"lokanta" etiketli yazılar:

12 September 2016 Monday

Garsonu Azarlayan…

Dün, Twitter’da Umut Aydın’ın retweet ettiği bir cümle gördüm.

garson-azar

Aklıma ne geldi:

Bir şirkette sadakat programları departmanında çalışıyordum. Yardımcım henüz 30 yaşlarında bir genç hanım.

Bazen öğle yemeğine birlikte gidiyorduk. (Bir yönetici, kendisine bağlı çalışanları sürekli atlatamıyor.) Kaç yıldızlı olursa olsun, daha lokantanın kapısından girerken fırça atmaya başlıyordu. “İçerisi çok soğuk (veya sıcak), klima çalışmıyor mu? Havalandırma yine arıza mı yaptı? Burası yemek (veya sigara) kokuyor.” Falan, filan…

Yerimize oturunca, yine söylenme devam ediyordu. Sürekli olumsuzluk saçarak…

Garsona yiyeceklerimizi söylerken önce onun sipariş vermesini bekliyordum. O ne söylerse, kesinlikle hiç bir şekilde benzemeyen bir yemek seçiyordum. Kışın soğununda çorba içecek bile olsam, o çorba deyince başka bir yemek istiyordum.

Sonra, masanın (hepi topu iki kişilik) siparişini garsona özetliyordum: “Çorbayı hanımefendi içecek, bana da bir salata verirseniz memnun olurum”

😉

Neden biliyor musunuz? Bakarsınız içeriye “Bir çorba, bir de salata… Çorbaya tükürülecek” bile diyebilir. Yemeğini hazırlayan veya getiren kişiye kötü davranmayı hiç önermem.

😛

Birçok ajansın müşterisine söylemek istediğini hatırlatan şu fiyat listesi burada dursun:

fiyat-listesi

😉

09 May 2016 Monday

Lokantada Küçük Farklar

Gittiğim lokantalarda farklı bir şeyler görmeyi umarım.

Uğur Yücel’in dediği gibiÇocukluğumun lokantaları ile bugünü karşılaştırdığımda… En belirgin fark mutfaksızlık. Mesala Boğaz’da bir balık lokantasına gidiyorsun, meze alıyorsun, “ben bunu iki gün önce başka bir yerde yedim” diyorsun. Her şey birbirinin bu kadar mı aynısı olur? Hiçbir özgünlük yok. Eskiden her meyhanenin kendi mutfağından çıkan mezeyi yerdin. Şimdi öyle değil artık.

🙁Deniz-urunleri-lokanta

Daha önce yazdığım gibi, gurme değilim. Yemek kültürü üzerine konuşamam. Ama farklı tatlar ararım. Yöresel yemekleri denerim, çoğunlukla umduğumu bulamam. İstanbul’da daha iyisi vardır.

Yemekler ve mezeler zaten aynılaştı da, hiç değilse lokantanın adı yazılı tabak, peçete dışında fark var mı diye bakınırım. Ufak ayrışma çabaları bile beni mutlu eder.

Yandaki resim, Belçika’da bir deniz ürünleri lokantasından.

Deniz feneri şeklinde tuzluk.

🙂

Küçük bir fark. Ama ayrıştırıyor.

😉

02 May 2016 Monday

Yemek ve Marka

Gurme değilim. Yemek kültürü konusunda ahkam kesecek durumda da değilim.

Ne var ki, bir lokantaya gideceksem ismine dikkat ederim. Açıkçası adı “Siber Gıda” veya “Siber Yiyecek” olan bir yere gideceğimi de sanmıyorum.

Cyber-food-470

Belçika’nın Leuven şehrinde gördüm. Kapanmış bir lokanta havası vardı.

Facebook’tan baktım. Mayıs 2013’ten sonra ekleme yapılmamış.

Şaşırmadım.

🙂