"internet" etiketli yazılar:

02 November 2011 Wednesday

Çelişkiler

Bir grup genç, 2000’lerin başında internet girişimine başladı. Bu kişiler Türkiye’de “başarılı internet girişimcisi” diye anılıyorlar. Bu yazının konusu onlar değil.

Bugünün bazı genç girişimcileri, “onlar köşeyi kaptılar, şimdi çok daha zor” diye düşünüyor.  Oysa, şimdi çok daha zor değil. (Webrazzi Summit 2011 açılış konuşmasında Tümay Asena da bugünün fırsatlarını vurgulamıştı.)

Bu dönemin önemli değişikliklere gebe olduğunu sıkça dile getiriyorum. Değişimi anlatmak için

yazmıştım.

Değişimi anlayan gençler, ister girişimci isterse ücretli çalışan olsunlar, başarılı olacaklar. Ne var ki bugünün gençlerinin önündeki en büyük engelin bizzat kendileri olduğunu gözlüyorum.

;-)

Bazı blog yazarlarının ilham veren, yön gösteren, iç açıcı, öğretici yazılarını okuyorum. Onlardan çok yararlanıyorum. Aklıma onlarca yeni yazı konusu getiriyor. Bakıyorum, yorumlar “bunlar Türkiye’de olmaz” diyen genç umutsuzlarla dolu.

Aslında umutsuz olmalarının nedeni yine kendileri.İçinde bulundukları ortamı anlamaya çalışmıyorlar. “Yavru balık suyun içinde olduğunu bilmez” diye bir söz var. Onlar da öyle…

Artık organizasyonlarda değişen “komuta tekliği”ne karşı en büyük itirazlar gençlerden geliyor.  (Şurada yazılı)

Anlamakta güçlük çekiyorum. Açıklık, iletişim, çok beceriklilik (multi-skills) diyorlar… Sonra da Internet’in getirdiği açıklığı, kolaylaştırdığı iletişimi, kendilerinde olduğunu varsaydıkları “çok becerikliliği” gözardı edip, hiyerarşide tek bir kişiye bağlı olmak isteyenler aynı gençler…

“Açıklık… Kurumlar hakkında her şeyi biliyoruz” diyorlar. Kurumlar da onlar hakkında her şeyi bilince tepki gösteriyorlar.

Değişimi savunuyorlar ama en çok da “bunlar Türkiye’de olmaz” diyorlar, “artık o dönem geçti” diyorlar.

Sosyal medya iletişiminde “epic fail” diye adlandırılan olguların arkasında (PR işleri ve ajansları ile) yine bu gençler var.

Bunca fırsat varken ne kadar hızlı ve kötü harcadıklarına bakıp şaşırıyorum.

:-(

05 October 2011 Wednesday

Dinlediklerim – Rakamlar 6

Dün, Bilişim Zirvesi ’11‘de “e-Ticaret’in Parlak Markaları: Nasıl Başardılar” konulu oturumda

başarıların sırlarını dinledik.

Hemen hepsi “müşteri tecrübesini ve önerilerini ciddiye aldıklarını ve ölçümlerle doğrulama yaptıklarını“  anlattılar.

Sina Afra, “günde 1 saatimi sayılarla geçiririm” diye vurguladı. “Kaç yeni müşteri; kaç ikinci, üçüncü, dördüncü satın alma; bu hafta kaç tane 2′inci satın alma… Her şeyi test ederiz.” dedi.

;-)

Sonraki oturumda “İşlerini e-Ticarete Taşıyanlar” vardı.

Onlara da “marka olmanın ön koşulları” soruldu.

Yine 2 konu öne çıktı. “Müşteri memnuniyeti ve operasyonel yetkinlik“. Her ikisinin de yansıması rakamlarla anlaşılıyor ve yönetiliyor.

Zaten başarı dediğimiz şey hep rakamlarla ölçülüyor. Mesela:

  • Trafik
  • Satış
  • Çıkma oranının azaltılması
  • Spontane satışın artırılması
  • Reklamlara tıklanma oranı
  • Gelen müşteri başına Google reklamı için harcanan TL
  • Satın alanların gönderilen e-posta sayısına oranı
  • … ve bir sürü rakam

:-)

Rakamlar bir yana, her iki oturumu da keyifle izledim. Tüm panelistlere teşekkür ediyorum.

:-D

19 September 2011 Monday

Sanal yaşamın ömrü

4 yıl kadar önceydi. Bir internet’te pazarlama konferansında öğle yemeği arasındaydık.

Bir yanımda büyük şirketlerden birinin genç Finansman GMY’si, diğer yanımda büyük bankalardan birinin kredi kartları ürün yöneticisi vardı. Sohbet o zamanın yaygın web olgularında yoğunlaştı.

Finansman GMY’si anlattı:

  • Second Life’da baterist imiş. Zaten küçükken de arzusu baterist olmakmış. Second Life’daki hayatında mevcut mesleğini -profesyonelliğini- uygulamadan yapamamış. Çeşitli çabalar harcayıp, sorunlardan başarıyla sıyrılıp orada bir kulüp sahibi olmuş. Her gün en az 2 saatini orada geçiriyormuş.

Karşılıklı birbirlerine (ve aralarında oturduğum için mecburen bana) Second Life’ı methettiler. Hatta  kredi kartı ürün yöneticisi: “Second Life sadece internet’i değil dünyayı değiştirdi. Artık hayatımızda Second Life var” dedi.

Sordum:

“Tuvalete gitmeden oturduğun yerden bir tıkla aktarabiliyor musun? En güzel yemek sitesini okuduğunda karnın doyuyor mu? Mouse kullanarak inşa ettiğin evde, soğuktan ve sıcaktan korunmuş şekilde yaşayabiliyor musun? Tenler birbirine değmeden eşinle veya sevgilinle ortak bir yaşamı paylaşabiliyor musun?”

Beni çok geri kafalı buldular.

Bu konuda yanılmamış olabilirler, ama artık Second Life’ın pek esamesi okunmuyor. (Onlar daha fazla yanıldı.)

:-P

İnternet’in değişimi hızlandırdığını kabul ederken, internet oluşumlarının sonsuza kadar kalacağını iddia etmek… en azında müthiş bir çelişkidir.

Hepimiz Google’un, Facebook’un, Amazon’un yerini neyin ve nasıl alacağını düşünmeliyiz.

;-)