"kredi" etiketli yazılar:

24 August 2015 Monday

Uzmanlık ve Vizyon

Dün Facebook’da, Kutadgu Aslan’ın paylaştığı bir resim dikkatimi çekti.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanının konuşmasına ait gazete haberi resimlenmişti.

BDDK-taksit

Kredi kartlarına ve tüketici kredilerine sınır getirdiklerinde esnafın kendisinin taksit yaptığını görmüşler. Zaten bilinen bir olguyu – neredeyse hayretle – farkettiklerini belirtiyor.

😮

Burada yönetim konusunda yazmayacağım. “”Sadece bildiğini ve ölçtüğünü yönetebilirsin” veya “Bu karar ile ödeme ertelemesine ilişkin yönetimi ve denetimi elinden kaçırman kaçınılmazdı” filan diye uzun uzadıya yönetim bilimleri anlatmayacağım.

Bugün Pazarlama açısından olaya bakacağım.

Taksitli kredi kartları çıkmadan önce de “çek, senet veya diyelim ki mobilyacı, beyaz eşyacı kendi taksit yapıyor” idi. Piyasa eskiye döndü.

Şahsen, BDDK, EPDK gibi üst kurumların yöneticilerinin kendi sektörlerinin pazar dinamiklerini anlayan kişiler olmasını beklerdim.

Son aylarda birçok yazıda belirttim. Sonuncusu taksiler (Uber, Bitaksi ve korsanlar) üzerineydi. Şimdi tekrarlıyorum. Tabiat boşluktan korkar. Müşteri ihtiyaçlarını anlamazsanız, mutlaka boşluğu dolduran bir olgu veya oluşum ortaya çıkar.

😉

20 April 2015 Monday

KOBİ Bankacılığı Çilesi (devam)

Kamu kuruluşunun CRM projesi yapmaya kalkıştığını ve danışmandan teminat mektubu istediğini, benim de KOBİ bankacılığı yaptığını söyleyen bir bankada hesap açtırdığımı, teminat mektubu tutarından fazla parayı bloke ederek mektubu istediğimi, ancak torpil ile aldığımı yazmıştım.

Maceram devam etti.

Kamu kurumunun şart koştuğu teminat mektubu metninde (boşluklarda benim şirketimin adı yazılı olarak)

borçlu …….. şirketinin söz konusu sözleşme kapsamındaki hizmet sorumluluklarını ihlal ettiğini bildiren ilk yazılı talebiniz üzerine protesto çekmeye ve hüküm ve adı geçenin iznini almaya gerek kalmaksızın ve borçlu ……. şirketi ile aranızda ortaya çıkacak herhangi bir hukuki ihtilaf ve bunun akıbet ve kanuni sonuçları dikkate alınmaksızın, yukarıda yazılı tutara kadar bir meblağı hiçbir itiraz ileri sürmeksizin derhal, nakden ve tamamen ve talebinizin Bankamıza tebliği tarihinden ödeme tarihine kadar geçecek kanuni faiziyle birlikte ödeyeceğimizi

diye yazıyordu.

Teminat mektubunun son cümlesi işin önemli kısmı.

İşbu teminat mektubu kesin ve 31.05.2013 tarihine kadar geçerli olup, bu tarihe kadar elimize geçecek şekilde tarafınızdan yazılı tazmin talebinde bulunulmadığı takdirde hükümsüzdür.

Bu cümle net olarak süreyi ve süre sonrasında sorumluluğumun olmadığını saptıyordu. (Ya da ben öyle sanıyordum.)

😉

MANTIK-2

Sözleşmemizin bitişine yaklaştığımızda, onlar memnun olduklarını ve benimle devam etmek istediklerini bildirdiler. Ben sözleşmeyi bitirmeyi tercih ettim.

Mektuptaki tarih (31 mayıs 2013) geçince bankaya gidip blokenin çözülmesi talep ettim.

Teminat mektubunun aslı gelmedikçe alamazsınız.” yanıtını verdiler.

– Kamu kurumu benimle çalışmak istiyor ama ben onlarla çalışmak istemiyorum. Bu nedenle işlerimi zora sokabilirler. Zaten teminat mektubunun süresi de bitti.” dedim.

Teminat mektubunun aslı gelmedikçe alamazsınız.” dediler.

