"Google" etiketli yazılar:

11 September 2011 Sunday

Dijital Pazarlama’ya giriş – Birinci aşama

CEO arkadaşları ile uzun öğle yemeklerinden birindedir. Masada arkadaşlık olduğu kadar kıskançlık da vardır. Kimin arabası daha lüks, kimin şoförü kapıda bekliyor, kimin maaşı ne kadar… düşünceleri kafaların arka tarafında zaten duruyordur.

İşte bu sırada içlerinden biri “Geçen ay bir kampanya yaptık. Feysbuk fan sayımızı xyüzbin’e çıkarttık” deyiverir.

Bizim CEO daha web sayfası aşamasını yeni geçmiştir. Onu da pazarlama ekibinin defalarca üstelemesi, rakiplerin ve ABD’deki benzerlerin sitelerini her toplantıda defalarca sunması, hatta yine bir yemekte arkadaşlarından birinin kendi web sitelerinin ödül aldığını söylemesi üzerine kabul etmiştir. Web sitesini hazırlama aşamasında kendisine dijital ajans lafı dildiğinde “Bizim IT ekibimiz bir internet sitesi açamıyor mu? Benim oğlumun bile sitesi var!” demiştir. Daha önce bir kez bile girmediği için, tam o sırada oğlunun sitesinin adını hatırlayamamıştır. Ama, olsun… Sonuçta daha yeni yeni internete ısınmaya çalışırken…

Birden bire yemekte biri “Geçen ay bir kampanya yaptık. Feysbuk fan sayımızı xyüzbin’e çıkarttık” deyivermiştir.

İşte öldürücü darbe. Bir CEO’ya daha ağır gelecek pek az cümle vardır. 25 yılı aşan profesyonel hayatında yüzüne ve arkasından söylenen pek çok söze katlanmıştır. Ama buna… Çağdaş şirket olmadığı imasına… Asla.

“Feysbuk da neymiş?” diye soramaz. Geçenlerde oğlu, kendisinin de tanıdığı bir ilkokul arkadaşını bulduğunu ve onunla yazıştığını söylediğinde “Feysbuk, meysbuk anlamam. Bilgisayarı ilkokul arkadaşlarını bul diye satın almadık. Dersine çalış.” demiştir. Oradan arkadaş bulunduğunu da sabah kahvesi yanında okuduğu gazetelerden öğrenmiştir.

Ama orada nasıl pazarlama yapıldığını hiç bilmiyordur, düşünmemiştir.

20 – 25 sene önce, kendisi üniversitede mühendislik okumuştur. Pazarlamayı profesyonellik basamaklarında öğrenmiştir. O sırada kulağına çalınan pazarlama kavramları ve reklam kanalları aklında kalmıştır. Hakkını teslim etmek gerekir, bu güne kadar da iyi uygulamıştır.

  • Ahhh o güzel zamanlar. Buraları hep dutluktu. İnternet de yoktu. Hepimiz TV’de kaç saniye reklamın oynarsa; gazetede hangi sayfada kaç sütun/santim ilan çıkarsa; neredeki duvar panoları donatılırsa ne kadar satacağımızı biliyorduk. Yanılsak da yüzde 3’ü, 5’i geçmezdi. Artık reklam ajansının oyunlarına gelmiyorduk.

Daha yeni ikna olmuştu “şirketin web sayfası”nın bir ajans tarafından yapılmasına. Her seferinde taslakları “inceleyeceğim” diye alıp, evdeki bilirkişiye (oğluna) gösteriyor, ondan fikir soruyordu.

Neymiş… “Geçen ay bir kampanya yaptık. Feysbuk fan sayımızı xyüzbin’e çıkarttık”mış…

Yemekten dönünce Pazarlama’dan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı’nı çağırır. “Tez zamanda (x+1)yüzbin feysbuk fanı görmek istediğini” söyler.

Kendisi her fırsatta vizyon, misyon, strateji sözleri eder. Her ne yapılacaksa bu çerçevede yapılmalı, şirketin vizyonuna ulaşması için oluşturduğu stratejide yeri olmalıdır. Ortaya “fikrim var” diye gelenlere “bu resmin neresinde yer aldığını” sormuş, kem küm edenleri hemen geri göndermiştir.

Ama şimdi durum farklıdır.

Yemekte biri birden bire “Geçen ay bir kampanya yaptık. Feysbuk fan sayımızı xyüzbin’e çıkarttık” deyivermiştir.

Nasıl ki makam arabalarının markası seçilirken şirketin vizyonu veya stratejisi düşünülmemişse, burada da düşünülmez. “Üç ay içinde (x+1)yüzbin feysbuk fanı” ısmarlanır.

