"internet" etiketli yazılar:

16 May 2017 Tuesday

Dijital Pazarlama Fıkrası

Büyük dijital ajanslardan birinin Müşteri Direktörü “Bizim ajansta hiç bir zaman veri analisti olmayacak” demiş.

Bugünlerde sektörün en kısa fıkrası olarak anlatıyorum.

😛

Eski patronlarımdan biri, böyle zamanlarda söze “Canım Kardeşim” diye başlardı.

Bak canım kardeşim,

Sektörün saygın global dergisi AdAge’deki en çok kazanan dijital ajans ağlarında ilk 4 sırayı gördün mü?

accenture-2016-1

Bir insanın haftanın hangi günü, günün hangi saatinde, nerede ve kiminleyken nasıl davrandığını bildikleri bir dünyada, senin yaratıcı cümlen (eğer veri desteğiyle ve müşteri deneyimiyle eş zamanlı kullanılmıyorsa) işe yarayabilir mi?

IBM-27-@DelatorreJJ-portrait

Tüm dünyada reklamverenler, veri temelli çalışmalarının odağını basit kampanya kurgularına değil, hedef kitleyi daha iyi anlamayı amaçlayan karmaşık uygulamalara doğru yöneltiyorlar, değil mi?

IAB-2017-b

İş dünyasının en çok aradığı mesleklerin veriye dayalı meslekler olduğunu da mı görmedin?

linkedin-2016

Bu yöntemle devam edeceğim ama yazı giderek bir foto-romana benzeyecek.

😉

Ülkenin sayılı ajanslarından birinin dijital uzantısı olmasa… “He canım” deyip geçeceğim.

Ah… Şimdi hatırladım (Gerçekten tam da üstteki satırı yazarken aklıma geldi) Bu ajanstakiler bir devirler (sanırım 2008 – 2009 filan) “Biz dijital ajans değiliz, internet ajansıyız” demişlerdi. (O yılların dijital pazarlama eklerinde bulabilirsiniz.)

Sanırım aynı vizyon devam ediyor.

😀

 

29 June 2016 Wednesday

Krizlerde Kamu’nun Internet Kullanımı

Krizler sırasında kamu kurumlarının düzgün ve zamanında bilgilendirme yapması, ister istemez paydaş olanların yararınadır.

Benim Brüksel havalimanının bombalanması gününde yaşadığım da bunun bir örneği. Sabah bavulları topladık. Kahvaltımızı yaptık. Otelden ayrılmak üzereydik. Belçika ve Hollanda’daki arkadaşlarımızdan telefon geldi.

bruksel-airport

Resim: 22 Mart 2016 – Briksel Hava Limanı

İlk anda olayın büyüklüğünü anlamadık. İnternet’e girip baktık. Patlamanın resimlerine bakınca Brüksel havalimanının uzun süre kapalı olacağını düşündük. Brüksel hava alanının resmi twitter hesabına baktık. “Havaalanı geliş ve gidişlere kapalıdır. Havaalanına gelmeyin” diye belirtilmişti.

Hemen diğer dönüş seçeneklerine baktık. Amsterdam’dan İstanbul’a bir uçak baktık. Dört saat sonraki bir uçağa bilet bulduk. Satın aldık. Hemen yola çıktık. 2 saat sonra Amsterdam havaalanındaydık.

Brüksel Hava Limanının sosyal mecra hesapları sayesinde mağdur olmadan ve ilave masraflar yapmadan ülkemize döndük.

Özetle, kamu kurumlarının hızlı ve doğru bilgilendirmesi sayesinde, önemli bir mağduriyet yaşamadan olayı atlattık.

 

🙁

Dün, bir blog yazısını hazırladığım sırada sosyal mecralarla ilgilenmedim. Yazının konusu da (tesadüf eseri)  “Hızlı İletişim” idi.  “Yayınla” komutunu verdikten sonra sosyal mecralardan Atatürk Hava Limanı’ndaki üzücü olayı okudum.

Hemen (Twitter ve Facebook yasaklanmadan önce) Atatürk Hava Limanı ve Türk Hava Yollarının twitter hesaplarının görüntülerini aldım.

Atatürk Hava Limanı’nın resmi Twitter hesabı varsa, bulamadım. Sadece aşağıdakini gördüm.

ataturk-hava-limani-twitter

Bu hesap, 24 Ağustos 2013’den beri güncellenmemiş. (Yukarıdaki eğer resmi hesap değilse, Atatürk Hava Limanı’nın resmi hesabının neden hemen bulunamadığını da sorgulamamız gerekir.)

.

Türk Hava Yolları’nın hesabındaki içerik ise şöyleydi.

thy-twitter

Belirsizliği azaltan veya bilgi veren hiçbir içerik yoktu.

Kriz esnasında Twitter ve Facebook iletişimini kesmek yerine sosyal mecralardan düzgün ve hızlı bilgilendirme yapmak, konuyla doğrudan ve dolaylı ilgilenen herkesin yararınadır. Belirsizliği azaltır ve doğru bilginin iletilmesini kolaylaştırır.

.

EKLEME:

29 Haziran 2016 saat 18.17’de aşağıdaki mesaj geldi

thy-twitter-2

Keşke, üzücü olayın hemen hr aşamasında benzer şeklide bilgilendirme yapılsaydı.

