“Nasıl yani” anları
Az önce friendfeed’de okudum. Radyo Sinema Televizyon Bölümü öğrencisi, okulun bir hocasına “Hocam, çok film izleyince size daral modu gelmiyor mu?” diye sormuş.
Bankanın Kurumsal İletişim Departmanı‘na eleman alınacaktı. Görüşmeleri yapan Genel Müdür Yardımcısı şaşkın ve öfkeli bir şekilde şunları anlattı.
Bir okulun reklam (iletişim) bölümünden mezun olan genç arkadaşa sormuş:
- Son zamanlarda en beğendiğin reklamlar hangileri?
- Ben hiç reklam seyretmem!
Bizimki ilk anda algılayamamış. Hani “kulaklarıma inanamadım” derler ya! İşte öyle…
- Anlamadım.” diye üsteleyince
- Reklam çıkınca hemen başka kanala geçiyorum.” diye anlatmış genç arkadaş.
- İyi de, bize neden başvurdun?
- İletişim mezunuyum da…
Ben iş arkadaşımı teselli ettim. Karşılaştığı kişinin bir istisna olmadığını söyleyerek… Oralardan geçerken okula uğrayan her öğrencinin mezuniyeti “kazanılmış hak” olarak gördüğü bir ortamda ne bekliyoruz ki?
Pek iyi bir teselli olmadı, ama…

1981 yılında ODTÜ – İşletmecilik Bölümünden mezun olduktan sonra, Price Waterhouse Consultancy’de iş hayatına başladı...
