"klişe" etiketli yazılar:

19 November 2014 Wednesday

Kavram klişeleri

Okurlarım biliyorlardır. Klişeleri defalarca tartıştım:

Bu sefer kavramların anlatımında yazılan klişeleri konu edeceğim.

😉

Değişim stratejileri konulu kitap veya makale okuduğumda

  • Barnes & Noble
  • Circuit City
  • Huffington Post
  • Kodak
  • Nokia
  • Netflix
  • SouthWest Airlines
  • Starbucks

vakalarından bahsedilmezse olmuyor.

Kısmen anlayabiliyorum. Bu örnekleri kullanarak derdinizi daha iyi anlatabiliyorsunuz. Zaman, hikayeleştirme dönemi. 20 sayfalık kitabı 200 sayfa yazana garip bakılmıyor, aksine özendiriliyor.

😛

Buraya kadar iyi de…

Her seferinde okur (veya dinleyici) olarak, bunları ilk defa görüyormuşum gibi uzun uzadıya işlenmesi var ya…

Eğer kitabı yarıda bırakıyorsam veya konuşmanın sonunu beklemeden çıkıyorsam…

Kendimi benzetmek istemem ama…

MGM-aslan

Daha filmin başında Metro Goldwyn Mayer aslanını görünce “Ben bunu gördüm” deyip sinemadan çıkan adama benzer şekilde davranıyorsam…

Bazı kavram klişelerinden bıktığım içindir.

🙂

Yeni bir şey öğrenmek bu kadar da zor olmamalı.

.

23 March 2013 Saturday

Sosyal medya klişeleri

LinkedIn konusundaki yazımda “Herkesin Tweet’lerini, Facebook paylaşımlarını, iç dökmelerini yayınladığı yeni bir kanal oldu” demiştim.

Bu eğilim giderek arttı. Bir uzmanlık (örneğin CRMgrubu oluşturuluyor. Orada çeşitli düşünceler, kavramlar paylaşılıyor. Biri gelip konuyla ilgisiz yazıyı ekliyor. Diğeri kendi şirketinin reklam videosunu koyuyor. 

CRM ile ne ilgisi var?” diye sorduğumda, “Sosyal medyada istediğini istediği yere yazabileceğini” söylüyor. Beni de “Sosyal medyaya ayar verme heveslisi” olarak suçluyor. “Siz beğenmeseniz bile başkasına karışmayın” diyor. (3 ayrı klişe cümlesi bir arada…)

Yazıyı beğenip beğenmeme sorunu değil, yayınlanma yerinin CRM grubu olup olmadığını soruyorum.” diyorum ama nafile. 3 klişe cümle tekrarlanıyor. “Aynı düzeyde sanılmamak için onlarla tartışmamayı” öğütleyen kişiye hak veriyorum.

Sosyal mecralarda neyin nerede ve nasıl durması gerektiğini bilen tüm arkadaşlar, benzer suçlamalarla karşılaşmış. Arsızlık prim yapıyor demek ki…

😉

Perşembe günü iki kişiye kulak misafiri oldum.

– Bize yalan söylüyorlar. İstanbul’un nüfusu 23 milyon.

– Sen nereden biliyorsun?

– İçinde yaşıyorum. Nasıl bilmem…

😉

Aynı bilinç düzeyi.

😛

11 March 2013 Monday

60 saniyede neler oluyor

Dün sosyal medya klişelerine “Facebook bir ülke olsaydı…” cümlesi ile giriş yaptık.

Bugün “60 saniye” konusunu işleyeceğiz. 60saniye

😉

Sosyal mecralar ile ilgili sunumlarda, yandaki film afişinin sunumun ortasına koyulması ve etrafına:

  • 1500+ yeni blog yazısı
  • 100,000 tweet
  • 600+ yeni video
  • 13,000 iPhone uygulaması
  • 700,000 facebook güncelleme
  • 170 milyon e-posta
  • 750,000 arama
  • n-bin bir şey
  • m-milyon başka şey

yazılması zorunlu hale geldi.

  • Not: Rakamlar yanlış olabilir. Şu anda doğru olsa da birkaç hafta sonra yanlış olacak. Rakamlara takılmayın, mesajı anlayın.

😛

Ben özetleyeyim. Her 60 saniye’de çok şey oluyor. Bu durumda sosyal mecralarda akıp giden veriyi (big data‘yı) boş geçemezsiniz.

😉