarılı olamadım.

Sonuçta çocuklarımı da ortak yaparak bir limited şirket kurmak zorunda kaldım.

Özetle:
– Şahıs şirketi olmaz.
– Limited şirket kursam yine ben iş yapacağım. Diğer ortaklar göstermelik olacak.
– Olsun. Bizde böyle.

🙁

Şirket hesabının şahsi hesabımdan ayrı bankada olmasını tasarladım. O dönemde KOBİ Bankacılığı’na sahip çıkmaya çalışan bir bankaya gittim. Hesap açmaya çalıştım. KOBİ olarak ilk bankacılık tecrübem hayal kırıklığıyla sonuçlandı. (Öyküsü burada ve şurada var. Devamı da gelecek.)

Özetle:

– Müşteri olmak istiyorum.
– Vadeli mi, vadesiz mi?
– “Hesap açtırmak istiyorum” demedim. Müşteri olmak istiyorum.
– Vadeli mi, vadesiz mi?

ve

– Kaşe dediğiniz şeyi herkes yaptırabiliyor. Neden imza yeterli değil de “kaşe üstüne imza” gerekiyor?
– Bizde böyle

😉

Şunu öğrendim:

İster kamu kuruluşu, isterse özel banka olsun fark etmiyor. Düşünmüyorlar. Ezberlerinde ne varsa onu söylüyorlar. Gerekçesini sorduğun zaman, onların da sorgulamadığı ortaya çıkıyor.

O zaman da ibrikçi gibi, senin hayatını kolaylaştırmak yerine işi zora sokuyorlar ki “bir işe yarıyormuş gibi” görünsünler.

Kamu, özel farketmiyor.

🙁