"girişimci" etiketli yazılar:

25 August 2015 Tuesday

İşsiz Girişimciye Kredi

Dün Facebook’ta Berkan Bağcı’nın iletilerinde şu yazıyı gördüm.

Bu mektubu önce bir CRM’ci olarak okudum. Beğendim.

😉

Sonra da pazar dinamiklerini izleyen biri olarak irdelemeye çalıştım.

Girişimcilik gençlere TEK KURTULUŞ YOLU olarak sunuldu. O dönemi, çok güzel bir projeyi batıran (güya) girişimcilerden biri “Girişimci olmayanı dövüyorlardı. Ben de bu nedenle…” diye açıklamıştı. Aslında birçoğu başlarken kaybetmişlerdi.

O girişimciliği pompalama dönemine ait şu gazete küpürü size durumu anlatacaktır:

issiz-girisimciye-kredi

İşsiz girişimci” sözü size oksimoron gibi gelmiyor mu?

😛

Her neyse, ben başka konudan bahsedeceğim. Genç girişimci arkadaşlardan biri, grup satınalma ve fırsat siteleri furyası sırasında kervana katılmıştı. Sohbet ettiğimizde ona “Müşteri bilgilerini şimdiden modellemeye başla. İki sene sonra verilerin değeri şirketininkinden fazla olabilir” demiştim.

O ise, 2 yıldan önce şirketi satıp… (Kapıya yakın oturmak konulu [1] ve [2]  yazıyı okumanızı öneririm)… Ne mi oldu? [2] ‘nci yazı gerçekleşti.

Fırsat sitesinin verileriyle neler yapılabileceğini sadece o genç arkadaşa anlatmakla kalmadım. Yayınladım. (Meraklısına e-ticarette verileri anlamlandırma yazısını da öneririm.)

😉

Bugüne geldiğimde tekrar sorayım. Bırakın benim sohbet ettiğim genç girişimcileri, Groupon’u ele alalım.

  • Verileri düzgün tutup bilgiye dönüştürseydi, teklifleri bir çoğumuzun e-posta kutusunda doğrudan Çöp Sepeti’ne gider miydi?
  • Doğru teklifleri yaptığı için, “Groupon’dan gelen teklife mutlaka göz atalım” demez miydik?
  • Belki biraz küçülüp, operasyonunu en karlı olduğu alana çekerek daha az maliyetli ama daha karlı müşteri kitlelerine ve dükkanlara odaklanmaz mıydı?
  • Verileri “müşterinin sesi” olarak değerlendirseydi, trendleri erkenden farketmez miydi?
  • İş yapma biçimini ne zaman ve ne yönde değiştireceğine dair verileri anlayamaz mıydı?

Hep yazıyorum, söylüyorum. E-ticaret şirketi kurmak sizi bilişim dönemi insanı yapmıyor. Bilgiyi işlemediğiniz sürece, internette gezinen sanayi dönemi girişimcisi olarak kalıyorsunuz.

😮

 

24 May 2015 Sunday

Kendini Doğrulayan Kehanet

Bir Cumartesi akşamı, hemen yandaki binanın zemin katındaki balık lokantasına gittik.

Eve ısmarladığımız zaman çok daha ucuza mal oluyor ama, bu seferlik “Biz gidelim” dedik. Biraz da, çevre esnafına katkı…

Yandaki bina olduğu için, yıllardır o dükkanı biliyorum. Kısa aralıklarla el değiştirdi. İki yılı aşan bir işletme olmadı.

Anladığım kadarıyla, bu sefer de büyük umutlarla başlamışlar Belki de elde avuçta ne varsa oraya yatırmış.

Yanımızda bebek var. Kullandığımız her peçeteye dikkatle bakıyor. Her peçetede kafasında bir hesap yaptığını görüyorum. Endişesi artıyor, gözünü bizim masadan alamıyor. Oysa Cumartesi akşamı. Neredeyse tüm 7 masa da dolu.

😉

Var ya! Eğer dükkan batarsa, peçete yüzünden değil ama endişe yüzünden batar.

Bugünlerde böyle olguları çok duymaya başladım.

Patron’a “Ses izolasyonu kötü” diyorlar. “Para kazanalım, sonra izolasyon yaptırırız” diyor. Kötü ses izolasyonundan ötürü müşteriler gelmiyor.

Patron’a “Havalandırma berbat” diyorlar. “Önce para kazanalım, sonra havalandırmaya bakarız” diyor. Müşteriler havalandırma iyi olmadığı için gelmiyor.

“Müşteriyle temas eden çalışanlara eğitim verilmeli” diyoruz. Patron “Eğitimin parası ne kadar biliyor musun?” diyor. Bir kere gelen müşteri bir kez daha ayak basmıyor.

Sonra şirketler batıyor. Muhtemelen başkalarını suçlayacaklar.

İşin temel özelliklerini doğru yapmazsanız ne CRM işe yarar, ne de güleryüzlü (veya sırıtkan) elemanlar.

  • Not: Önceki “Kendini Doğrulayan Kehanet” yazıları [1] ve [2]

😉

06 December 2014 Saturday

İhtiyaç belirlemek

Gerek pazarlama veya ürün geliştirme, gerekse CRM sohbetlerinde önce “Hangi sorunumuz var?” veya “Böyle bir ihtiyaç var mı?” sorularına odaklanmayı öneririm. Dünkü Vitringez.com sohbetimizde de Natali’ye ilk olarak bunu sormuştum.

Bazıları kendi ihtiyacını geneller. Herkesin aynı sorunu yaşadığını zanneder.

ihtiyac-istek

Anadolunun orta ölçekli illerinden birinin büyük bir ilçesine gitmiştim. Tarıma dayalı sanayi ağırlıklı bir ilçeydi. Konuşma yapmak için çağrılmıştım. Bu vesileyle bölgenin bazı tesislerini gezmek ve bazı sanayici ailelerle tanışmak fırsatım da oldu.

Yörenin ileri gelen ailelerinden biri (birçok tesisin yanında) otel de yaptırmış. (Zaten konferans otelin balo salonunda yapıldı.) 1000 (yazıyla BİN) kişilik bir balo salonu… Aralar bölmelerle kapatılarak salon ufaltıldığı zaman bile 50 – 100 kişilik toplantılar kayboluyor. Öylesine büyük…

😉

Otelin ve birçok tesisin sahini olan aile düğün yaparken 1000 kişilik davetli listesinin tamamını içine alabilecek bir salon bulamamışlar. Bu ihtiyacın olduğuna karar vermişler. O devasa balo salonunu inşa etmişler.

Yılda 2 – 3’ü geçmeyen nadir önemli günler dışında salon boş kalıyordu.

😛

Kendi özel sorununu genel ihtiyaç zanneden, sonra da bu fikre aşık olup geri bildirimleri dinlemeyenlere bunu anlatıyorum.

🙂