"MBA" etiketli yazılar:

15 December 2011 Thursday

Tembel öğrenci

İstanbul Bilgi Üniversitesi e-MBA (uzaktan eğitim) programına katılan öğrenciler ile yılda bir iki kez yüzyüze geliyoruz. Konuları özetliyoruz, onlar sorularını soruyorlar. Kısmen de olsa arada mesafe olmasının olumsuz etkilerini gidermeye çalışıyoruz.

Böyle bir dersin ortasındaydık. Sınıfa girdi. Geç kalanlar gibi suçlu bir ifadeyle ve sessizce en yakındaki sandalyeye yerleşmedi. Aksine, oldukça yüksek ses çıkararak biraz gezdi. Sınıftaki bir iki kişiye omuz attı. Bir hanım çığlıklar atarak ayağa kalktı. O hiç aldırmadı.

Duruma el koymam gerekiyordu. Kararlı ama sakin bir sesle “Bak, burada CRM anlatıyorum. İlgilenmiyorsan sınıftan  gidersin. Eğer sınıfta duracaksan fazla gürültü çıkarma, geç bir yere otur” dedim.

Biraz daha dolaştı. Sonra en arka sıraya geçti. Solak sandalyelerden birine kuruldu.

Sustu. Sınıf arkadaşlarına baktı. Artık ses çıkarmayınca ben dersi anlatmaya devam ettim. Aradan biraz zaman geçti. Sınıftakilerden biri haber verdi.

“Hocam, uyumuş!”

Dersime girerken gürültü çıkarmana pek kızmadım.  Sınıfta dolaştın, öfkelenmedim.

Ama öğrencilerimin önünde karizmamı çizdin . “Kediyi bile uyutan tarzda ders anlattığım” izlenimi yarattın ya!..

Alacağın olsun.

:-P

08 June 2011 Wednesday

Kişiselsizleştirme

Teknoloji sayesinde değişen yönetim kavramlarına Komuta tekliği ile başlamıştım. Dünkü Örgütsel yapı türleri yazısındaki zor anlaşılır cümlelerden cesaret bulup, değişen bir kavramı daha anlatmak istiyorum.

Kişiselsizlik. İngilizce de (impersonality) diye geçen bir kavram bu. Değişimi anlamayan ama kendini kurumsallaşmış zanneden firmalarda masanın eni ve boyu, çekmecelerin sayısı, koltuğun şekli, telefon cihazının özellikleri kişisel beceri ve ihtiyaçlarınıza değil, ünvanınıza bağlıdır. (Geniş açıklama burada.)

;-)

Değişen nedir diye soracak olursanız, yanıtım şöyle:

MBA diplomasını ne yapmalı yazısında vurguladığım gibi, yönetim prensipleri 1800′lerin sonu ve 1900′lerin başında ortaya çıkan sanayi devriminin sonunda, 1910 – 1920 yılları arasında “orta kapasiteli insanların yönetilmesine dayalı” kurallardan oluşmuştur.

Yüzyıl sonra başka bir devrim oldu. Teknoloji ve özellikle internet sayesinde, yenilikçilik yaygınlaştı. Şirketler, sürdürülebilir büyümeyi sağlamak için üstün kapasiteli ve becerikli insanları elde tutmak zorunda kaldılar. Büyük kurumlar, yenilikçiliği şirket içinde yeşertmek ve desteklemek için yeniden yapılanmaya başladılar.

Şirkete ait olan standart renk ve biçimdeki tel zımba, makas, lamba, PC’nin verimi artırmadığı ortaya çıktı. Bir kişi gittiği zaman hemen yerinin doldurulamayacağı noktaların sayısı arttı. Bu insanların rahat edecekleri ortamı yaratmak gerekti. Kişisel ihtiyaçlar, masanın eni boyu gibi şekil şartlarının önüne geçti.

  • Toplu satın alım sayesinde elde edilen verimin, yenilikçilik sayesinde elde edilen verim ile kıyaslanamaz olduğu görüldü.

Masanızı istediğiniz gibi donatmanızla yetinmeyip, isterseniz dışarıda hatta evinizde çalışmanıza izin verilmeye başlandı.

Eski yönetim anlayışının bir uzantısı olan kişisizleştirme, tarihe gömülüyor. Yeter ki siz de yeni dönemin bir ferdi olun.

:-D

07 June 2011 Tuesday

Örgütsel yapı türleri

Komuta tekliği adlı yazının konusu, teknoloji sayesinde değişen organizasyon kuramlarına dikkat çekmekti. Friendfeed ve Facebook‘daki tepkilere bakınca, genç arkadaşlarımızın da eski öğretilere çok sarıldığını gördüm. Hayal kırıklığına uğrayacaklar. Benden söylemesi.

;-)

Bu konuyu çeşitli okullardaki MBA öğrencisi arkadaşlarla tartışıyorduk. Biri şu sayfayı gösterdi.

Birkaç kere okudum. Anlayamadım.

  • Eski öğretilerin tekrarlandığı MBA eğitiminin işe yaramayacağı konusunda görüşlerimin (şurada) doğruluğunun ispatı diye aldım bu cümleleri.

Bana ve o öğrencilere yardımcı olabilecek biri var mı aranızda? Tercüme edip bize de anlatsa…

;-)