"marka" etiketli yazılar:

15 April 2017 Saturday

Markalaşırken

Bu resmi, Üsküdar’dan yukarı çıkarken çektim.

Yeri güzel. Tam köşebaşında. Yokuştan yukarı çıkarken karşına geliyor. Görmemek mümkün değil.

😉

SALASH KEBAPCHI
FROM ADANA

Sanki hedef kitlesi ile markası arasında biraz çelişki var gibi…

Ben çözemedim. Siz ne dersiniz?

.

04 January 2017 Wednesday

Amazon: Reklamda TV Tercihi

Hani şu “web’de doğan şirketlerin sadece web’de iletişim kurması” gibi, bütünleşik marka iletişimini anlamayan (hatta inkar eden) SMU’culara bir araştırma yanıt vermiş.

amazon-reklam

Araştırma sonucu yayınlanan bu görselde, ABD’li en büyük sekiz perakende zincirinin marka iletişimi konusunda, 2015 ve 2016 yıllarının Ekim-Kasım ayları için mecra seçimindeki değişiklikleri görebilirsiniz.

Şöyle ilk bakışta:

  • Amazon ve Target, TV bütçesini arttırmışlar ama online reklamlara daha büyük ağırlık vermişler
  • Walmart tümden online reklama yönelmiş
  • JC Penney ise tümden TV’ye ağırlık vermiş
  • Sears ve Nordstrom reklam bütçesini her mecra için kısmışlar
  • Kohl’s online reklamı azaltıp basılı mecrayı arttırmış

🙂

Daha doğru bir yorum için elbette tüm yılı incelemek gerek. Ancak yukarıdaki veriler bile perakende zincirlerinin konumlaması ve büyümeye çalıştıkları hedef kitleler konusunda ipucu veriyor.

Türkiye’deki reklam yayınlarının benzeri bir karşılaştırmayı yapmalarını bekliyorum.

😉

06 October 2016 Thursday

Marka ve Ego

Markaların sahipleri (veliahtlar dahil) bazen ego göstermeden duramazlar.

  • Aslında marka biraz da ego’dur. Biraz farklılıktır, biraz ayrıcalıktır… Bunu olağan karşılarım. Ne var ki, bazen bu ego gerçeğin görülmesini (hatta doğru anlaşmalar yapılmasını) engelleyebilir.

1988 veya 1989 senesiydi. Kredi kartları yeni yaygınlaşmaya başlamış. Aylık fon maliyeti % 4.5 – 5 civarında.

Kredi kartlı alışverişlerde işyerlerine uygulanan komisyon oranları büyük değişiklikler gösteriyor. Bankalar arası takas komisyonlarının %4 olmasına karar verildi.

🙂

Ben o dönemde üye işyerleriyle anlaşma yapan ekiplerin yöneticisiyim. Telefonum çaldı. Açtım.

Karşımdaki kişi adını soyadını söyledi. Onu bilmeyen yok. Perakendenin duayenlerinden biri. Markalaşmayı Türkiye’de ilk yapan kişi olarak anılıyor.

– Buyurun efendim” dedim.

Markanın adını vurgulayarak (ki zaten onun ismiyle özdeşleşmiş olduğu için bilmeyen yok) “yüzde kaç işyeri komisyonu uygulayacağımızı” sordu. “Onlardan kâr etmesek bile, bari başabaş noktasında olsun” diye düşünerek % 4 uygulayabileceğimi söyledim.

Anlamadın galiba. Biz …. markasıyız. Şu kadar ciromuz var. Müşterilerimiz şöyle, böyle” diye birkaç cümle daha kurdu. Ben “%4’den daha düşük bir oran olduğunda, artan cironun bize kâr değil, zarar vereceğini” anlatmaya çalıştım.

  • Düşünsenize, %4’ün altında oran verdiğiniz takdirde, zarar etmemek için müşterinizin cirosunun artması değil, azalması için dua etmeniz gerekebilir

Bir kez daha ısrar etti. Ben yine “artan ciro, artan zarar” noktasında kalınca “Evladım. Senin kafan …. markasının büyüklüğünü algılamaya muktedir değil” dedi. Genel Müdürü arayacağını söyledi.

85-years-old

Bu marka da bugünlerde “anneannenizin markası” diye anılanlardan biri.

Demek ki markayı yönetenlerin kafası, kuşak farklarını anlamaya muktedir değilmiş.

😛

Not: Resimler 85 yaşındaki manken Carmen Dell’Orefice‘ye aittir.