Onayım olmadan asla
Patron “Benim onayım olmadan hiç kimse şirket dışı şahıslarla maddi alışverişte ve taahhütte bulunmayacaktır” diye talimat veriyor.
CEO (Osman A. Ataç hocam) bu talimatı hemen geri almasını patrona söylüyor. Ama patron ısrarlı… (Zaten patron olunca, sorgulamadan karar vermek adettir.)
Düzen değişiyor.
- Postacı iadeli tahhütlü bir mektupla geliyor. Alındı imzası mı lazım. Patrona gönderiyorlar.
- Ofise temizlik malzemesi alınacak. Onay için patrona yazıyorlar.
- Müşteri görüşmeleri kesiliyor. Ne de olsa her müşteri konuşması akçeli konulara dayanır.
O yıllarda e-posta da yok. Herşey birkaç kopya olarak yazılıp patrona sunuluyor. Ondan yazılı – imzalı onay gelene kadar kimse kılını kıpırdatmıyor. Bütün işler aksıyor.
Patron yine şikayetçi. “Ne oluyor bu şirkette” diye köpürüyor. Yayınladığı talimatın “ne anlama geldiğini” hatırlatıyorlar. Talimat geri alınıyor.
İşte bir girişimci davranışı örneği daha… “Ankara’ya parasız gelmiştim, koskoca bir holding kurdum. En iyi ben bilirim” tarzı… Uyarıldığı zaman anlamamak, sınama – yanılma ile öğrenmek…
Bende çoook girişimci öyküsü var.
1981 yılında ODTÜ – İşletmecilik Bölümünden mezun olduktan sonra, Price Waterhouse Consultancy’de iş hayatına başladı...