🙁

EKLEME 2:

Olaydan 9 gün sonra, Brüksel hava Limanı şu tweet’i göndermiş. Mehmet Ali Orhan (@orhanma)’a teşekkürler

bruksel-airport-twitter

30 August 2015 Sunday

Plan ve Bütçe İlişkisi

Bugün konumuz plan ve bütçe ilişkisi. Şirketlerin gelecek yıla ilişkin plan ve bütçelerini hazırladıklarını sanırım.

Biz eskiden (“Nerede eski Ramazanlar” klişesi gibi 🙂 ) şöyle yapardık:

  • Ağustos – Eylül aylarında pazarlama departmanları gelecek senenin bütçesini planlamaya başlardı. Pazarlama ve Satış departmanları gelecek sene ne kadar fiyatla ne kadar ürün satacaklarını, bunun için ne kadar insan gücüne, ne kadar tanıtım giderine, ne kadar yeni şube / bayi açılmasına gerek duyduklarını saptarlar.
  • Pazarlama ve Satış hedefleri ve bütçesi az çok şekillendikten sonra (genellikle Ekim ayında) Operasyonel (Üretim, İnsan Kaynakları, Tedarik, vb.) departmanlar bu planları kendileri açısından değerlendirirdi. Belirlenen hedeflere ulaşmak için ne kadar satın alma olacağı, hangi maliyetle üretim yapılacağı, ne kadar yeni üretim ve dağıtım elemanı gerektiği gibi hesaplamalar yapılırdı. Bazen (hatta sıkça) Pazarlama’nın varsayımları veya öngörüleri tartışılır, gerekirse revizyonlar yapılır, nihayetinde ortak bir noktaya varılırdı.
  • Sonra bu planlar Finansman departmanına aktarılırdı. Bazen orada da bir müzakere süreci olurdu.
  • Nihayetinde, tüm departmanların (bazıları gönüllü olmasa bile) mutabık oldukları kendi içinde tutarlı bir bütçe, sene sonundan önce ortaya çıkardı.

😛

Bu bütçe / plan ilişkisi böylece kalmayıp performans değerlendirmesine kadar uzar. Kolay anlaşılması için, her zaman yaptığımdan farklı olarak kuramsal temelleri vurgulamadan önce, gerçek bir örnek üzerinden gideceğim.

Otellerin veya Türkiye konaklama sektörünün yanıp yakınmalarını ele alalım. Hani hikayenin sonunda, “okullar geç açılsın”a kadar gelen yolun ilk adımlarını tartışacağız.

tatil-uzatıldı

Duyduğum kadarıyla birçok otel zinciri, sene başında hesaplarını yaparken geçen yılın cirosunun %20 – 30 fazlasını hedeflemiş. Şimdiyse “Yandık” deyip dövünüyorlar.

Oysa Rusya krizi 2014 senesinin sonunda biliniyordu. Rusya’nın fakirleştiği bir dönemde Türk turizmciler “Petrolün fiyatının azalması ile ulaşım fiyatları azalacak. Daha çok Rus turist gelecek” varsayımıyla (?) kendilerini kandırıyorlardı.

rus-krizYazının tarihine bakın. 18 Aralık 2014

Şimdi işin kuramsal kısmına bakalım. Öncelikle, hayal ile varsayım arasında net bir fark olduğu bilinmeli  Kendiniz için en iyiyi beklemenizde bir sakınca yok. İyimserlik iyi ama bir yere kadar… Ne var ki, varsayımlar, gerçekler ile tutarlı olmalıdırlar.

Daha önce uzunca yazmıştım, “Her şey eskisi gibi gidecek” deseniz bile bir dizi varsayım yapmış olmanız gerekir.

😛

Rusya krizinin etkilerini değerlendirmeye de senaryolaştırma diyebiliriz. Gelirinizin ne kadarını Rus turistlerden elde ettiğinizi bilirseniz, kriz nedeniyle eksilen geliri nasıl yerine koyacağınıza dair senaryonuz olur.

Türkiye’deki şirketlerin büyük çoğunluğu geçen senenin satışları dışında (global kriz, bölgesel krizler, seçimler, iç karışıklıklar, komşularla ilişkiler, döviz kurlarında artış / azalışlar, teknolojinin etkisi, Airbnb gibi oluşumlar, sosyal medyada şikayetlerin hızlı dağılması, vb.) verileri hedef ve bütçe hesaplamalarında kullanmıyor. Bırakın kullanmayı, yöneticilerin bu yönde bir gündemle bir araya gelerek tartıştıklarını bile sanmıyorum.

Oysa senaryo planlamada gerçekten senaryolar üzerinde tartışılır. Turizm sektörünü etkileyecek olayların gerçekçi değerlendirmesini yapan hiçbir yerli otel zinciri de duymadım.

Olağan senaryo diye geçen senenin cirosunu enflasyon oranıyla çarpıp hazırlıyorlar. Bu durumda iyimser / kötümser senaryolar da geçen senenin cirosunun % 20 – 30 üstü / altı olarak hazırlanıyor. “%20’yi nereden buldunuz” dediğim hemen hiçbir şirketten sağlıklı yanıt alamıyorum.

😉

Şimdi şu “plan belirsizliği azaltmak için bir araçtır” sözünü buraya yazalım.   Hiçbir senaryonuz yoksa, herşey size “belirsizlik” gibi görünür.

😉

Not: Plan ve Bütçe ilişkisi bitmedi.
Yazı uzadığı için devamı sonra

.