"inovasyon" etiketli yazılar:

30 November 2015 Monday

Sıfır Deyip Geçme

Tunç Kılınç’ın SIFIR isimli kitabını okuduktan sonra daha çok dikkat etmeye başladım. Belki de algıda seçicilik.

😉

Frost & Sullivan‘a göre global trentlerden biri de “Sıfır’a yakınlaşma

Nedir o?” diye sorarsanız… zero

Sıfır kirli hava
Sıfır enerji kaybı
Sıfır hata
Sıfır kaza
Sıfır yaralanma
Sıfır güvenlik açığı

Sıfır kağıt
Sıfır spam mesajı
Sıfır zaman kaybı
Sıfır gecikme
Sıfır rafta bekleme

Bu sıfır’ları arttırabilirsiniz. İstenmeyen her şeyi sıfırlayana kadar…

Eğer tüm bunları “sıfır’a sıfır, elde var sıfır” durumuna getirirseniz, büyük bir inovasyon yapmış olursunuz.

😉

 

08 November 2011 Tuesday

Farklı bir otomasyon

1992 yılında Yapı Kredi Bankası‘nda Satış Müdürü idim. Türkiye rekorlarını alt üst eden “efsane ekip” bana bağlıydı.

Banka sürekli yeni ürünler çıkarıyordu.  Türkiye’de ilk defa “otomatik fatura ödemesi” yapıldı. İlgili kuruluşlarla görüşme görevi de bana verildi. Elektrik, su, havagazı, vb… gibi ödemeleri otomatiğe bağlanabilecek ne kadar kurum varsa hepsiyle görüşmeye başladım.

O görüşmelerden birinde, Ankara’da bir kamu kurumuna gittim. Otomatik ödemeye almak için görüşme yaptım.

Kendilerine faydasını sordular. “Daha az personel ile işlemlerin yürütülmesi, hesaplaşmanın kolay ve sağlıklı olması, ödemelerin günlük takibi…” diye anlatıyordum…

Biz mevcut durumda da zaten günlük takip ediyoruz” dediler.

“Otomasyon olmadan nasıl günlük takip edebildiklerini” sordum. Ortaya bir çekmece getirdiler. Büyükçe bir çocuk yatağı kadar, altında tekerlekleri olan, her biri faturanın eni kadar 3 bölüme ayrılmış olan bir koca kutu. (Onlar HAVUZ diyorlardı – ki daha doğru bir deyim).

HAVUZ’un temsili resmi

İçinde yüzlerce fatura. Bazı faturalar ataş ile birbirine iliştirilmiş. Bazıları tek başına… Hayretle “bu da nedir acaba?” diye bakarken açıkladılar.

Ödenmeyince ataş ile iliştiriyoruz.” Oradan kalınca bir tomar aldı. Teker teker saydı “Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi… Bakın, bu abone yedi aydır ödememiş…. Hangi deste kalınsa, o kadar süredir ödemiyordur. Havuza şöyle bir bakınca kim ödemiş, kim ödememiş hemen görüyoruz. Neden bir banka ile işbirliği yapalım ki?

Bunu söyleyen kişinin Bilgi İşlem Müdürü olduğunu öğrendim. Nutkum tutuldu. Yanıt bulmakta zorlandım.

😛

Daha zoru, toplantıyı kendi amirime anlatmaktı. Bu kadar saçma bir senaryo uydurmayacağım için, bana kesinlikle inanmıştır. Ama… Kuşkuyla ve hayretle bakan gözlerini hatırlıyorum.

😀

30 October 2010 Saturday

Ezberbozmak 1

Salı günü Ezber bozmak konulu bir konuşmam vardı.

Yaptıklarımın bazılarını anlattım. Türkiye’den ve Dünya’dan ilginç örnekler vermeye çalıştım. Daha çok su sorulara odaklanılmasını istedim:

– Neden bu ülkede yüzlerce yıldır taksit yapılırken, taksitli kredi kartı yıllarca kimsenin aklına gelmedi?

– Neden hediye puan kataloglarından (hem bankada, hem müşteri tarafında) herkes nefret ederken, ortadan kaldırmak yıllar boyunca kimsenin aklına gelmedi?

– Beyaz eşya veya seyahat kredisi verildiğinde kredi kartı limiti dolmuyor. Ama kredi kartıyla beyaz eşya veya seyahat satın alınca limit doluyor ve aylarca kartını kullanamıyorsun. Neden buna banka içi bir çözüm bulunmadı?

– Neden sadakat kartı çıkartan mağazalar bankalara teslim olmak zorunda kalıyor. Müşteri mağazanın müşterisi ise, bankalardan bağımsız sadakat puanı yöntemi bulunamaz mıydı?

🙂

Neden biliyor musunuz?

Yanıtı Selçuk Erdem vermiş.

😀