"kültür" etiketli yazılar:

09 October 2016 Sunday

Sen Benim Kim Olduğumu…

6 Ekim’de Marka ve Ego yazısını Twitter’dan:

Marka biraz da EGOdur. Kendini farklı görmektir, tarz yapmaktır. Bunu anlarım.
Ama gerçeklerden koparsan…

diye tanıttım.

Sevgili Umut Aydın, yurt dışında çalışan bir arkadaşından dinlediği Türk iş adamı öyküsünü iletti.

global-yerel

Biliyorsunuz… Her fırsatta kavramların kültür ile ilişkisini vurgulamaya çalışırım.  Bu CEO da, yurt dışında ofis açmış ama global olmayı bırakın “sınır ötesi” bile olamamış.

Zaten

  • global
  • uluslar arası
  • sınır ötesi
  • glokal (uluslararası şirket, yerel strateji)
  • yerel

gibi kavramları [1] , [2] , [3] , [4] sorgularım.

Aralarındaki farklar aslında iş yapma biçimiyle değil, düşünme şekliyle ilgilidir.

😉

14 June 2016 Tuesday

Bulmaca

Az önce Facebook’da Özer Dölekoğlu’nun bir mesajıyla karşılaştım.

Sodyum-So

Bir arkadaşımın anlattığı olay geldi aklıma.

😉

Genel Müdür bir devirler Cumhuriyet gazetesinin yayınladığı çok zor “ödüllü bulmaca”nın hastasıymış.

  • Bilenler bilmeyenlere anlatsın; bulmacayı bir oturuşta çözen olmazdı. Ansiklopediler, sözlükler, eşe dosta danışmalar… Hatta bu Genel Müdür, kadrosundaki kişileri arayıp onlara da soruyormuş. Yine de çözülmeyebilirdi.

Genel Müdür gazeteleri almış, vapura binmiş, bir gazeteyi okumaya başlamış… Yanındaki kişi “Bir göz atabilir miyim?” diye rica edince vermemezlik edememiş. Tanımadığı adam, Cumhuriyet gazetesini almış. Birkaç dakika sonra bulmaca sayfasına gelmiş. Cebinden kalemi çıkarıp bir şeyler yazmaya başlamış.

Genel Müdür’ün aklı gitmiş. Nezaketini bozmak da istememiş. Vapur yanaşana kadar ses çıkarmamış.

Vapur yanaşınca diğer adam gazeteyi güzelce katlamış. Teşekkür ederek vermiş. Bizimki (ne de olsa nazik Genel Müdür 🙂 ) hemen açıp adamın yanında bakamamış.

İşyerine gelmiş. Bulmaca sayfasını açmış. Sadece 2 yerde yazı var.

Bir bağlaç (iki harfli) İP yazılmış.
Yapma, etme (üç harfli) DUR yazılmış.

Sodyum’un simgesi SO ne ki?

😉

 

11 January 2012 Wednesday

“Kurum kültürü” bahanesi

Bazı devlet kurumları özelleştiriliyor.

Satın alan şirket kendi yöneticilerini getiriyor. Özel sektörden gelenlerin eski kamu kuruluşlarında yararlı işler yaptığı oluyor. Ne yazık ki aksini de görüyoruz.

Her 2 yönde de şahit olduğum vakalar var.

  • Özel sektörden gelip kamu kurumunu çağdaş, vizyoner duruma getirmeye çalışanlar, bu yolda cesaretle direnenler…
  • Özelleştikten sonra kamu kuruluşunda zaten var olan “Burası Devlet” bakış açısına hemen uyum sağlayanlar, hatta bundan fazlasıyla yararlananlar

İlk gruptakilerle yürüttüğümüz CRM çalışmalarında iyi niyetli çabalarına ve azimlerine hayran olduğumu kendilerine de söyledim. Onlarla çalışmak keyif ve gurur verici.

İkinci gruptakiler ise… Var olan kurum kültürünü bahane ediyorlar. Kendileri de ondan yararlandıkları için… Müşteriyi bile unutuyorlar.

Bana sorarsanız, profesyonel ile ücretli arasındaki farkı buradan anlarız. Boşuna Profesyonel ≠ Ücretli diye tutturmuyorum.

🙁