"GSM" etiketli yazılar:

29 September 2017 Friday

Kaçıncı Sanayi Dönemi

Birkaç gün önce, Facebook sayesinde şu haberi gördüm. “Apple, yeni ürün çıkarınca, eskilerini yavaşlatıyor

Harvard öğrencisi Laura Trucco, her yeni model çıktığında Google’da “iPhone yavaşlaması” arayanların zirve yaptığını,  ancak Samsung ve diğer telefonlarda bunun geçerli olmadığını göstermiş. Bundan yola çıkarak, “her yeni model çıktığında, iPhone’un eski modelleri yavaşlattığını” söylemiş.

2

Diğer marka telefonlarda benzer durumun oluşmaması, yani yeni model çıktığında “telefon yavaşlaması” diye araştırma yapılmaması da dikkat edilecek bir konu. Rakiplerin telefonlarını kullananlar,  “telefon yavaşlaması” diye araştırma yapma ihtiyacı niye hissetmiyorlar? İlginç.

3

Bu haberi yorumlayan Atilla Büyükurvay ise şöyle diyor: Daha ziyade; “Harvard’lı bir öğrencinin yaptığı Google trends araştırması, yeni model çıkarken insanların iPhone’larının yavaşladığından şüphelendiğini gösteriyor.”.

Şahsen, “ateş olmayan yerden duman çıkmaz” diye düşünüyorum.

😉

Açıkçası benzer araştırmayı yapmamakla birlikte, ben de (diğer marka telefonlar için de geçerli olmak üzere), yeni telefon almaya özendirmek için benzer uygulamaların hayata geçirildiğini düşünüyorum.

Telefonun 2 yılı dolduktan hemen sonra pillerin hızlı bitmesi, oldukça geç şarj edilmesi, pillere ilişkin çözüm olmaması gibi uyanıklıkların hemen tüm taşınabilir telefon üreticileri için geçerli olduğunu düşünüyorum.

Özellikle Apple’ın tasarım adı altında, her yeni model için farklı uzantılar üretmesinin Bilişim Dönemi’ne yakışmadığını, Sanayi Dönemi’nde kaldığını söylemiştim. Şimdi de uyanıklık dönemi mi acaba?

😉

EKLEME – 1 Ekim 2017

Facebook’da yorum yapan Kerem Kaynar bir yazıyı okumamızı önerdi

Bu yazıda

iPhone güncellemeleri çoğunlukla yeni model çıktığı sırada yapılıyor. Bu nedenle yavaşlama aramaları artıyor.

Apple hem telefonun, hem de yazılımın sahibi. Samsung ise (diğer Android üreticileri gibi) donanıma sahip ama yazılıma değil. Bu nedenle güncellemeler için birçok işlem gerekiyor. Eş zamanlı yapılmıyor

diye anlatıyor ve yazıdaki karşılaştırmanın anlamlı olmadığını söylüyor.

🙂

Eldeki kısıtlı olanaklarla (yazının aslı elimizde olmadığı için) grafikler üzerinden bu gerekçenin doğruluğunun anlaşılıp anlaşılmadığını sınamaya çalıştım.

  • Yukarıdaki (en yüksek arama rakamı 100 alınarak hazırlanan ve iki arama yoğunluğunu karşılaştıran) ikinci grafiğe yeniden bakınca, “Samsung yavaşlama” aramalarının sürekli arttığını, ancak “iPhone yavaşmala” aramalarının lansman sonrasında epey düştüğünü görebiliyoruz.

Bu da Kerem Kaynar’ın önerdiği yazıyı doğruluyor.

Bunun haricinde, yazı Apple ve iPhone övgüleriyle dolu olduğu için onun da bilimsel olduğunu söylemk güç.

😉

Yukarıda referans aldığım yazının pek bilimsel olmayıp iPhone karşıtı yaklaşımı olduğunu kabul etmeliyim.

Yine de, her iki markanın da “Bilişim Dönemi müşteri davranışı” konusunda yetersiz olduğuna dair fikrim değişmedi. Sadece “biri diğerinden daha kötü” diyemem.

😮

EKLEME – 2 Ekim 2017

Twitter yorumcularından Can Yücel @cnyclThe Lightbulb Conspiracy mevcut durumu o kadar iyi anlatıyor ki, muhakkak izlenmeli.” diye yazmış.

109 yıldan beri hiç söndürülmeden yanan bir ampulden bahsedilen videoda, ürünlerin “planlanmış erken ömür” ile üretildiğini vurguluyor. Yani aslında çok daha uzun ömürlü ürünler piyasaya sürülebilir. Firmalar, gelirlerini arttırmak için özellikle kısa ömürlü üretiyorlar.

Videoyu Youtube’dan izleyebilirsiniz. 50’inci dakikada, Apple’dan da bahsediliyor. Pillerin ömrünü bilerek kısa tuttukları konusunda dava açılmış. Apple anlaşmaya varmayı kabul etmiş ve süreyi uzatmış.

😮

04 October 2013 Friday

Samsung pilleri

2011 yılının son günlerinde Blackberry telefonum ihtiyaçlarıma yanıt vermez duruma gelmişti. Tam o sırada sözleşmesi de bitti (hatırladığım kadarıyla). Yılbaşından bir – iki hafta önce Samsung GT – N7000 satın aldım.

Uzun süre çok memnun olarak kullandım. Birçok iş adamını da Samsung almaya ikna ettim.

