"kovulma" etiketli yazılar:

04 January 2011 Tuesday

Sorumluluktan kaçmak

Direktörlük dönemimde… Müdür bana geldi. Yanındaki eleman ile çalışmak istemediğini söyledi.

Nedenleri tartıştık. Sorumlulukları doğrultusunda yetkisine de saygı gösterdim.

- Peki” dedim. “Kendisine bildir. Yasal görevlerimizi yerine getirelim. Tazminatını ödeyelim.”
- Siz bildirin.” dedi.
- Neden ben bildireyim? Senin kararın değil mi? Kararının arkasında durmalısın”

Yapamayacağını söyledi. “Kendisinin bildirmesi” konusunda direndim. Yarım saatten fazla konuştum. Yetki / sorumluluk ilişkisinden bahsettim. Çaresizlik içinde kıvranan bir müdür görmek hoş değil.

- Öyleyse birlikte bildirelim.” dedim.
- Ben olmasam…”
- Sen kendi kararını açıklayamazsan, ben hiç söylemem.”
;-)

  • Kulluk davranışı isimli yazıma friendfeed’de FUNdalina’nın “Ücreti ben verdiğimde sorumluluğunu alması ve karar vermesi kolay ama diğer türlü sessizlik… doğru :-) ” diye yorumu vardı. Maalesef ücreti ben versem bile, sorumluluk alamayan çoğunluk var.

Kendi kararlarının arkasında duramayanlar, her fırsatta başkalarını suçlarlar. Ben yine tekrarlarım. Sizi köleleştiren patronun değil kendi bakış açınızdır.
;-)

Resim buradan alıntıdır.

:-)

29 December 2010 Wednesday

Kulluk davranışı

Önce performans kriterleri belli kavramlara bağlandı. Ne zaman 5, ne zaman 3, hangi koşulda 1 verileceği saptandı. Tüm teşkilata duyuruldu. O sene Performans Değerlendirme notları beklendiği şekilde dağılmıştı.

Ertesi sene, 1 alanların iş akdinin fesih edileceği belirtildi. Bu sefer hiç 1 yoktu. Ama Genel Müdürlüğe “şu elemanı bizden alın” diye yazılar da gönderildi.
;-)

Müdürler toplantısında Genel Müdür konuyu açtı. “Madem onlarla çalışmak istemiyorsunuz, neden 1 vermediniz?” diye sordu.

“Ekmeği ile oynamayalım” dediler.

“Evinize gelen temizlikçi kadın işini iyi yapmadığında, pislikleri halının altına süpürdüğünde, oyalandığı halde “çok yoruldum” dediğinde ne yapıyorsunuz?”  diye sordu.

“Kovarız!..” dediler.

“Neden kovuyorsunuz. Onun da ekmeği ile oynamıyor musunuz?” diye sorunca yanıt yok. “İş yerinde pislikleri halının altına süpüren, iş yapmayıp oyalananları neden kovmuyorsunuz?” diye üsteledi. Yine sessizlik.
;-)

Bence nedeni, ücreti verenin başkası olması. Aynı kişi hem kendilerinin hem de onların ücretini veriyorsa… Padişahın kulları gibi hissediyorlar kendilerini…

Hep söylerim. Sizi köleleştiren patronun değil kendi bakış açınızdır.
:-D

Resim şuradan alıntıdır.

:-)

23 December 2010 Thursday

Performans ve potansiyel 1

Sevgili Hasan Başusta, friendfeed’de “Çalışanların performansına değil, potansiyeline bakmalıyız. İkisinden biri eksikse bu yöneticinin suçudur, çalışanın değil.” yazmış. Yönetim tecrübesi az olan genç arkadaşlar bunları yazıyor. Elbette rekor sayıda “beğeni” topluyorlar. Ne de olsa anlaşılmamaktan şikayetçi çok genç var.

Hasan’ın girdisi altında epey tartıştık. Daha önce de yazdım. Bernard Shaw‘un dediği gibi “Bu söylediğim de dahil olmak üzere, bütün genellemeler yanlıştır.”

Ben de kendi anılarımı yazacağım. Potansiyeli olup performans göstermeyenler konusunda. Bakalım o genelleme doğru mu?
;-)

İşe yeni bir eleman aldık. Her sabah saat 7.30’da banka dolaylarına geliyor, ama mesai başlamasına 2 – 3 dakika kalana kadar yerine gelmiyordu.

Benim için hava hoş. İşini yaptığı sürece, umurumda değil.
:-D

CRM projesinin bir bölümü için departmanlarla yazışıyordum. Bir yazı ile başladıktan sonra, birçok ayrı mesaja bölündü. Ayrı departmanlarla karşılıklı iletişim aldı yürüdü. Ağaç gibi dallara ayrıldı. Odağı kaybetmemek için genç arkadaştan bunları departman kırılımında tarih sırasına dizmesini istedim.

İlk 5 sayfayı bizzat hazırladım. Eline örneğini de verdim.

Aradan bir hafta geçti. Ses yok. Yine sabah 7.30’da geliyor, yine mesai’ye 2 – 3 dakika kalana kadar yok. Haber gönderdim. Yerine oturdu. İş yapar gibi davrandı, ama sonuç üretmedi.

Zaten bir gün sonra eski yöntemine döndü.

15 gün geçti. Dediğim dosyayı hazırlamadı. Kırmızı kartı gösterdim. Sonra 4 – 5 saat içinde kendim hazırladım.
:-(

Şimdi ödüllü bir blogcu.
;-)