– Peki. Varsayın ki firma yangın geçirdi ve belgeleri yandı. Bu durumda ben bloke edilen parayı hiç alamayacak mıyım?

Teminat mektubunun aslı gelmedikçe alamazsınız.” dediler.

– Kamu şirketine vermeden önce fotokopisini almıştım. Bakın son cümlede ne yazıyor. Bu zamandan sonra “hükümsüz” olduğunu bizzat siz yazmışsınız. Bu koşulda, teminat mektubu zaten geçersiz olduğuna göre aslının ne önemi var?” diye sordum.

Teminat mektubunun aslı gelmedikçe alamazsınız.” dediler.

Tıpkı “kaşe altına imza” gibi, patinaj yapmaya başladık. Banka şubesinde mantık çalışmıyordu.

  • Şaşırmayın. Facebook’da durumu anlatan bir oturum açtım. Birçok bankacı “mektubun aslı olmazsa risk devam eder” diye yazdı. Bu durumda hangi riskin oluşacağını sorduğumda, hiçbiri yanıt yazamadı.

Bu sefer torpil kullanmadım. Bankanın GMY’sini araya sokmadım.

Kamu kurumunun Satınalma Müdürlüğü’ne gittim. Sözleşmemin bittiğini söyleyip Teminat Mektubu aslını rica ettim.

İlgili iş birimi benden memnun olduklarını ve sözleşmenin uzatılmasını yazılı olarak rica etmiş. Hatta, yapılan işin gereği olarak teminat mektubuna gerek olmadığını da belirtmiş (Sağolsunlar).

Ben sözleşmeyi uzatmayacağımı ve teminat mektubunun aslını almak istediğimi bildirdim. İlgili iş birimine sormak istediklerini ve iki gün sonra gelmemi söylediler.  Günü gelince gidip aldım. (Kamu kurumunun Satınalma Müdürlüğü, bankadan daha mantıklı davrandı.)

Saat 17.00’den önce bankaya ulaştım. Mektubun aslını teslim ettim. Teslim aldıklarına dair kaşe altına imza aldım. 😛

Bloke bozulma günü geldiğinde tutarın tamamını nakit olarak aldım. Tüm hesaplarımı kapadım. Bir daha o bankanın müşterisi olmamaya yemin ettim.

Geçenlerde bana kart göndermişler. Fevkalade kuşkulanıyorum.

😮

02 January 2015 Friday

Nesil farkı

Bir arkadaşım anlattı.

Şirkette IT ekibinde genç bir arkadaş varmış “Benim ihtiyacım olduğunda yardımcı oluyor” diye anlattı.

Genç arkadaş zaman zaman bizimkine danışıyormuş. Bir cins mentor gibi (Bu iyi bir şey.)

Aralarında şöyle bir konuşma geçmiş.

– Abi… Size bir şey sorabilir miyim?
– Elbette.
– Ben krediyle ev almayı düşünüyorum.
– Ne kadar biriktirdin? Ne kadarını peşin vereceksin?
– Yüzde yüzü kredi olacak.
– Öyle mi?… Aylık ne kadar ödeyeceksin?
– Ayda 3750 TL tutuyor.

Arkadaşım genç IT’cinin maaşını bilmemekle beraber tahmin ediyor.

– Peki sen ayda 500 – 750 TL ile geçinebilecek misin?
– Abi, ben evlenmeyi düşünüyorum.
– Bak şöyle yapalım. Sen bir 15 gün gözüme görünme.

Arkadaşım, mesajının anlaşılacağını umarak, uzun uzadıya anlatmak yerine (aradaki birkaç adımı atlayıp) doğrudan sonuca gidiyor. (Ben de sıkça aynı şekilde davrandığım için onu anlıyorum.) Ne var ki genç arkadaş başka türlü anlıyor.

– Niye abi? Sen benim evlenmeme mi karşısın?
– …
– Abi… Yoksa sevgilimi mi beğenmedin?

😛

Bir başka arkadaşımın o nesle ilişkin yorumunu anlattım. “Bunlar hesapsız değil, şuursuz” diyordu.

Ben yine Metin Akpınar’ın kulağa küpe bir cümlesini tekrarlayacağım. “Çok sayıda mesaj göndermek, gönderenin bahtsızlığıdır“.

😉