"kamu" etiketli yazılar:

11 January 2012 Wednesday

“Kurum kültürü” bahanesi

Bazı devlet kurumları özelleştiriliyor.

Satın alan şirket kendi yöneticilerini getiriyor. Özel sektörden gelenlerin eski kamu kuruluşlarında yararlı işler yaptığı oluyor. Ne yazık ki aksini de görüyoruz.

Her 2 yönde de şahit olduğum vakalar var.

  • Özel sektörden gelip kamu kurumunu çağdaş, vizyoner duruma getirmeye çalışanlar, bu yolda cesaretle direnenler…
  • Özelleştikten sonra kamu kuruluşunda zaten var olan “Burası Devlet” bakış açısına hemen uyum sağlayanlar, hatta bundan fazlasıyla yararlananlar

İlk gruptakilerle yürüttüğümüz CRM çalışmalarında iyi niyetli çabalarına ve azimlerine hayran olduğumu kendilerine de söyledim. Onlarla çalışmak keyif ve gurur verici.

İkinci gruptakiler ise… Var olan kurum kültürünü bahane ediyorlar. Kendileri de ondan yararlandıkları için… Müşteriyi bile unutuyorlar.

Bana sorarsanız, profesyonel ile ücretli arasındaki farkı buradan anlarız. Boşuna Profesyonel ≠ Ücretli diye tutturmuyorum.

:-(

23 December 2009 Wednesday

Olmayanı satmak

Globalleşme…  Yurtdışı bağlantılar… Kriz… derken… Özel bir kurumda yabancılar büyük ortak durumuna geliyor. Yabancı sermaye tarafından atanan yeni yönetim, kimliğini kanıtlama çabası peşinde…

“Eski yönetimin adamı” diye Pazarlama Müdürü’nü yıpratmaya çalışıyor. O Pazarlama Müdürü, müşteri sayısını iki yıl üst üste  %20 civarında artırmış. Bu dönemde fiyatlarda indirim de yapmamış…

Ne var ki “bizden değil” mantığı çalışıyor. Pazarlama Müdürü’nü onurlandırarak göndermek yerine küçük düşürme çabası içinde… Hatta “Başkan”, pazarlama bölümündeki genç kadrolara, “Müdürünüz yakında gönderilecek” diye bizzat mesaj veriyor.

:-(

“Başkan”, bir yemekte bol miktarda “uluslararası bağlantılar, yurt dışı olanakları, …cağız, ….ceğiz, bundan sonra … caktır…” gibi cümlelerle konuşuyor. Bu özelliğin iletişimde (reklamlarda) kullanılmasını istiyor.

Pazarlama Müdürü, şu anda elde yeterli altyapı olmadığını ve bu konuda yasal çalışmaların da tamamlanması gerektiğini söylüyor. “Şu anda bu şekilde konuşursak, yalan söylemiş oluruz. Kamu yetkilileriyle de sorun yaşarız.” diyor. Başkan “Pazarlama zaten olmayanı satmak değil midir?” diye üsteliyor.

Pazarlama Müdürü “Benim babam esnaftı” diyor. “Bana, olmayanı satmanın pazarlama değil dolandırıcılık olduğu öğretildi…”

Kulağa küpe bir cümle…

:-D

Pazarlama Müdürü görevden alınıyor.

;-)

Not: Çok sayıda ilginç olaya yakından şahit oldum/oluyorum. Bu öyküdeki Pazarlama Müdürü ben değilim

:-D

17 October 2009 Saturday

Yönetimde tutarlılık

Birkaç yıl deniz acenteliklerinde çalıştım. Dünya denizciliğinin en üst kurulu “Uluslararası Denizcilik Konferansı” idi.

Uluslararası ticaretin içinde oynadığı rol düşünülürse, bu kurulda görev almanın ne kadar önemli olduğu tahmin edilebilir.

25 yıldan beri o sektörde değilim. O yıllarda… Gerek dünya çapındaki armatörler, gerekse denizcilikte ilerlemiş ülkeler burada kulis yaparlardı.

Ancak, tutarlılığın ve sürekliliğin önemli olduğunu da herkes bilirdi. Her gelen başkan ile politikaların değişmemesi de bir şekilde düzenlenmişti.

Seçimlerde kazanan aday 2 yıl başkan yardımcısı olarak görev yapar, sonra 2 yıl başkanlık yapar, sonraki 2 yıl da başkan danışmanlığını sürdürürdü.

Yani, ilk 2 yıl başkanlık görevine hazırlanır sonra koltuk el değiştirirdi. Seçim, 2 yıl sonrasının başkanı için yapılırdı.  Bu iki yıl boyunca, uluslararası sorumluluklara hazırlanırdı.

Bazı kararlar, 3 kişilik yönetim kademesinin oy çoğunluğu ile verilirdi.  Böylece yönetimin sürekliliği ve tutarlılığı da sağlanırdı (Belki şimdi de böyledir.)
:-P

Ne dersiniz… Özellikle kamu kurumlarında uygulanmalı mı?
;-)