"kampanya yönetimi" etiketli yazılar:

12 May 2017 Friday

Kampanya Tasarımı

Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun  ile izinli pazarlama  [1] , [2] , [3] , [4]  konusunda bazı adımlar atıldı. Maalesef verilerini düzgün yönetemeyen [5] , [6] , [7]  kurumlar için – sanki –  hiçbir şey değişmedi.

Bugün konumuz, izinli pazarlama olsa bile, kampanya yönetirken yapılması gerekenlerle ilgili. (Eğer yazı uzarsa, 2’inci ve 3’üncü devam yazıları da gelebilir.)

🙂

Önce gönderilen her mesajın alıcısı için “anlamlı, tutarlı ve sürekli iletişim” ilkelerine uygunluğuna bakılmalı.

Bu aşama, kampanya tasarımının en önemli aşamasıdır. Herkese aynı mesajı gönderirseniz, kimisi için anlamlı ve tutarlı olan, bir başkası için gereksiz hatta SPAM olarak algılanacaktır.

Kampanya tasarımında ustalık, kimlere göndereceğini değil, kimlere mesajı gönderMEyeceğini bilmektir.

Her 20 – 30 günde bir mesaj gönderen bir kurum var. Her mesajında birbirinden farklı 8 – 10 ürünü tanıtmaya çalışıyor. Bu ürünlerin bazıları premium ürünler, diğerleri ise harcıalem sayılır. Mesajda hepsi bir arada…

O firmanın ürünlerini yıllardır kullanıyorum. Ellerindeki verilere bakarak hangi tekliflere yakınlık göstereceğimi biliyor olmalılar.

Bir etkinlikte, ilgili kişilerle tanıştım. Hemen “20 günde bir” gönderilen teklifleri sordum. Neden ayrıştırmadıklarını, daha üst gelir grubu ürünleriyle sıradan ürünleri neden aynı mesajda gönderdiklerini, dönüşü nasıl takip ettiklerini, vb. öğrenmeye çalıştım.

Herkese sıkça kendilerini hatırlatmaları gerekiyormuş. Üst yönetim öyle istiyormuş.

Hemen her ay yapılan bu kampanyalardan ne öğrendiklerini sorguladım. Olumsuz yanıt aldım. Üzüldüm.

🙁

“Tamam, üst yönetim öyle istiyorsa itiraz etmeyin, gereğini yapın. Ama en azından artık geri dönüşleri izlemeye başlayın. ” diye anlattım.

  • Hangi müşteriler, hangi tekliflerin üzerine tıkladı?
  • Hangi müşteriler ayrıntılı inceledi?
  • Kimler satın alamaya kadar ilerledi?
  • Bu müşterilerin ortak özellikleri neler?

“Hazır 20 – 30 günde bir teklif gönderiyorsunuz, ayrıştırıp 2 ayrı teklif göndermeyi deneyip farklılaşmayı da anlamaya çalışın. Bunu da yöneticilerden veya patronlardan beklemeyin” dedim.

🙂

Birkaç [a] , [b] , [c] yazımda “Bilgi vermeyi öğrenmek hem kültür hem de süreçtir” demiştim. Buna ekleme yapmak istiyorum.

Bilgi almayı öğrenmek de hem kültür hem de süreçtir

😉

Son söz: Şurada vurguladığım gibi “CRM’de (veya bilgi yönetiminde veya dijital dönüşümde) başarılı örnek yaratmak sadece zaman ve para meselesi değildir. Zirveye ulaşmayı en çok kolaylaştıran (veya zorlaştıran) etmen, üst yönetimin bilinç düzeyidir.

.

14 October 2016 Friday

Denizbank Vazgeçmez

Denizbank‘ın spam mesajlarından bıkınca, çareyi İlla ki Spam adlı blog yazısı yayınlamakta bulmuştum. Facebook ve Twitter’da da paylaştım.

Hemen arkasındanDenizbank başta olmak üzere, bankaların benzer davranışlarından şikayeti olanlar yorumlarını yazmaya başladılar.

denizbank-spam-4a1

denizbank-spam-4a2

🙁

Bir süre sonra Denizbank’tan Twitter’da şu yanıtı aldım.

denizbank-spam-5-a

Mesajdaki bağlantıya tıkladığımızda ise şu görüntü vardı.

denizbank-spam-6a

Ardından telefonla aradılar. “Müşteri numaramı sileceklerini, böylece Denizbank’tan hiçbir mesaj almayacağımı” söylediler. Böylece iç işakışını da öğrenmiş oldum.

Demek ki

  • Müşteri numarası olan herkese mesaj göndermek” gibi bir uygulamaları vardı;
  • “Müşteri iletişim tercihi” diye adlandırdığımız alt-yapı geliştirilmemişti.

Intertech isimli – güya – teknoloji şirketine sahip bir bankanın bu kadar eksik altyapısı olması beni şaşırttı.

😮

Sonra sırayla, aşağıdaki mesajlar geldi:

Önce

denizbank-spam-4

2 gün sonra da

denizbank-spam-3

  • 13 Ekim’de, tam gün eğitimdeydim. Gelen son (üstteki) mesajı görünce, bir blog yazısı daha hazırlamaya karar verdim ve taslağını hazırladım. Yazıyı şöyle bitirmiştim.

Yukarıdaki mesaja bakarsanız, bir mesaj daha gönderecekler…

Bence bundan sonra şu konularda geliştirmeler olmalı:

  • Müşteri olmaya gelenleri hızla içeri olmak ve müşteri kazanma maliyetini azaltmak için yapılması gerekenler
  • Teminat mektubu prosedürlerinde gereksiz bürokrasinin ortadan kaldırılması
  • Müşteri iletişim tercihleri alt-yapısının gözden geçirilmesi

İsterlerse kendilerine danışmanlık verebilirim.

