"karar" etiketli yazılar:

14 February 2011 Monday

Onayım olmadan asla

Patron “Benim onayım olmadan hiç kimse şirket dışı şahıslarla maddi alışverişte ve taahhütte bulunmayacaktır” diye talimat veriyor.

CEO (Osman A. Ataç hocam) bu talimatı hemen geri almasını patrona söylüyor. Ama patron ısrarlı… (Zaten patron olunca, sorgulamadan karar vermek adettir.)

:-)

Düzen değişiyor.

  • Postacı iadeli tahhütlü bir mektupla geliyor. Alındı imzası mı lazım. Patrona gönderiyorlar.
  • Ofise temizlik malzemesi alınacak. Onay için patrona yazıyorlar.
  • Müşteri görüşmeleri kesiliyor. Ne de olsa her müşteri konuşması akçeli konulara dayanır.

O yıllarda e-posta da yok. Herşey birkaç kopya olarak yazılıp patrona sunuluyor.  Ondan yazılı – imzalı onay gelene kadar kimse kılını kıpırdatmıyor. Bütün işler aksıyor.

Patron yine şikayetçi. “Ne oluyor bu şirkette” diye köpürüyor. Yayınladığı talimatın “ne anlama geldiğini” hatırlatıyorlar. Talimat geri alınıyor.

;-)

İşte bir girişimci davranışı örneği daha… “Ankara’ya parasız gelmiştim, koskoca bir holding kurdum. En iyi ben bilirim” tarzı… Uyarıldığı zaman anlamamak, sınama – yanılma ile öğrenmek…

Bende çoook girişimci öyküsü var.

:-D

05 June 2009 Friday

Tatil yeri = zor karar

RIXOS yolculuğunda Sn. Eyüp Kaplan ile yaptığım sohbetleri yazmaya söz vermiştim.

Bir Avrupalı turistin tatil kararını sonlandırıp rezervasyon yapması, ortalama 29 gün sürüyormuş.

Tatil iznini alacağı zamana karar vermesi, sonra hangi ülkeye gideceği, hangi otelde kalacağı… Internet üzerinden araştırmaya başlaması ile “tamam, buraya gideceğim” demesi arasında geçen 29 gün.

Son dakikaya bırakılmayan bir karar süreci… Gidilecek ülkenin siyasi ve ekonomik koşullarından hava durumuna kadar uzanan araştırmalar…

İstisnası elbette var. Dostların, arkadaşların tavsiyeleri… Süreyi oldukça kısaltıyormuş.

Internet’in doğası gereği, tüm dünya ülkeleri size rakip. Yüz yüze gelmeden yapılan zorlu bir mücadele söz konusu.

Bu koşullar altında, çok düşük fiyat verenler dışında, doluluk sağlayan tüm turizm sektörükutluyorum.
:-D

18 January 2009 Sunday

Ufuk sorunu

Karar verme anı ile sonucun ortaya çıkması arasındaki zaman arttıkça verilen yanlış kararların sayısının arttığını söylemiştik.

Bunun aksi yönde de gözlemlerim var. Karar ile sonuç arasında zaman farkı az, ama çoğunluk yanlış karar veriyor.

Yaklaşık 100 metrelik bir cadde. İki ucunda da trafik ışıkları var. Birinde durduğunuz zaman diğerini rahatça görebiliyorsunuz.

Bu ışıklar ters yönde çalışıyor. Biri yeşil yandıktan bir – iki saniye sonra, diğeri kırmızıya dönüyor. Kırmızı ışık 60 saniyeden fazla sürüyor.

İlkinde beklerken “yeşil” yandığını görünce tüm gücüyle gaza basanları görüyorum. Hepi topu 70 – 80 metre sonra frene basacak, ama bu arada çıkabileceği en üst hıza da ulaşmaya çalışıyor. Bu caddede ilk tecrübesi de değil. Her seferinde aynı şeyi tekrarlıyor.

Düşünüyorum. Böyle araç kullanan bir kişiye, bir bölümün yönetimi emanet edilebilir mi diye…Yönetimin amaçlarından biri de “kaynakların etkin kullanımı“dır. Yani aynı sonucu daha az kaynak kullanarak elde etmeye çalışmalısınız.

Hem daha çok yakıt harcayan, hem fren balatasını gereksiz aşındıran, hem de her seferinde hatalarını tekrarlayan bu kişiler, bırakın büyük bir bölümü, küçük bir birimi bile “etkin” yönetebilir mi?

Tüm ufku, önündeki arabanın arkası veya yanındaki arabanın önü ile sınırlı olan bir kişiden ileride büyük bir şirketi yönetmesini bekleyebilir misiniz?
:-(