"Mc Kinsey" etiketli yazılar:

18 February 2018 Sunday

Agile ve Acil

Agile son günlerin moda deyimlerinden biri. Artık bir teknoloji deyimi olmaktan çıktı ve proje yönetimi biçimi olarak tüm kurum içi faaliyetlerde uygulanır (?) oldu. Kavram olarak “büyük bir projeyi, her seferinde değer üreten küçük parçalara bölerek ilerlemek” diye biliyorum.

Benim açımdan pek de yeni değil. Bana “Büyük düşün, küçük başla” diye ilk anlatıldığında 1999 senesiydi.

Bugünlerde hemen her şey teknoloji ile ilişkili olduğu için, zaten bir kurumun (HR, iletişim, pazarlama, finansman, ve benzeri) diğer departmanlarındaki projeler de BT’nin eline düşüyor. Bu nedenle BT kavramlarından ayrılmaması olağan.

😉

Kadim dostum Halim Özberrak, beğendiği makaleleri Linkedin’de paylaşır. Bu sefer agile konusunda bir McKinsey yazısını paylaşmış. (Bu sefer bir makale değil, çevik takımlar konulu bir sohbette konuşulanlar)

Altına yazdığım yorumu buradan paylaşmak istiyorum.

Bizim buralarda “agile” (baş harfi küçük) denilince “Haydi, acelemiz var” anlaşılıyor.

Demem o ki, bu günlerde “agile” moda.. Herkes yapıyor

🙂

Acilen birkaç takım oluşturalım. Acilen patrona “hızlı kazanım” sağlayacak birkaç sonuç gösterelim. Haydi, hızlı… Acele edelim. [Araçlar yine amaç oluyor.]

Eğer “agile, acil değil çevik demektir” derseniz… “Bana değil, acilen çözülmesi gereken müşteri odaklı sorunlara odaklanmak yerine -mış gibi yapan kurumlara anlatın” derim.

🙂

Bu arada, McKinsey yazısını mutlaka okumak veya sohbeti dinlemek faydalı olur. Çeviklik, farklı açılardan irdeleniyor.

.

25 April 2016 Monday

Sıra Kimde

Son zamanlarda, mümkün olduğunca Dijital Dönüşüm konusunda okumaya çalışıyorum.

Bunlardan birinde gördüğüm şekil çok ilgimi çekti. YeniMedya’16 konferansında da kullandım.

diji-donusum

Geleneksel medyanın yeni medyaya nasıl kaybettiğini biliyoruz. Bugünlerde otomobil şirketlerinin değişimini izliyoruz. Ödeme sistemleri de değişiyor.

İngiltere’de hukuk sektöründe 31.000 kişilik azalma olmuş. Sayının 20 yılda yüzbin’i geçeceği iddia ediliyor. Zaten hakimlere dosya taşıyan ve kapıda isim bağıran kişilere gerek yoktu. Ama anlaşılan, dijital dönüşüm daha derin ayıklama yapıyor.

😉

Nicedir kendime soruyorum. Müşterinin ne zaman, hangi gün ve saat kaçta, neredeyken ve yanında kim varken, hangi hava durumunda nasıl tepki vereceğini bildiğimiz ve müşteriye neredeyse gerçek zamanlı erişebildiğimiz bir ortamda (müşteriyle aramızda köprü kuran) reklam ajansının rolü ne olacak?

Yanlış anlaşılmasın, “artık reklam ajansına gerek yok” demiyorum. “IBM bir haftada 3 büyük ajans satın aldığına göre, ajansın sonu gelmeyecek” diye varsayıyorum. Nasıl evrileceklerini düşünmeye ve bulmaya çalışıyorum.

Önümüzdeki birkaç hafta boyunca, reklam ajanslarında çalışan arkadaşlarımı bu konuda sohbet etmek için rahatsız edeceğim.

IBM-2016-02-ikili

Benzer nedenlerle, pazar araştırması yapan şirketlerin nasıl değişeceğini de merak ediyorum. Müşterilerin birey ve toplum olarak nasıl hareket edeceğini biliyorsanız pazar araştırmasından ne beklersiniz?

😉

Uzun bir özgeçmiş hazırlamak yerine Linkedin adresinizi ve sosyal medya profilinizi veriyorsunuz. Firma birkaç tıklamayla hakkınızda derin bilgi sahibi oluyor. Bu durumda İnsan Kaynakları şirketlerine kim başvuracak.

🙂

Nesneler birbirleriyle bağlantı kurarken ve otomobiller şoförsüz olmaya başlarken… en önemli risk olarak bilgi güvenliği ortaya çıkarken… sigorta şirketleri nasıl değişecek?

😉

Daha önemlisi, yukarıdaki sektörlerden birinde değilseniz, szin sektörünüz nasıl değişecek?

🙂

 

 

03 April 2016 Sunday

Dijital Dönüşüm ve Veri Ambarı

2010 senesinde Müşteri Odaklılık konusunda bir dizi yazı yayınladım. Bunları Smart Marketing Journal isimli e-dergide yayınlamıştım. Bu dergi e-evrenden (yayın hayatından) çekilince yazıları UzaktanCRMegitimi.com’a taşıdım.

Yazılardan ikisi [1] , [2] Müşteri Odaklı Veri Ambarı konuluydu.

😉

Niye özellikle belirttiğimi söyleyeyim.

Mc Kinsey’in Ekim 2015 tarihli “Nine questions to help you get your digital transformation right” (Dijital dönüşümü doğru yapmanıza yardım edecek dokuz soru) adlı yazısının bir bölümünde bakın ne diyor.

Mc-Kinsey-dijital-transformation-DW

İlk paragrafını tek cümleyle özetlersek “IT mevcut işletim sistemlerine dokunmadan çalışan müşteri odaklı bir altyapıyı da yönetmeli” diyebiliriz.

16 seneden beri katkıda bulunduğum CRM projelerinin çeşitli noktalarında yer alanlar, 10 küsür yıldan beri benden CRM dersi alanlar, konuşmalarımı veya sunumlarımı izleyenler hatırlayacaklardır.

Bu “işletim sistemlerinden ayrı -ama veri açısından bağımlı- çalışan müşteri odaklı veri ambarı” iddiasını yıllardır söylüyorum. İlk söylediğimde işittiğim sözleri burada tekrarlamayayım.

MUSTERİ-URUN-EKRANI

Bu vesileyle – bu sefer Mc Kinsey referanslı olarak – bir kez daha vurgulayayım. Müşteri odaklı alt-yapı olmadan, şirketiniz müşteri odaklı olamaz. Dijital dönüşümü rüyasında bile göremez.

😛