"Harvard Business Review" etiketli yazılar:

04 January 2017 Wednesday

Ağ, İçerik, Veri

Bugün, pazarlamaya ilişkin yayınlarda gezinirken WARC’ın bir yazısında şunu gördüm.

warc

Aklıma ne geldi?

İsmail Hakkı Polat ve Ercüment Büyükşener ile birlikte yazdığımız ve Harvard Business Review‘nun

Harvard Business Review, Turkiye ile ilgili görsel sonucu

Sosyal Medya Çağında Marka” konulu Mart 2016 sayısında yayınlanan Değişen Pazarlamada Değişmeyen Üç Temel başlıklı yazımızda özellikle bu konunun üzerinde durmuştuk. WARC’ın yazısında “medya, reklam ve teknoloji” diye geçen üçlüyü biz  “AĞ – İÇERİK – VERİ” diye daha geniş kapsamda ele almıştık.

hbr-2016-03

Harvard Business Review’nun Mart 2016 tarihli dergisinin 54’üncü sayfasından kopyaladığım şekilde olduğu gibi, bu üçlü ne kadar yakınlaşırsa, o kadar başarılı yönetileceğini anlatmaya çalışmıştık.

🙂

Derginin kapağına bakıp, içeriğini anlamadan “Bazıları sosyal medyada pazarlama konusunda daha yeni uyanıyor” diyen SMU’lar da oldu. Birçoğu “AĞ – İÇERİK – VERİ” hatta daha dar ele alıp “medya, reklam ve teknoloji” üçlüsünden bahsetmedi.

Biz, bu üçlü yakınsamayı defalarca anlattık ve anlatmaya devam ediyoruz.

Şimdi, uluslararası araştırma firması IPSOS’un da bizimle aynı fikirde olması güzel.

😉

 

 

15 March 2016 Tuesday

HBR – Mart 2016

Harvard Business Review’nün Mart 2016 sayısında, Ercüment Büyükşener ve İsmail Hakkı Polat ile birlikte

Mart 2016

Değişen Pazarlamada Değişmeyen Üç Temel” yazımız yayınlandı.

Kapakta adı geçen 3 yazıdan biriydi.

🙂

Yazı, dijital dönüşümün pazarlamaya yansıması hakkında önemli ipuçları vermektedir.

😉

 

15 November 2015 Sunday

Kapitalizmin Özeleştirisi

Sayın Ali Koç’un yaptığı bir konuşma, sosyal mecralarda çalkantılara neden oldu.  ali-Koc

“Komünist mi oldu?”, “DİSK’e başkan olsun”, “Günah çıkarıyor”, “Sınıf savaşı korkusu” gibi birçok şey yazıldı.

Bu konuşmanın bağlantısını paylaşıp yorum yapan birçok arkadaşımın Facebook mesajının altına şu satırları yazdım.

😉

Değerli Arkadaşlar,

Ali Koç’un bu söylemi yeni değil. 2008 krizinden sonra kapitalizm kendisini sorguladı, sorguluyor. Mevcut bakış açısının sürdürülebilir olmadığını ve yine temel prensipleri çok da değiştirmeden nasıl sürdürülebilir kılacağını tartışıyor.

Kapitalizmin kalelerinden biri olan Harvard Business School hocaları bu konuda çok sayıda çalışma yaptı. Şurada kısa bir alıntı yaptığım Güneşe Basmak bunlardan sadece biri.

Mc Kinsey ve diğer önemli danışmanlık şirketlerinin de çok sayıda çalışması var.

Özetle, bu bir günah çıkarma değil, reform. Kapitalizmin reformu.

Keşke bazı radikal inançlar da krizlerini görüp, kendi reformlarını yapsalar. Böylece “her şeye rağmen öz-eleştiri yapabilen sadece kapitalizm” demezdik.

😛

Bu vesileyle buraya birkaç cümle daha ekleyeyim…

Big data, dijital devrim, internet of things kavramlarının daha yaygınlaşması durumunda, kimlere bağımlı olacağız? Bilginin halka inmesi söylemleri arasında, gerçekten verilerin değil bilginin bize inmesi için ne yapıyoruz?

Bunları sorgulamazsak, gereği için şimdiden düşünmeye ve çalışmaya başlamazsak trenin son vagonuna yetişemeyiz. Artık son vagon yok. Uçakla geçiyorlar.

😉