"kaybeden" etiketli yazılar:

05 June 2010 Saturday

Sahada belli olur

Basketbol ile 11 yaşımda tanıştım. O zamandan beri aşırı bir düşkünlüğüm var. Sokak arasındaki potaya topu zor bela atan çocuklar bile olsa, durup biraz izlerim.

:-P

Çeşitli anılar biriktirdim bunca yıl boyunca…

20’li yaşlarımdaydım.  Tatil köyünde basketbol maçında, 30’lu yaşlarında bir ağabeye faul yaptılar. Ağabey düştü ve dizi kanadı. Kalktı. Sakin ama öfkesini belli eden bir ses tonu ile “Mutlu oldun mu şimdi?” dedi faul yapan arkadaşa… “Şurada 1 haftalık bir tatilim var. Senin yüzünden berbat oldu. Bir tane sayı için değer mi sence?…” Bu anı hep gözlerimin önünde kaldı.

30’uma gelmek üzereydim. Mahallede bir saha var. Akşamları iş çıkışında üstümü değişip sahaya gidiyorum. Hava kararana kadar basketbol oynuyoruz. Bir akşamüstü, okuldan tanıdığım bazı arkadaşlar da geldiler. İçlerinden 2’si, Genç Milli olmuş bir zamanlar. Mahallede, hergün oynadığımız arkadaşlar maç yapmak istemediler. “Mağlubiyet garanti” diyerek. Önemli olanın oynamak olduğunu anlatamadım.  Onlar seyretti

;-)

Zaman içinde insanların oyun içindeki davranışlarına bakarak kişiliklerini yorumlamayı (kısmen de olsa) öğrendim. Basit bir maçı kaybetmemek için başkasını sakatlamayı göze alanlar, kazanmak için her şeyi geçerli zannedenler, hayatı kazanmaktan ibaret sananlar, ekip arkadaşlarını sürekli azarlayanlar… Diğer yandan oyunu hep daha iyi oynamaya çalışanlar, başkalarını yüreklendirenler, kötü oyunculara da pas verenler…

Sahada başka, iş hayatında başka olanlar da görürüm. Ama ben sahaya inanırım.

:-D

05 December 2009 Saturday

Bunu yapmayın (2)

Bloglarda uzmanlaşmanın / derinleşmenin olması gerektiğini hemen her sohbette vurguluyorum.

Ben de iş anılarımın yanı sıra, CRM konusunda biraz derinleşme sağlamaya çalışıyorum.

Bazen değişik anlaşılıyor.
;-)

Şirketinin CRM projesi için soru soranlar, ödevleri için “şunu da yaz” diyenler, çıkacak sadakat kartı için strateji isteyenler, bitirme tezi için (nedenleri ile birlikte) örnek vaka talep edenler, çalıştığı firma için RFM veya YBD hesaplanmasını soranlar, vb…  oluyor.

Eğer çalıştıkları şirket için bilgi isterlerse şu yanıtı veriyorum.
:-P

Firmanız (veya her hangi bir şirket) için nasıl bir yol planı oluşturulacağı, CRM faaliyetlerinin nasıl düzenleneceği, YBD’nin nasıl artırılacağı, RFM’in nasıl hayata geçirileceği gibi konuları elbette belli koşullarda anlatıyorum.

Bu konuda beğendiğim şu 3 yazıyı paylaşmak isterim.

Sonuncusu, uluslararası bir firma ile yaptığım çalışma üzerine firmanın bana gönderdiği mesaj…
:-P

Ödev veya tezleri için yardım isteyen öğrencilere de bu yazının linkini göndereceğim. Araştırılması ve öğrenilmesi için ödev veren bir öğretim üyesi olarak, beleşe kaçmayı desteklemek istemem.

Yanlış anlaşılmasın. Öğrencilerden ücret talep etmiyorum. Sadece yardım etmeyeceğimi belirtiyorum.

  • (Bir yazının yorumlarında zaten vardı. Gün ışığına çıkarmanın zamanı gelmiş)

:-P

19 August 2009 Wednesday

30'dan sonra meslek değiştirmek

Dün Selin Akın’ın Friendfeed’de bir cümlesi vardı.

  • “30 yaşından sonra meslek değiştirilir mi sizce?”

Oraya birkaç satır yazdım. Ama İpek Aral Kişioğlu’nun yorumunda verdiği cesaret ile, daha geniş yazılması gerektiğini düşündüm.

İş, meslek, sektör kavramlarını bu yazıda tartışmayacağım.

Yanıtım EVET. 30 YAŞINDAN SONRA MESLEK DEĞİŞTİRİLİR.
:-P

Önce duygusal nedenini söyleyeyim. İnsanın içindeki değere inanırım. “Çare sizsiniz” derler ya… Aynen öyle… Hayatıma yön veren özlü sözler de bu konudadır. Montaigne’in şu iki cümlesi her zaman aklımdadır.

  • “Ancak küçük ruhlar, yaptıkları işlerin ağırlığı altında ezilir, bir yerde durup yeniden başlamayı bilmezler”

ve

  • “Yenilmeden mağlup edilen dizleri üzerinde savaşır”

İstedikten sonra, kim tutabilir ki…
:-D

Bir de işin rasyonel boyutu var.

Türkiye’de iş yapmaya ilişkin kurallar hızla değişiyor. Dünya’nın bir parçası olarak teknolojinin gelmesi dışında…

Uzun yıllar boyunca Türkiye’de “pazarlama” kavramları zayıftı. İndirimler ve taksitler üzerine kurulu bir “satış” ortamı vardı.  (Bknz Levent Erden)

Şimdi “marka” ile gerçekten tanışıyoruz. Değişim öylesine ki… Türkiye’ye marka kavramını getiren kurum şu anda “yaşlı” kaldığı için kıvranıyor. O bile çağa ayak uyduramadı.

Yazmıştım. Eski öğretileri yeniden gözden geçireceğiz. Tecrübe gerçekten tecrübe ise (bilgi artırılmış ise) işe yarayacak. Bir masada geçen 30 yıl tecrübeden değil de ataletten sayılacak.

Gençlerin bir çoğunu eğitenler de bu durumu kavrayamadı.  İletişim (reklam) öğrencileri ile konuşuyorum. Interaktif mecralardan haberleri yok. Facebook ve MSN dışında, sıfır…  Diğer meslek gruplarında da durum farklı değil.
:-(

Bir devirler “Batıya Hücum” gibi… Hemen herkes aynı çizgide… Selin’in 20’liklerden eksiği yok. Fazlası olabilir.

Bu nedenle 30 YAŞINDAN SONRA MESLEK DEĞİŞTİRİLİR. Hatta 40 veya 50’den sonra bile…

Yeter ki sonrası keyifle
:-P