"globalleşme" etiketli yazılar:

09 June 2010 Wednesday

"Küresel" olurken…

Bir devirler şu 3 kavram benim için pek farklı değildi.Benelux.svg

  • Küresel (global)
  • Uluslararası (international)
  • Sınır ötesi (cross border)

Okullarda bu kavramların nasıl öğretildiğini Cenk Medeni friendfeed’de, Küresel olmak isimli yazımın yorumlarında yazmış.
:-P

Bir dönemler, çalıştığım banka bir BeNeLux bankası tarafından satın alındı. Artık “biz de uluslararası olduk” diye konuşmaya başladık.

Sonra bu bankanın bazı uygulamalarını öğrendik.

  • Her hafta Çarşamba günleri Perakende Pazarlama toplantısı yapılıyordu Brüksel’de… Avrupa’daki bankaların Perakende Pazarlama Yöneticileri orada buluşuyordu. BeNeLux ülkeleri için önemli bir sorun değil. Fransa’daki yönetici sabah hızlı tren ile gelip, akşam dönüyor. Ama bizim için her hafta en az 1.5 gün kaybı anlamına geliyordu. Katılsanız dert, katılmasanız başka dert.

:-P

  • BeNeLux’den Türkiye’ye gelecek olan kişiler için kurallar hazırlanmıştı. Ama Türkiye’den BeNeLux’deki ofislere tayin edilenler için hiçbir yöntem yoktu. “Aynı eğitimi almış birine BeNeLux’de ne ücret veriyorsanız, buradan gidenlere de o ücreti verin” diye söyledik. Prosedürleri hazırlamaları aylar sürdü. Defalarca yazıştık.  4 – 5 ay sonra çözüm buldular. Bize müjdelediler. Aynen dediğimiz gibi yapmışlardı…

Uluslararası değil, sadece sınır ötesi banka da çalıştığımızı gördük.  Bazı kavramları okulda değil yaşayarak öğrendim.
;-)

28 January 2010 Thursday

"Küresel" olmak

Firma yıllardır Türkiye’de faaliyet gösteriyor.

Mağazalarını şöyle sıralıyordu (mesela :-) ) : Acıbadem, Adapazarı, Balmumcu, Maslak, Nişantaşı, Silivri…

global1Sonra yabancı bir şirket tarafından satın alınmış.

Artık mağazaların yeni listesi (mesela :-) ): Acıbadem, Adapazarı, Arkansas, Balmumcu, Baltimore, Maslak, Massachusetts, New York, Nişantaşı, Silivri, Utah…
;-)

Hep başkaları New York, London, Paris diye yazacak, bizimki de imrenecek değil ya…

Tamam… Artık o da “küresel
:-P

23 December 2009 Wednesday

Olmayanı satmak

Globalleşme…  Yurtdışı bağlantılar… Kriz… derken… Özel bir kurumda yabancılar büyük ortak durumuna geliyor. Yabancı sermaye tarafından atanan yeni yönetim, kimliğini kanıtlama çabası peşinde…

“Eski yönetimin adamı” diye Pazarlama Müdürü’nü yıpratmaya çalışıyor. O Pazarlama Müdürü, müşteri sayısını iki yıl üst üste  %20 civarında artırmış. Bu dönemde fiyatlarda indirim de yapmamış…

Ne var ki “bizden değil” mantığı çalışıyor. Pazarlama Müdürü’nü onurlandırarak göndermek yerine küçük düşürme çabası içinde… Hatta “Başkan”, pazarlama bölümündeki genç kadrolara, “Müdürünüz yakında gönderilecek” diye bizzat mesaj veriyor.

:-(

“Başkan”, bir yemekte bol miktarda “uluslararası bağlantılar, yurt dışı olanakları, …cağız, ….ceğiz, bundan sonra … caktır…” gibi cümlelerle konuşuyor. Bu özelliğin iletişimde (reklamlarda) kullanılmasını istiyor.

Pazarlama Müdürü, şu anda elde yeterli altyapı olmadığını ve bu konuda yasal çalışmaların da tamamlanması gerektiğini söylüyor. “Şu anda bu şekilde konuşursak, yalan söylemiş oluruz. Kamu yetkilileriyle de sorun yaşarız.” diyor. Başkan “Pazarlama zaten olmayanı satmak değil midir?” diye üsteliyor.

Pazarlama Müdürü “Benim babam esnaftı” diyor. “Bana, olmayanı satmanın pazarlama değil dolandırıcılık olduğu öğretildi…”

Kulağa küpe bir cümle…

:-D

Pazarlama Müdürü görevden alınıyor.

;-)

Not: Çok sayıda ilginç olaya yakından şahit oldum/oluyorum. Bu öyküdeki Pazarlama Müdürü ben değilim

:-D