:-P

Bu yazı ilk olarak Smart Marketing Journal‘da yayınlanmıştır.

;-)

22 December 2009 Tuesday

Sıfırın Altında Marketing 09

Pazar günü Eskişehir Anadolu Üniversitesi öğrencilerinin düzenlediği bir etkinlikteydim. Marketing Anadolu Kulübü yıllardır çok başarılı faaliyetler düzenler. Şimdiye kadar gördüğüm en güzel öğrenci organizasyonları Marketing Anadolu Kulubü tarafından yapılmıştır.

Marketing_Anadolu

Bu sene konu “KRİZ’i dondurmak gerek” idi. Interaktif ortamlardaki pazarlama unsurları üzerinde konuşuldu.

Cumartesi günü Kübra Sönmez, Pelin Ayan, Devletşah Özcan sahne almışlar. Maalesef onları izleme fırsatım olmadı.

Biz (Şule ve ben), Alemşah Öztürk ve Özgür Alaz ile birlikte Cumartesi akşamüstü yola çıktık. Çok öğretici sohbetler ile geçirdik trendeki zamanı. Akşam yemeğinin ilerleyen saatlerinde, Eskişehir’e ulaştık ve Cumartesi günü sunum yapan gruba katıldık.
:-D

Pazar sabahı önce Özgür Alaz sahneye çıktı. Bazı notlar tuttum. (Hatta friendfeed’den naklen yayınlamaya çalıştık.):

  • “….. yapabilen müşterilerin olduğu dünyada pazarlama farklıdır…” diye sordu Özgür… Ben “Her fırsatta naklen yayın yapabilen” diye doldurdum bu noktalı yerleri… Alemşah “Kullanıcılarıyla aynı dili konuşmayı başarabilen…” diye yanıtladı.
  • Negatif yorumun maliyeti = 130 kişiden 45′i görüntülüyor,30 kişinin satınalma fikri değişiyor…
  • Alemşah’a sordu…”işe alırken nasıl inceliyorsun?” diye… Google, Friendfeed, Facebook, LinkedIn, Xing… Friendfeed’de ne paylaşmış; sosyal ağlarda kimler ile arkadaş, Google’da nasıl çıkıyor… diye yanıtlandı.
  • Sosyal ağlardaki ayak izlerinin önemi tekrar vurgulandı.

Özgür bazı ödevler verdi. Gelecek hafta, Vikipedi’de Marketing Anadolu Kulübü’nün varlığını hep birlikte kontrol edeceğiz.

Ayrıca, tüm katılımcılar kendi bloglarını açacaklar. Elbette anlamlı içeriklerle doldurmak üzere…
:-D

Sonra Alemşah Öztürk sahneyi kapladı. O sırada aldığım notların bir kısmı aşağıda… (Bunları çocuklarıma da aktaracağım.)

  • Seni farklı kılan ne… Senin kendi markanın özellikleri neler?
  • Paylaşınca başkası yapar diye korkma… Paylaşırsan sonuç değişmez.
  • İyi insan olunca zaten farkedilirsin.
  • Hedeflerini belirle… Ama daha 18 yaşında, emeklilik düşünme.
  • Bazıları fırsatları kaçırmamaya uğraşır. Zeki ve çalışkan olanlar için fırsatlar bekler.
  • En iyi olmaya gönül vermiş; Tutkusunu paylaşan; başkasından öğrenebilen insan olmak…

:-D

Öğle yemeğini kısa tutup şehire kaçtık. Sevgili Ebru Baranseli bizi bozanın en güzel yapıldığı yere götürdü. Bu da Friendfeed’den yayınlandı.
:-D

Marketing_Anadolu_1

Öğleden sonra, ilk olarak sevgili Emre Tok vardı. O sırada internet erişimi konusunda sorun çıktı. Sunuma eklemek istediğim bir video ile uğraştığımdan  Emre’yi dinleyemedim. Maalesef size aktaramıyorum. Ama Friendfeed’deki bağlantısı burada
:-(

Arkasından ben sahneyi devraldım. Young Guns sürecini anlatmak için… Bu kavramı, bulan kişi olan Cüneyt Devrim’in ağzından dinlemek üzere, onu davet ettim. Cüneyt hepimize Young Guns kavramını anlattı. Sonra salondan ayrılması gerekiyordu.

Ben sürecin geri kalanını anlattım. (Sunumun tamamı, çeşitli ortamlarda yayınlanan fotolar ve blog sayfalarından oluşuyordu.)

