"grup çalışması" etiketli yazılar:

29 May 2012 Tuesday

Çaba / yetenek / şans

Didem Hızarcıoğlu (@DidemTwit) twitter’da “kendinizi ve kariyerinizi incelediğinizde, başarının ne kadarı  yeteneğe, ne kadarı çalışmaya bağlı” diye sormuş.

  • Hayatıma ilişkin çok fazla yazım var. Özellikle [1] , [2] ve bu yazılardaki linklerde hemen herşeyi bulabilirsiniz. Ama bu soruyu da yanıtlayayım.

Başarının tanımını yapmadan bu oranlar konusunda bir şey söyleyemem. Sorudaki kelimelerinden yola çıkıp da belli bir kariyer / uzmanlık düzeyi için başarı denirse… Kendim için şu 2

  • yetenek / beceri
  • çalışma / çaba

unsurun net olarak ayırt edilemeyeceği kanaatindeyim. Yetenekten arınmış bir çabanın ileri götürmeyeceğine inanırım.

Örneğin, zayıf kollarımla halterci olmaya çalışmadım, ama yıllardır basketbol oynuyorum. Bir şampiyonluk başarısı gösteremedim ama 40+ yıldır oynama başarısı gösteriyorum. (Başarı derken kargaşa olmasın diye, kavramı tanımlamak gerektiği yazmıştım.)

İş hayatındaki başarılarım da yeteneklerim ile desteklenmiş durumda. Lisede TUBİTAK yarışmalarına katıldım. Oldukça yüksek fen puanı alarak ODTÜ İşletmecilik Bölümü’ne girdim. (O yıllarda ODTÜ İşletme fen puanı ile öğrenci alıyordu.)

Sonraki yıllarda analitik düşünme becerisinin çok faydasını gördüm.  Zamanla önce ödeme sistemleri, sonra da  CRM gibi konularda uzmanlaşmamı bu yeteneğe borçluyum.

Özetle bu ikisini net olarak ayırmak mümkün değil.

😉

Bir de ŞANS var. Her kim “Herşey çalışmaya bağlıdır, BAŞARI’da şans etmeni sıfırdır” derse, inanmam.

Okumayı seven anne-baba sayesinde çocukken elimde kitap olmadan hiç başımı yastığa koymadım. Okumayı 4.5 yaşında öğrendiysem, hane halkı sayesinde…

Sınıftakiler öğrenmeye çalışırken, erken okuma bilmenin getirdiği “ben zaten biliyorum” duygusunu atmam için uğraşan Nur, Emel ve Aytaç hocalar olmasa çalışmaya değil, zekama güvenirdim.

Ailede çok sayıda ODTÜ’lü olmasa ODTÜ’ye, babamın (o yıllardaki) genç patronu Ege Cansen olmasa ODTÜ İşletme’ye gitmeyebilirdim. Şimdi en yakın arkadaşlarım oralardan… Oğlumun isim babası hocam Osman Ata ATAÇ‘la da ODTÜ’de tanıştım. Hayat felsefeme çok şekil verdi.

İş hayatında çok iyi takım arkadaşlarım oldu. Olağanüstü başarılara imza attık.

Burada sıralamayacağım. Önceden planlayamadıklarıma ŞANS dersem, hepsini bir şekilde etkilediğini söylemem gerek. 

Demek ki,

  • ÇABA çok önemli,
  • YETENEK ile desteklendi,
  • ama ŞANS da çok yer tutuyor

başarılarımda…

😀

Yakından tanıyanlar bilir. Benim için… kariyer, unvan, para değil, başarı = keyif.

Böyle tanımlayınca, gerçekten şansın çok fazla rolü var.

😛

Resimler Selçuk Erdem 3 isimli kitaptan alınmıştır.
Resimlerin üstüne tıklayıp büyütebilirsiniz.

01 March 2009 Sunday

Başkası ile çalışmak

Bir öğrencim dersi alma kararını verirken sordu:

– Bu derste grup ödevi yapılacak mı?”
– Hayır.
– İyi öyleyse… Bu dersi alacağım”

Çelişik düşünceler geçti kafamdan…

(1) Öğrenciyken ben de aynısını yapardım. Grup çalışmasının zorunlu olduğu derslerde, sınıfın en tembel öğrencilerine “Ödevi tek başıma yaparım. Kimsenin elini sürdürtmem. Bu şartlarda anlaşıyorsak adınızı yazmaya hazırım. Teslim tarihinden önce bitirip, size de veririm okumanız için…” derdim. Herkes memnun olurdu.

(2) Ne var ki, iş hayatında her şeyi başkaları ile birlikte yapmak zorundasın. Bazen eşit seviyedekiler ile, bazen astların veya üstlerinle… Okuldaki gibi cengaverlik yapılamıyor.

Etrafımdaki genç arkadaşlarla konuştum. Başarılı ve yaratıcı olanların hemen hepsi bireysel çalışmayı seviyorlar. Grup ödevleri, okuldaki en kötü anıları…

Şikayetlerini dinledim. Diyorlar ki:

– Toplantı tarihini belirlemeye kalktım. O dakikadan sonra her şeyin sorumlusu oldum. Toplantıya gelmeyen olduğunda, ona değil bana hesap soruluyor, “Ayşe neden gelmedi?” diye…

– Ben yönlendirmezsem, kimse bir katkıda bulunmuyor.

– Kimin hangi kısımdan sorumlu olacağını bile ben belirliyorum. Bir tanesi ortaya çıkıp, “şu kısmı ben üstlenirim” demiyor.

– Hiçbiri kendi kısmını düzgün hazırlamamış. Sanki istemeden yapıyor gibiler.

İş hayatında geçen yıllarıma güvenerek biraz destek olmak istiyorum.

Bence burada sorun tavırda…

Yetki devri yapmak / yapmamak değil; bunun nasıl yapıldığı… Örneğin toplantı saatini  tespit ederken “kimsenin itirazı yoksa” değil de “herkes için uygunsa, şu gün buluşalım mı?” demek. “Herkes boş saatlerini bildirsin” demek yerine, “birlikte karar verelim” demek.

“Şöyle paylaşalım” değil de “Ayşe, sen şu kısmı almak ister misin? Yoksa başka bir kısım olsa daha iyi yaparım der misin?” diye sormak.

İnsanları niyetler değil, tavırlar yönetir.

Başarı odaklı ama ego’su büyük genç arkadaşlar bu üslubu deneyemiyor. Sonuçta, ekip arkadaşı değil de tüm sorumluluğu kendilerine bırakan köleler yaratıyorlar. İlgili bütün taraflar mutsuz 🙁

Belki sözlerin ve motivasyonun üstadı Tunç Kılınç da eklemeler yapar. Böylece tanımadığımız gençlere bir faydamız olur.

🙂