  • Bu örnekleri kullanarak “Sosyal Mecralarca CRM ve İtibar Yönetimi” konulu bir “sakın yapmayın” yazısı hazırlamayı da tasarladım. Artık, başka zamana kaldı. Yine aynı resimleri görürseniz, kusuruma bakmayın.

😉

Maalesef hikaye burada bitmedi. Ben tasarladığım yazıları yayınlamaya fırsat bulamadım.

Ertesi gün Denizbank’tan arka arkaya mesajlar gelmeye başladı.

denizbank-spam-5

Mesajların içeriği neredeyse birbirinin aynıydı.

denizbank-spam-6

Tıpkı İlla ki Spam yazısında dediğim gibi…

Denizbank bana “Seni taciz edecek bir yolu mutlaka bulacağım” mesajı gönderiyor

Başıma vura vura…

Ayrıca, kanallar arası senkronizasyon da yok. Bir taraftan bana “artık rahatsız etmeyeceğiz” derken diğer taraftan “bizden kurtulamazsın” mesajı veriliyor.

🙁

Yukarıdaki “İsterlerse kendilerine danışmanlık verebilirim” listesine

  • İletişimin tekilleştirilmesi

konusunu da ekliyorum.

😉

Gelişmelerden haberdar edeceğim.

.

11 October 2016 Tuesday

İlla ki Spam

Yıılar önce Denizbank’ta hesap açtırmaya karar vermiştim. Hemen evimin yanındaki apartmanın zemin katındaydı.

Şubeye gittim. Denizbank beni bireysel müşteri almamak için direnince (öyküsü şurada), KOBİ bankacılığına başvurdum. Orada da (öyküsü şurada) müşteri yapmamak için uğraştılar. Maalesef bir bankaya ihtiyacım olduğu için, “komşu adresteki şube” diye ısrar ettim.

CRM Danışmanlığı teklifi verdiğim kamu kuruluşu “Teminat Mektubu” şartı koştuğundan, teminat mektubu tutarından %10 daha fazla parayı bloke ettim ve karşılığında teminat mektubu talep ettim. Denizbank yine iyi hizmet vermemek için (öyküsü şurada) elinden geleni yaptı. Aslında zaten yapmaları gereken işi torpil kullanarak yaptırdım.

Aradan bir yıl geçti. Teminat mektubunun süresi bitti. Denizbank’a gittim. Süresi sonunda hükümsüz olduğuna dair madde olmasına rağmen, teminatımı çözmediler. Hiçbir mantıklı açıklama yapamadılar (öyküsü şurada) ama işi sürekli yokuşa sürdüler.

  • Bu sayede onlarca bankacının mantığını test ettim. Hemen hepsi çuvalladı. Çok sayıda çömezin, üstad bankacıların bilgi birikimini ve mantığını sorgulamasına vesile oldum. Bazıları ustadların mantıksızlığını sınıfta, toplantılarda aktardılar. Ben tüm bunları genç bankacılara anlatmaya devam ediyorum.

Sonunda gerekli ve fuzuli tüm bürokratik işleri yaptım ve Denizbank’taki hesaplarımı kapattım.

Hesaplarımı kapatırken, “Denizbank’tan hiç bir şekilde SMS, e-posta, adrese broşür, vb. istemediğimi, bunu gerekli yerlere iletmelerini” söyledim. Şubedekiler “Bu konuda ellerinden bir şey gelmeyeceğini” söylediler.

🙁

Sonra da Denizbank’ın spam mesajları başladı.

Hemen her mesajlarına “reply” yapıp “”Denizbank’tan hiç bir şekilde SMS, e-posta, adrese broşür, vb. istemediğimi” yazıyordum ama fayda etmiyordu.

Nihayet “İzinli Pazarlama Yasası” diye adlandırılan yasa çıktı.

izinli_Fatmanur

Yasaya rağmen birçok şirket anlamamakta direndi.

Denizbank da bunlardan biri. Onlardan gelen her mesajını engellemeye çalışıyorum.

Ben SMS ile gelen mesajları engelemek için işlem yapıyorum. Onlar şöyle bir e-posta gönderiyor.

denizbank-spam

Bu e-postaya yanıt olarak, “Sizden hiçbir mesaj almak istemiyorum” diye yanıt veriyorum ama maalesef geri dönüyor.

Arada (hiç talep etmememe rağmen) bana kredi kartı gönderiyorlar. “Mesaj almak istemiyorum” ısrarıma rağmen sürekli taciz eden bankanın kredi kartı ile neler yapabileceğini düşünüp endişeye kapılıyorum.

Bir kampanya e-postası geliyor, ben yine “Kampanya mesajı almak istemezseniz …” kısmını tıklıyorum. Bu sefer de şöyle bir e-posta geliyor.

denizbank-spam-2

 

Yani Denizbank bana “Seni taciz edecek bir yolu mutlaka bulacağım” mesajı gönderiyor.

🙁

Burada tekrarlıyorum.

EYYY DENİZBANK,

SİZDEN SMS, E-POSTA, MMS, BROŞÜR, TELEFON ARAMASI, NORMAL POSTA, KREDİ KARTI, BLA BLA KARTI, SSK BİLDİRİMİ UYARISI, (aklıma gelmediği için burada yazamadığım) HER HANGİ BİR KANALDAN İLETİŞİM VE/VEYA HER HANGİ BİR ÜRÜNÜNÜZÜ ALMAK İSTEMİYORUM.

Bilmem şimdi anlatabildim mi?

🙂