"Likemind" etiketli yazılar:

31 May 2010 Monday

Şikayet merci olarak Sosyal Mecralar

Cuma günü Likemind sırasında genç arkadaşlarla sohbet ediyorduk. Konu yine “sosyal mecralarda pazarlama” oluverdi.

Arkadaşlardan biri Friendfeed’e “apartmana XXX firmasının ADSL hattı çektiğini, mevcut YYY firmasını bırakabileceğini” yazmış. “XXX firması beni 4 – 5 kere aradı. Ancak YYY firması hiç aramadı. Ne biçim sosyal mecra izliyorlar” dedi.

😛

İşte geldiğimiz durum. Sosyal mecralarda varız. Demek ki her istediğimizi yapmalılar. Aksi koşulda onlar  “sosyal mecralarda pazarlama” yapamıyorlar.

🙂

Sanki… “Başıma kötü bir şey gelsin de yazacak konu çıksın” diye beklemek gibi… Hasretle beklenen olumsuzluklara, mutlaka kavuşulacağına inanırım.

😛

Gücümüzü kullanmaya itirazım yok. Bazı sorunlarımızı çözebilir. Ama bunu her vesileyle silah gibi kullanmaya başlarsak, bir şey yokken sorun yaratmaya kalkarsak… Olumsuz örnekler sosyal mecraların değerini artırmaz, aksine azaltır.

Bakmayın MSN’de, Facebook’da ilk 3’e girdiğimize… Hayatın gerçeğinde   teşhir veya şikayet eden olmaktan öteye gidilmesi, paylaşan olunması gerek. Bildiğiniz gibi, Twitter veya Friendfeed’de bulunmak için okuma yazma bilmeye, hatta yaşamaya bile gerek yok.

😀

Üretip de paylaşan herkese saygı duyuyorum.

😀

19 March 2010 Friday

Anlamak ve çelişmek

Yenilikçilik ve fikircilik konusunda birkaç kez [1],  [2], [3], [4], [5] yazdım.

Bazı toplantı veya konferanslarda da bu konuda konuşmacı olarak çağırılıyorum.

😀

Likemind’da, e-Tohum toplantılarında, girişim veya yatırımcı konferanslarında “Bir fikrim geldi” diyenler ile karşılaşıyoruz.

Fikir değil, uygulama önemli” diye anlatmaya çalışıyorum. Türkiye’de ve dünyada çok başarılı olmuş girişimlerin büyük çoğunluğu “ilk fikir” değil. Ama ilk olandan daha iyi yapılmış. Hayata geçirirken daha dikkatli davranılmış. (Burak Büyükdemir bunu binlerce kez anlatmaya çalıştı zaten…)

😉

Bir genç arkadaş muhtemelen o toplantılardan birinde bana fikrini söylemiş. Ben de “fikir önemli değil” demişim. Kim olduğunu hatırlamıyorum.

Günlerce beklemiş. Sonra birgün zamanı gelmiş. Ve…  Inı nı nınnnn…. Friendfeed’deki bir yazımın altına yorum girmiş.

  • Bana fikir önemli değil dedi. Ben de onun fikirlerini dikkate almıyorum.

Bu cümleye hiç itirazım yok.

Anlayamadığım şu… Öyleyse beni neden izlemeye devam ediyorsun.  Neden hemen izleme listenden çıkarmadın…

Kendisiyle çelişmemesi için, hemen gereğini yaptım.

😛

20 Mart 2010

Sonrası…

Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nin Marketing Anadolu kulübü öğrencilerinin düzenlediği “Kampüste Marketing” etkinliğindeyim.

Bir genç arkadaş gelip yanıma oturdu. “Tanıdınız mı?” diye sordu. Tanımadığım için özür diledim. “Likemind’da tanışmıştık” dedi.  Sonra birlikte resim çekirmeyi teklif etti. “Gurur duyarım” dedim.

Daha sonra kartını verdi… Yukarıdaki cümleyi yazan arkadaş.

Bu kadar çelişki… Gerçekten değişimi severim.  Ama bana bile çok fazla…

😛

22 January 2010 Friday

Hevesli asistanın hüznü

Onunla ilk tanıştığımda bana hesap sormuştu…

🙂

CRM dersinde ne anlatıyorum yazısında belirtmiştim.

  • Derste sorduğum bazı soruları bilene +2, +3 veriyorum. Doğrudan sene sonu notuna ekleniyor. Yani, karne notu 78 yerine 81 oluveriyor… Bu artı’lardan dönem içinde +6 , +8 toplayanlar da oluyor…

sinifbaskanics1Reklamcılık Okulu öğrencilerinden biri, bu uygulamanın kendisinde gerilim yaptığını söylemişti. Ben de “Gerçek iş hayatı bundan farklı değil. Bir işi iyi yaparsan ödülünü ya hemen, ya da dönem sonunda alırsın. Eğer sende gerilim yaratıyorsa, dersi bırakman daha iyi olur.” demiştim.

😛

Hevesli genç öğretim üyesi
konudan haberdar olmuş. Bir Likemind’da karşılaştık. “yaptığımın yanlış olduğunu, her öğrenciyi kazanmamız gerektiğini” anlattı.

“Dersi bırakman daha iyi olur” cümleme takılmıştı.

“Söylediklerinin mümkün olmadığını…” anlatmaya çalıştım. Örnekler verdim. Öğrenci davranışlarından söz ettim. Epey konuştuk. Son cümlem şöyleydi:

  • “Dersi aslında %5 – 10‘unun hayatında olumlu bir değişiklik yaratmasını umarak anlatırım. Diğerleri bir şeyler öğrenirlerse, bana ne mutlu… Sen yüzde 80’lerden bahsediyorsun. Oysa %15 çok büyük bir oran…”

😛

Hevesli genç öğretim üyesi arkadaşımız, dönem sonunda final sınavını yapmadan önce, “kendisinin en önemli finali” olduğunu belirtmişti. Bütün bir dönem boyunca anlatmış, öğretmeye çalışmış… Verdiklerinin karşılığını öğrencilerin kağıtlarında okumayı umuyordu…

“Yanılırsın…” diye yanıtlamadım. Bekledim…

😛

Sonra, Haziran ayında bir toplantıda karşılaştık. Yanına gittim. “Final sınavı sonuçlarını” sordum.

“Haklıymışsınız. %15 çok büyük bir oranmış” dedi.

Onun hüznü bir yana… Bende de haklı çıkmanın hüznü

😛

Panellerde ve seminerlerde konuşma yaptığı zaman defalarca herkesin heyecanla dinlediğini gördüm. Anlatma yeteneğini de, bilgisinin derinliğini de biliyorum. Sorunun ondan kaynaklanmadığına kefilim.

🙁

Dün yine karşılaştık. Yine aynı hüzün. Bu dönemin final sınavlarını okumuş da…

Ben de bugün okuyup bitireceğim.

🙁