"globalleşme" etiketli yazılar:

07 February 2018 Wednesday

Çin’in En Güçlü Markaları

Brand Z, Çin’in en güçlü markalarını açıkladı. İlk sıralar şöyle:

Tüketici elektroniği şirketlerinin çokluğu dikkatinizi çekmiştir. Sonra da ev aletleri şirketleri sırada… Bu iki kategori ilk 10 şirketten 6’sını oluşturmuş. Mobil oyun şirketlerini de göz ardı edemeyiz.

Çin’in geleceğe ne kadar hazır olduğunu tartışmak ister misiniz?

.

09 October 2016 Sunday

Sen Benim Kim Olduğumu…

6 Ekim’de Marka ve Ego yazısını Twitter’dan:

Marka biraz da EGOdur. Kendini farklı görmektir, tarz yapmaktır. Bunu anlarım.
Ama gerçeklerden koparsan…

diye tanıttım.

Sevgili Umut Aydın, yurt dışında çalışan bir arkadaşından dinlediği Türk iş adamı öyküsünü iletti.

global-yerel

Biliyorsunuz… Her fırsatta kavramların kültür ile ilişkisini vurgulamaya çalışırım.  Bu CEO da, yurt dışında ofis açmış ama global olmayı bırakın “sınır ötesi” bile olamamış.

Zaten

  • global
  • uluslar arası
  • sınır ötesi
  • glokal (uluslararası şirket, yerel strateji)
  • yerel

gibi kavramları [1] , [2] , [3] , [4] sorgularım.

Aralarındaki farklar aslında iş yapma biçimiyle değil, düşünme şekliyle ilgilidir.

😉

27 January 2016 Wednesday

Marka, Bilim, Bilgi…

Sevgili Hakan Senbir, Brand Talks’da “Marka: İmparatorluk, Sermaye ve Bilim Demektir!” diye yazmış. Yazının alt başlığı “Markalaşma meselesini anlamak için tarihsel bir perspektifle bakmamız ve bu bakışla “İmparatorluklar”, “Sermaye” ve “Bilim” üçgenini iyi anlamamız gerekmektedir.

Hakan Senbir’in yazısına Facebook’da yorum yaptım. “Bilimsel” ile “bilgili” kavramlarını irdelemeye çalıştım. Burada, yorumumu yeniden ele alacağım.

  • Sermaye’den bilim için pay ayırma kısmına da dokunacağım. Gelecek yazılarda…

sermaye

Bazı şirketlerimizin kendi IT departmanlarını ayırıp şirketleştirmeleri veya şirketlerimizin TUBİTAK’tan hibe alması onların bilim yaptığı anlamına gelmez.

İşin içine bilgi üretme ve kullanmayı katmadığınızda, bilim epey eksik kalır. Şöyle ki…

🙂

Olayı Sayın Evrim Kuran’dan dinlemiştim. Aklımda kaldığınca aktarayım. (Hatalar varsa bana aittir.)

Bir blucin üreticisi anlatıyor. Öylesine teknolojileri var ki her bedene göre blucin üretiyorlar. Boyunuz, kilonuz ne olursa olsun, kendinize uygun blucin bulabileceksiniz…

Evrim Kuran “Genç kızlar blucin giymiyor, tayt giyiyor. Genç erkekler de kanvas veya eşofman benzeri pantalonlar giyiyorlar” diyor. “Blucinleri 30 yaş üstü erkekler giyiyor. Onlar da beklediğiniz gibi alışveriş yapmıyor

Evet, dönün etrafınıza bakın. Blucin giyenlerin oranını, yaşını, vb. düşünün…

blucin

İşte söylemeye çalıştığım bu. Kendilerince “bilimsel” çalışıyorlar ama bilgi işlemeyi bilmedikleri için (muhtemelen) geri ödemeyecek bir yatırım yapmış durumdalar.

Bilimsel olup (??) bilgili olamamak derken bunu kasdediyorum. Zara’nın başarısının ardındaki tek nedenin “ucuz kredi” olduğunu düşünenleri kasdediyorum.

Bunların global marka olması bekliyorsak… çoooook bekleriz.