Yurt dışına gittiğimde sim kartı çıkartıp eski Blackberry’ye takıyorum. Mesaj iletişimi anlaşmam olmadığı için Blackberry’yi sadece telefon olarak kullanıyorum.  Wireless internet olan bir mekanda ise, Samsung GT – N7000‘i (sim kartsız) açıyorum. Gerekli işlemleri yapıyorum. Küçük çapta bir tablet taşıyor gibiyim.

2013 yılının başlarında Samsung GT – N7000 telefonum garip davranışlar göstermeye başladı. En çok da pili aniden sıfırlanıyordu. Birden iletişimsiz kalmaya başladım. Ev-ofis çalışırken müşteri telefonuna yanıt verememek gibi kötü durumlar yaşadım.

Bana bu cihazı öneren arkadaşımla karşılaştığımızda şikayetlerimi anlattım ve “Şunu al, istersen çöpe at. Bıktım” diye verdim.

Telefonun arkasını açtı, pilini çıkardı. “Bu pil şişmiş” müjdesini verdi.

Şişen pil nasıl oluyor diye merak ettiyseniz:

samsungPil-1

Yukarıda 2 adet orijinal Samsung pili görüyorsunuz. Soldakinin kalınlığı, üstten bakınca bile farkediliyor.

Bu pillere yandan bakınca

samsungPil-3

soldakinin neredeyse 2 katı kalınlığa ulaştığını görüyorsunuz. Dolma misali…

Daha 1.5 yıl dolarken cihazın paketinden çıkan orijinal Samsung GT – N7000 pilinin durumu böyle.

Orijinal Samsung GT – N7000 pili bulmak epey zamanımı aldı. 11 dükkandan birinde Çin malı kopyası vardı, diğerlerinden HAYIR yanıtını aldım. Neyseki 12’inci dükkanda vardı ve 170 TL ödeyerek satın aldım.

🙁

Yukarıda anlattığım gibi, genelde Samsung GT – N7000‘den memnunum.

  • Mesaj ekinde gelen dosyaları rahatça okuyabildiğim için Blackberry’yi hiç aramıyorum.
  • Yurtdışına gittiğimde yine sim kartı çıkartıp tablet gibi kullanacağım.
  • Hatta bu resimleri de yine o cihazla çektim.

Ama pil daha da şişip patlarsa, kimseye zarar vermesin diye bir kutuya koydum.

İsteyen Samsung yetkilisine gönderebilirim.

😉

EKLEME: Yeni aldığım pil, daha bir yılı dolmadan şişti.

🙁

06 February 2013 Wednesday

Ağ ve Ölçek Ekonomileri

Ağ ekonomisi, ölçek ekonomisinin internete uyarlanmış biçimi mi?

Ölçek (üretimin genişletilmesi veya toptanlaştırılması sayesinde maliyetlerin azaltılması) ekonomisinde, yeni bir ürünün maliyeti giderek azalır. Yönetim ve satış maliyetleri ürün sayısına bölündüğünde, gözardı edilecek düzeye iner. Marjinal maliyet, neredeyse üretim maliyetine eşit olmaya başlar.

Bu nedenle, çoğunlukla altyapı maliyeti giderildikten sonra fiyatlar da ucuzlar.

🙂

Ağ’da maliyet açısından durum pek farklı değil. Ama fiyat açısından tersine çalışıyor. Örneğin, GSM’e baktığımız zaman, ne kadar çok kişiye hizmet veriyorsa, fiyatı o kadar yüksek tutuyor. Böylece kârlılığını katlıyor. Hem katılımcı sayısından (ölçekten) kazanıyor, hem de fiyatı yüksek tutarak fazladan gelir elde ediyor.

Ağ büyüdükçe en büyük olanın gücü (oransal değil, geometrik) artıyor. Üstelik sadece kullanıcılar açısından değil, mecra olarak da güçleniyor. Bir takımın ne kadar taraftarı olduğunu, bu taraftarların ne kadar fanatik olduğunu;

  • Taraftarın verilerine bakarak fanatik olup olmadığını, hatta ne kadar fanatik olduğunu rahatlıkla anlayabilir. Tuttuğu takımın deplasman maçlarına da gidiyorsa çok fanatiktir; sadece kendi sahasındaki karşılaşmalara gidiyorsa taraftardır. Sadece 2 – 3 maça gidiyorsa takım tutuyor ama çok da çılgınca değil, gibi…

kimin hangi sıklıkta nereye gittiğini

  • Patronunuza “çalışıyorum” derken pub’a gittiğiniz, sevgilinize “hiç görüşmüyorum” dediğiniz birini evinde ziyaret ettiğinizi, bilardo veya bowling salonuna gittiğinizi bilir. Nerede olduğunuzu bilir, orada ne yaptığınızı bilemez 

ve hakkımızda bir çok konuyu biliyor ve pazarlıyor.

Ağ büyüdükçe şirketin hissedar değeri de artıyor.

😉

Sonuçta:

  1. Daha çok kişiye hizmet verdiği için ölçekten kazanıyor;
  2. Birim fiyatları yüksek tutarak müşteriden kazanıyor;
  3. Mecra olarak kullanıp reklamveren’den kaznıyor;
  4. Hisse değerini artırarak borsadan (toplumdan, piyasadan) kazanıyor.
.
Dört çeker dedikleri bu her halde.
😛

Sorgulama notlarım