  • 20’li yaşlarda olan arkadaşlarımızın mevcut TV reklamları ile yetinmemeleri gerektiğini,
  • Interaktif mecralarda daha yaratıcı işler yapılabileceğini,
  • Ucuza fikir avcılığı peşinde olmadığımızı, o fikrin geldiği beyin ile ilgilendiğimizi ve orada daha binlerce fikir olduğuna inanmak istediğimizi,
  • Reklamcı veya pazarlamacı olmak istiyorum diyenlerin Young Guns’a başvurması gerektiğini

vurguladım.
;-)

Görülen ilgi üzerine Nisan ayındaki Kampüste Marketing etkinliğinden önce, atölye sürecinin bir benzerini yapabileceğimizi düşündük. Bir hafta önce Kulüp öğrencilerinden 25 tanesi ile 30 saatlik bir deneyim yapabiliriz. Bir Young Guns 1.1 sürümü gibi… Sonra da sunumlarını etkinlik içinde yaparlar. 450 kişilik Danışma Kurulu önünde…

Henüz ayrıntılarını belirlemedik. Gökhan Turan hocamız ve Burak Erpehlivan başkan uygun bulurlarsa… Neden olmasın…
;-)

Benden sonra sayın İpek Özgüden Özen,  bir PR şirketinin markayı duyurmakta ne kadar etkin olabileceğini anlattı. Deneysel pazarlama unsurlarıyla da süslenen bu sunumu kaçıranlar varsa… Üzgünüm onlar için…
:-D

Kapanış sahnesi beni etkiledi.

Eski başkanlar (Ufuk Ercüment ve Hakan Cabat) ve üyeler de sahneye çağırıldılar. Onlar da tıpkı kulüp üyesi öğrenciler gibi faaliyetin yürütülmesine çalışmışlardı. Konuşmacılar ile doğrudan temas etmek, onların gidiş-gelişini düzenlemek gibi faaliyetlerde eski üyeler (yeni mezunlar) da etkin görevler üstlendiler.

Benimle an be an temasta olan Ömer Çakallı da Marketing Anadolu Kulübü’nün eski üyesi idi. Onunla daha öğrenciliğinde 2008’deki Kampusta Marketing etkinliğinde tanışmıştık.

Bu nedenle eski başkanlardan Hakan “eski” kelimesinden hoşlanmadığını vurguladı. Şimdi bile derneğin sıkı bir üyesi, faaliyetlerine yardımcı bir çalışanı olduğu için…
:-D

Özetle, Eskişehir yolculuğu çok güzel ve verimli bir ziyaret idi… Bu etkinliğe katılmamı sağlayan Cüneyt Devrim ve Ömer Çakallı’ya, Eskişehir’deki her saniyenin güzel geçmesini sağlayan tüm Kulüp Üyelerine, Gökhan Turan hocaya ve muhteşem ev sahibi Ebru  Baranseli’ye çok teşekkürler.
:-D

02 September 2009 Wednesday

2009 CRM Pazarı Ödülleri

CRM’in önde gelen yayını CRM Magazine, 2009 CRM Pazarı Ödülleri’ni 24 Ağustos 2009’da açıkladı.

CRM Market Awards 2009

CRM Magazine’in baş editörü David Myron “Zorlayan ekonomide rekabeti sürdürmek için, şirketler müşteri ilişkilerini yenilikçi yollarla geliştirmeli. 2009 yılı CRM Pazarı Ödülleri’ni alanlar da bunu yapmışlardır” demiş.

Bu listeye göre kazananlar şöyle:

  • Kurumsal işletmelerde CRM (Enterprise Suite CRM): Salesforce.com
  • Orta ölçekli işletmelerde CRM (Midmarket Suite CRM): Salesforce.com
  • Küçük işletmelerde CRM (Small-Business Suite CRM):  Salesforce.com
  • Satış Gücü Otomasyonu (Sales Force Automation): Salesforce.com
  • Teşvik Yönetimi (Incentive Management): Xactly
  • Pazarlama Çözümleri (Marketing Solutions) : SAS Institute
  • İş zekası (Business Intelligence): IBM’s Cognos Software
  • Veri kalitesi (Data Quality): SAS Institute’s DataFlux
  • Açık Kaynak CRM (Open-Source CRM): SugarCRM
  • Danışmanlık (Consultancies): Deloitte

Her kategoride, kazananı yakından takip edenler ve gelecekte dikkate alınması gerekenleri de görebilirsiniz.

Dergi, CRM topluluğunun 8 üyesini, 2009’un Etkileyici Liderleri olarak açıklamış. Aralarında, hepinizin bildiği Guy Kawasaki de bulunuyor.

2009’un Yükselen Yıldızları içinde Facebook ve Google da yer alıyor.

Dergi, en başarılı 4 müşteri uygulamasını da ödüllendirmiş.

Ayrıntılar şu linkde
:-)